Edebiyat

Bir Eşek Öyküsü

BİR EŞEK ÖYKÜSÜ

1957 yılının Temmuz ayı sabah saatleri. On yaşındayım. Anadolu’nun tam ortasında. Bozkırlar içinde bir cennet olan Siliban Köyü ovasında bulunan babama ve “gubaştığımız” “Tomi amcanın çocuklarına” “boz eşeğimize” yüklenen yemekleri götürüyorum.

Ah ah, Tomi Amca dedim de, onun kim olduğunu bir ara sizlere anlatmalıyım. Neyse!

Büyükannem, heybenin iki gözüne doldurduğu yiyecekleri dökmeden götürmem için “aman guzum, yemekler dökülmesin!… Eşee tırısa galdırma emi!” diye tembihleyerek yolcu etti beni.

Keyifliyim, “Ordunun dereleri… ” türküsünü biz, “Hortu’nun dereleri aksa yukarı aksa…Vermem seni ellere, ordu üstüme kalksa…” diye söylerdik… Ardından,
“Birer birer aldım tükenmez sandım
Dolma için adam dövülmez sandım
Anamın evine kovulmaz sandım
Nasıl yedin bir tencere dolmayı gelin
Eşilice, mayahoşu dolmayı gelin”

Türkülerle Siliban ovasının ekin tarlaları arasından kıvrıla kıvrıla uzanan “araba yolunda” ilerliyorum… Eşeğin üzerinde olduğum halde “ekin denizi” içinde kaybolmuş gibiyim… Hafiften esen poyraz, ekinleri bir o yana bir bu yana eğip bükerek yaz gününün keyfini çıkarıyor…

Babamlar, Tomi amcaya ait ovanın aşağılarında bulunan tarlada. Yani yol epeyce uzun. Ova içinde o yıl nadasa bırakılan tarlalarda bile diz boyu ot var.

Tarlalar arasındaki toprak yolun son dönemeci. Sağdaki nadas içinden bir tavşan fırlayarak karşıya geçti. Bizim boz eşek, ürktü şaha kalktı, kendimi yerde buldum… Heybe yerde. Eşek kaçıp gitti. Canım yanıyor, ağlayacağım ama yemekleri yerde görünce ne yapacağımı şaşırdım, çok korktum. Tarladakiler yemek bekliyor. Yemek kaplarını toparladım, dökülenleri derledim, yerleştirdim. Boz eşeğin peşine düştüm. İlerideki nadas içinde otlarken buldum. Tutup getirdim. Heybeyi eşeğe yeniden koydum. O yemekleri heybelere yerleştirmeyi nasıl başardım, hala şaşarım!
………………………..
Bir yıl sonra. Tarlalarımızdaki bütün ekinleri biçtik. Ovadaki son tarlayı biçiyoruz. Boz eşeğin üzerindeyim, yemek götürüyorum… Bir yıl önce eşeğin ürktüğünü filan çoktan unutmuşum. “Karabiberim biberim biberim.” “Elde bade belde şalvar oynar”
Oynar gavur kızı aman oynar, Muhabbeti de aman candan kaynar. “Yani keyfim yine yerinde.
Derken… Siliban Ovasının bizim tarlaya yakın son dönemecinde boz eşek birdenbire durdu, kulaklarını dikti! Bir türlü gitmiyor! Bir yıl önce nadas olan, ama şimdi buğday ekili tarlaya dikmişti kulaklarını, elbette gözlerini… İndim, yularından çektim gitmiyor. Boz eşek bir yıl önce o tarladan yola fırlayan tavşanı unutmamıştı.

Zar zor, o dönemeci geçtik… Sonra bir taş bulup üzerine çıkıp eşeğe bindim. Temmuzun o yakıcı sıcağında tarlaya vardığımda öğle olmuştu…

Malikane, 30.09.2018 Nadir Yaz

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Bir Eşek Öyküsü