Genel Sivrihisar Haberleri

Erdemli Bir Şehir Sivrihisar

– Şehir ve Erdem –

Şehir demek, en temelde insan demektir. Bir şehrin kurucu figürü olarak başrol insana aittir. Bu aidiyet o kadar ileridir ki şehirle insan adeta bütünleşerek şehri bir insan hüviyetine sokar. Bu bakımdan şehir tıpkı bir insana benzer. Şehrin de insan gibi bir bedeni ve ruhu vardır. Şehri, şehir kılan şeyler sayılırken mimari yapılar, bölünmüş yollar, teknolojik imkanlar, sosyal faaliyet alanları, iş olanakları vs. bunlar şehrin en fazla bedeni olabilir.

Halbuki bir de şehirlerin ruhu vardır. Şehrin ruhu esas itibarıyla şehirdeki toplumun sahip olduğu inanç, ahlak, kültür, gelenek, görenek gibi toplumsal tezahürlerin bütünüyle oluşan genel çerçevedir. Dolayısıyla bu bütün olmadan şehir taşla, duvarla, yolla olsa olsa sadece ruhsuz bir ceset olabilir. Şehre ruh veren, şehri canlı kılan, şehrin bedenini ceset olmaktan kurtaran unsurların başında şüphesiz ahlak gelir. Ahlaki dejenerasyonun yaşandığı şehirler, ahlak planında eriyen, çürüyen toplumlar yıkılmaya mahkumdur. 1

İnsan Yüzlü Şehirler

Oleg Grabar’ın belirttiği gibi İslam şehirleri, insan yüzlü şehirlerdir. Orada Batı şehirlerindeki kurumsal ilişkilerin soğuk yüzüne rastlamazsınız. Bu yüzden de şehrin fiziki görünümü, kurum ve kuralların belirlediği doğrultuda, önceden belirlenmiş katı bir planlama yerine, insanın ihtiyaç ve inancının yumuşak bir yansıması şeklinde belirmiştir.

Latinlerin de dediği gibi, şehrin havası insanı özgür kılmalıdır. İşte İslam şehrinin insani yüzü, tam da bu özgürlük noktasında ortaya çıkmaktadır. İslam şehirleri kurumlardan çok insanı esas almış şehirlerdir. Çağımızın ünlü mimarlarından F. Lloyd Wright’ın deyişiyle “organik” veya “yaşayan” şehirlerdir İslam şehirleri. Bir başka deyişle, insan yüzlü şehirler… 2

Hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyak; bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur. 3

ERDEMLİ BİR ŞEHİR SİVRİHİSAR

Mehmet Mazak – Bir Sivrihisar Hatırası

Tarihi dokusu olan yerleşim yerleri hakkında bilgi dağarcığımı arttıracak yazılar okumak ve bu mekanları görmek, incelemek bende önünü alamayacağım bir arzu oluşturmaktadır.

Ruhumu kendine çeken şehirleri gidip görmeden, incelemeden önce o şehir ile ilgili okumalar yapıyorum. Daha sonra şehre, sokaklarına, mekanlarına, konaklarına ve insanlarına dokunmak yüreğimde hissetmek üzere yazı kaleme alacağım şehri geziyor, inceliyor ve teneffüs ediyorum. Necip Fazıl “Söndürün lambaları, uzaklara gideyim; / Nurdan bir şehir gibi ruhumu seyredeyim” diyor ya, ben de ruhumu hapsedecek, medeniyet esintileri ile serinleyeceğim uzak şehirlere yolculuk yapmayı seviyorum.

Ahmet Hamdi Tanpınar “Ruhumuzun en sanatkar tarafı muhakkak ki sizin hülyanızla beslenen taraftır” der, benim gönül dünyamdaki şehir ve estetik arayışımda suhulet, uhuvvet, maneviyat, medeniyet vardır. Bütün gezi ve incelemelerimde erdemli bir şehir arayışım vardır. Erdemli şehir ise dünya ve ahiret saadetinin birlikte amaçlandığı şehirlerdir benim için. İşte bu yazımda sizlere erdemli bir şehir olarak gördüğüm Sivrihisar’ı anlatacağım.

