Sivrihisar Haberleri

Deprem Risk Haritası ve Erzincan

– 2020 DEPREM RİSK HARİTASI VE ERZİNCAN –

En büyük depremleri üreten, en hareketli fayların geçtiği şehir Erzincan. Harita 2020 – Türkiye deprem fay hatlarının nerelerde bulunduğunu ve nerelerden geçtiğini gösteren haritada Erzincan yok ?

Kuzey Anadolu Fay Hattının Marmara Bölgesi’ne kadar uzandığı açık net görülüyor. Haritada ERZİNCAN gösterilmemiş. Sanırım sadece fay hattı odaklı olduğu için il olarak ayrıntı verilmemiş. Ancak bu kadar çok il yazılmışsa harita içinde ERZİNCAN atlanmamalıydı. Halbuki ERZİNCAN en büyük depremleri üreten şehir. Altından nehir geçiyor. Biraz toprağını eşelediğimde deniz kabuklarını çıkartırdım.

ERZİNCAN’da 1992’de, 7.0 büyüklüğünde, 20 saniye süren toplamda 50 saniyenin bitmek bilmediği ve iftar vakti yaşadığım depremde, anında elektrik gitmesine rağmen, mutfak duvarlarının ayrıldığını, deprem sayesinde sıkışan gazın belli aralıklarla ortaya çıkardığı aydınlıktan görebilmiştim. İftar sonrasıydı. Çay demleyecektim. Çaydanlık elimdeyken deprem başlamıştı. Bu şekilde ERZİNCAN’da yanarak ölen çok oldu. Hatta öğretmen arkadaşlarım ve öğrencilerimden ne yazık ki bu şekilde kayıp vermiştik. Hepsini rahmetle anıyorum.

Mutfakta ocağı kapatmak bile mümkün olmamıştı. İlk anda müthiş bir patlama sesiydi. O an sadece bomba atıldı hissiyle yaşadım depremi, bitmek bilmeyen o saniyeleri. En çok buzdolabıyla boğuştum. Oradan oraya çarpıyordum. Masanın altına düşmüştüm. Kızım küçüktü ve tek derdim ona ulaşmaktı. Deprem bitene kadar da mutfaktan çıkamamıştım. Tavanın sıvaları üzerime dökülüyor ve duvarların çatır çatır birbirinden ayrılma sesi kulağımı tırmalıyordu. Sürgülü çift pencereler, balkon kapısı sonuna kadar açılıp tekrar birbirine çarpıyordu. Depreme yakalandığım ocağın başında beni yanmaktan kurtaran ise binanın ilk olarak arkama doğru değil de karşıya doğru eğilmesi olmuştu. Ayağım yerden kesilmişti. Çaydanlık elimden karşı duvardaki fayansa fırlayıp çarpılmıştı. En büyük fay hattından biri üzerinde olan, en riskli illerden biri ERZİNCAN. Altından nehir geçen il. Kendimi biraz da ERZİNCANLI görüyorum ben. Erzincan’ın en zor yıllarında orada görevliydim. İleride ERZİNCAN ile ilgili kitap yazabilirim. İnşallah, Allah nasip ederse.

1992 depreminde Erzincan, yıkılan binaların tozunda kaybolmuştu. Depremdeki kayıpları, o şehirlerin nüfusuyla oranlamak gerekir. İzmit kalabalık şehir. Elbette Türkiye deprem tarihinin en büyük kaybı 1999 İzmit-Gölcük-Değirmendere depreminde yaşandı. Erzincan 1992 depreminde de ölenlerin sayısı medyada verildiği gibi değildi. 7.0’lik depremi merkezde yaşadık. İlk günler çocuklar kucağımızda askeriyenin tabildotunda sandalye üzerinde uyumaya çalışıyorduk. Herkese Türk subayı ve erler yardım ediyordu. Kurtarma çalışmalarına başka şehirlerden de gelenler oluyordu. Ve canla başla yardım ediliyordu. Bir de yağmalamaya gelenler vardı. Bizim arabamız sanayide idi. Üzerine sanayi çökmüştü. Günler sonra bakmaya gittiğimizde arabanın kalan parçaları diye de bir şey yoktu. Olmayan arabanın taksitini yıllarca ödemiştik.

Zaten canımızı zor kurtarmıştık. O durumda mala üzülemiyor bile insan. Ama her şeyler yağmalandı. Can kaybı çoktu. Türk askeri ölenlerin sayısını kayıt altına alıyordu. Yıkım çok büyüktü. Kalan binalarda hasarlıydı. Ayakta kalan hasarsız binalar sadece Japonların 1939 Erzincan depreminden hemen sonra Erzincan’a gelip örnek olarak yaptıkları ve bu fay üzerindeki şehirde yaşamaya devam ederseniz böyle evlerden yapıp oturmanız gerekiyor dedikleri hepsi aynı renk yeşil tek katlı evlerdi. Düşünün ki o evlerde bir tek hasar yoktu. Ama ders aldık mı? Hayır. Çocuklarımız askeri uçaklarla başka illere yakınlarımızın yanına gönderilmişti. Bize çıkış yasaktı. Erzincan halkı da mecburen şehirden ayrılıyordu. Daha sonra öğretmenler bir sefere mahsus tayin isteyebilir dendi. Ben yine de tayin istemedim. Kış günü hava çok soğuktu. Şartlar çok zordu. Aylarca çadırda kaldık. Karlı bir gün ve fırtınada çadır başımın üzerinden uçmuştu.

İnsan ne kadar çok yer görürse değil ne kadar çok farklı yerde yaşarsa ancak o şekilde öğrenebiliyor. Ben otuz yıl ülkemin şartları ağır olan yerlerinde çalıştım. Şimdi benim gördüklerim ve yaşadıklarımla, otuz yıl aynı yerde yaşamış bir öğretmenin yaşadıkları bir olabilir mi?

ŞAŞIRA ŞAŞIRA UYUDUK UYUTULDUK >

25.01.2020 “Elinka” Sivrihisarlı, Emel Güneş

facebook.com/emel.gunes.7946

Add Comment

Click here to post a comment

logo

Facebook Sayfa