Sivrihisar’ı ilk gördüğümde bende şöyle bir duygu uyandırdı: “Eski İstanbul’da veciz bir doku görülür; bütün fanilerin evleri ahşap, Allah’ın evleri ise taştandır” sözünün bu şehirdeki karşılığı şudur: “Sivrihisar’da bütün fanilerin evleri gibi Allah’ın evleri de ahşaptır”. Sivrihisar’da Allah’ın evleri camilerimiz dikey (gökyüzüne yükselen) mimari değil yatay mimariye sahiptir ve ahşabın bütün sıcaklığı ve samimiyeti vardır.

Sesini kaybeden, ruhunu kaybeden şehirler vardır günümüzde. Sivrihisar sesini ve ruhunu henüz kaybetmemiş bir Anadolu şehridir. Zamanın kokusu vardır Sivrihisar’da. Yunus Emreyi dere kenarından odun toplayıp gelirken görebilir, Nasrettin Hocayı bütün nüktedanlığı ile halkın arasında gezerken bulabilirsiniz. İstanbul’un ilk Şehremini Kadısı Hızır Çelebiyi medrese bahçelerinde arkadaşları ile oyun oynarken temaşa edebilirsiniz. Gönül sultanı Aziz Mahmut Hüdai hazretlerini Ulu Cami’den çıkarken veya daracık ahşap evlerin olduğu sokaklarda kuytu bir gölgede dinlenirken bulabilirsiniz bu şehirde. Velhasıl zamanın bütün kokularını hissedebileceğiniz bir şehirdir Sivrihisar.

Tarihi Bir Şehir Sivrihisar

Sivrihisar geçmişi ve kuruluşu çok eskilere dayanan bir yerleşim yeridir. Günümüzde Sivrihisar; Eskişehir iline bağlı bir ilçedir. Doğusunu Ankara, Güneyini Konya ve Afyon il sınırlan, batısını Çifteler, Mahmudiye, kuzeyini ise Mihalıççık ilçeleri oluşturur. Adı genellikle Nasrettin Hoca ile özdeşleşen Sivrihisar; taştan sokakları, eski evleri, geleneksel kıyafetli insanı ve yöresel yemekleriyle ilgi çekici yer olarak karşımızda durur. Frig Kralı “eşek kulaklı Midas”tan bereket tanrıçası Kibele’ye kadar birçok efsanenin yurdu olduğuna inanılan Sivrihisar’ın kökeni, ilk Türk uygarlığı olan Etilere kadar dayanır.

Cemal Süreyya Yunus Emre için, “Yunus ki süt dişleriyle Türkçenin, / Ne güzel biçmişti gök ekinini” der. Yunus Emre ve kullandığı dil Türkçenin süt dişleri olarak tarif edilir. Sivrihisar’ı gezip inceleyince hakikaten Anadolu’da Türk şehircilik örneklerinden biri olduğunu, tıpkı ilk süt dişi örneğindeki gibi gördüm.

Sivrihisar’ı gidip görmeden önce tipik bir Osmanlı kasabası veya şehri ile karşılaşacağımı düşünüyordum. Fakat Sivrihisar Osmanlı şehrinden öte bir Selçuklu şehri olarak karşıma çıktı. Bendeki şehir çağrışımımda, medeniyet algımda Selçuklu ağır bastı Sivrihisar’da. Mustafa Tatçı, Yunus Emre için, “Türkçe’nin mana alemine açılan bir kapısı ve tercümanlığını yapan bir Cibril’i olmuştur. Yunus Emre, Türkçeyi vahiy dili haline getiren ariftir” der. Sivrihisar, erdemli şehircilik anlayışımızın temellerinin atıldığı, fidelerinin dikildiği bir yerdir.

Erdemli bir şehir örneği olan Sivrihisar’a geldiğinizde sizi, Sivrihisar Kalesi, Alemşah Kümbeti, Kurşunlu Camii (Camii Beyda), Balaban Camii, Yenice Mahalle Camii, Aziz Mahmut Hüdayi Camii, Bayram Musalla, Elmalı Camii (Hacı Eskici), Saat Kulesi, Surp Yerortutyun Ermeni Kilisesi, Gavur Hamamı, Şeydi Mahmud Zaviyesi, Şamdanlar Evi, Babacılar Evi, Kaymazlar Evi, Yazıcıoğlu Konağı, Boyacılar Evi, Ancılar Evi ve Zaimağa Konağı karşılayacaktır.

Sivrihisar’a sadece ve sadece Zaimağa Konağını görmek için bile gidilir. Şehrin meydanında manevi kucaklarını sonuna kadar açmış bekleyen Ulu Camii (Emineddin-i Mikail Camii) bu şehrin kalbidir. Ulu Camii daha önceleri kervansarayken Emineddin-i Mikail tarafından camiye çevrilmiştir. Anadolu’nun en büyük ahşap direkli camilerinden biridir.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir’de, “Yapmasını çok iyi bilen şark, muhafaza etmesini bilmez,” der. Sivrihisar erdemli bir şehir olarak, modern zamanın yok ediciliğine hala direnen, değerlerini muhafaza etmeye gayret gösteren bir yer olarak varlığını sürdürüyor. Nasrettin Hocanın bir fıkradaki ifadesi ile dünyanın merkezidir aynı zamanda Sivrihisar. Dünyanın merkezine yolculuk yapmak, erdemli şehir ve insan görmek için gidilmesi gereken bir yerdir bu şehir. Farabi’ye göre erdemli şehrin kökeni ve amacı mutlak saadettir. Âlim ve erdemli kişilerin bulunduğu bir yerdir. Bu şehirde toplum üyeleri birbirine yardım eder. Sivrihisar’ın geçmişinde bu değerler mevcut, geleceğinde olması da şimdiki yöneticilere bağlı.

İslamiyet’in ilk asırlarında bir şehir övüleceği vakit binalar değil yetiştirdiği kıymetli insanlar anılırmış.* Sivrihisar çok kıymetli insanlar yetiştirmiş, övülmeyi hak eden bir şehirdir. Her şehrin bir sesi ve kendine has bir kokusu vardır. Şehrin sesi ve kokusu sizi kendinden uzaklaştırdığı gibi, kendine çekebilir. Sivrihisar, kendine has sesi ve kokusu olan bir şehir olarak hatıralarımda yer ediyor…4

***

Kavram boyutu itibariyle kent ve şehir kelimeleri arasında fark olmamakla birlikte; algısal olarak şehir daha kadim olanı temsil ederken, kent daha modern ve güncel bir çağrışım yapmaktadır (Taşçı 2014). Şehir bulunduğu konum ve coğrafi bakımından doğal olarak kurulur, gelişir, kent ise sonradan inşa edilir geliştirilir. İstanbul şehirdir, Ankara ise kent.

Kaynaklar:
1- Şehir ve Erdem – 2017
2- İnsan Yüzlü Şehirler, Mustafa Armağan – 2003
3- Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir – 1960
4- Şehir Kokusu, Mehmet Mazak – 2020
Sh. 124-128 – Yeditepe Yayınevi
* Turgut Cansever, İslam’da Şehir ve Mimari

Derleyen: Murat Sevimbay

Etiketler: Tarihi Şehir ve Kentler, Kent ve Kültür, Şehir ve Şuur, Şehir Manzaraları, Dünkü Şehir, Beş Savaş Bir Şehir

Add Comment

Click here to post a comment

logo