inanç

Gerçek Aşk Nedir

gercek ask - Gerçek Aşk Nedir

ALLAH AŞKI

İnsanlar kaç yaşlarına gelirlerse gelsinler hep gerçek aşkı ararlar. Çünkü aşk muhteşem bir haz. Ve insanlar bunun tadına GALU BELA ‘da Allah aşkı ile vardılar. Ama aşağıların aşağısı olan Dünya cehennemine atıldıklarında hem Allah’a orada verdikleri sözü unuttular hem de Allah’a aşık olduklarını unuttular.

Ama aşk denen bu meyvenin tadı hep dudaklarında kaldı. Bu yüzden insanlar yeryüzünde hep aşkı arar oldular. Ama perdeli oldukları için, zahirde insanlara karşı hissettikleri aşkı gerçek aşk sandılar. Fakat, ne zamanki yaşadıkları heyecan bitti O aşkında, gerçek aşk olmadığını anladılar. Bir başkasını aramaya başladılar.

Sevip te kavuşamayanlar ise, gerçek aşkın hep o kişide olduğuna takılı kaldılar. Aslında herkesin aradığı aşk, galu belada Allaha karşı hissettikleri Allah aşkının tadıydı. Allahu Teâlâ bizleri yeryüzüne gönderirken hepimizi kalplerimizden çipledi. Saniye saniye ne hissettiğimizi biliyor. Salise salise kalbimizi yokluyor.

Her ne zamanki kul, kendini kötü düşüncelerden arındırır. Allaha GALU BELA zamanında verdiği sözü ve ona olan aşkını hatırlayıp perdelerini kaldırmayı kafaya koyarsa, oda kalp yolu ile kuluna olan aşkını itiraf eder. Kulu ile kalbi yolu ile nikahlanır ve kulunu korumaya alır. Nasıl insanlar eşleri ile her şeyi paylaşırsa, Allah’ta O kuluyla her şeyi paylaşır.

Kimisi buna sırlar alemi diyor. ama sır-mır değil. Aşık olana ve aşkını hatırlayana tüm kapılar ardına kadar açılır. Dünya ve dünyalık sevgisi biter ahiret korkusu cennet cehennem olgusu biter. O noktada sadece Allah ile kulu arasında yaşanan büyük aşk kalır.

Korona herkes için bir musibet olarak görünse de, benim için milat oldu şükür Elhamdülillah. İlk geçirdiğim koronadan sonra, Allaha verdiğim sözü hatırladım ve ona tekrardan aşık oldum. İkinci geçirdiğim koronadan sonra ise, dünya nimetlerine karşı duyduğum ihtiyaç azaldı. Korkularım bitti. Kalbimde sadece sevgi kaldı.

Bu demektir ki, korona öldürmek için değil. Kulları kirlenmişliğine göre temizlemek için yeniden frekans ayarlarını güncellemek için yaratılmış bir hastalıktır. Belki de, bizlere anlatılanın aksine korona olmamak değil korona olmak gerekir.

Belki de bu hastalık, rabbimin kullarını temizlemek ve arındırmak için yarattığı bir hastalıktır. Hastalıktan sonra insanların psikolojilerine ve şükürlerine baktığım vakit edindiğim izlenim budur. Belki de küresel çete temizlenmememiz için bizleri aylardır evlerimize hapsettirmiştir.

Birde olaylara bu pencereden mi bakmak gerekir acaba diye düşünmeden edemiyorum. Velhasıl kelam; dertleri bal, geleni hal bildiğiniz vakit her şey kendiliğinden güzelleşiyor.

Aşk bir elektriklenme hadisedir. İnsan ruhu ile aşık olduğunda ruhu elektriklenir. Nefsi ile aşık olduğunda ise bedeni elektriklenir. Ruh ile hissedilen aşk rabbani. Nefs ile hissedilen aşk şeytanidir.

Ruh, aşık olmak için güzel ahlakı, ilahi nizamı ararken. Nefs aşık olmak için güzel bedeni nefsi hayvanileşmiş emmare nefisli kişileri ve şeytani nizamı arar. Ruhu ile aşık olanlar gönül gözüyle. Nefsi ile aşık olanlar dünya gözüyle bakarlar…

Aslında insan insana aşık olmaz. öyle olduğunu zanneder. Oysaki Ruh ruha. Nefs, nefse aşık olur. Ruhu ile aşık olanlar düşünülmeyi. Nefsi ile aşık olanlar dokunulmayı arzu ederler.

Ruhu ile aşık olanlar, yazdıkları çizdikleri, baktıkları, gördükleri ile aşık oldukları ruha dokunurlar. Nefsi ile Aşık olanların ise tek dertleri bedeni hazdır..

Ruhu ile aşık olanlar Allah için Allah’ın rızasına aykırı olduğu için vazgeçebilirler. Ama Nefsi ile aşık olanlar, elde edene kadar asla vazgeçmezler. Elde ettiklerinde ise ya elde etmenin verdiği hazla doyuma ulaşır vazgeçerler. Yada iki hayvanı nefis bir olunca samanlık seyran olur. Ahirette de beraber haşrolunurlar.

***

KULLUK ve İBADET

İnsanların yeryüzüne geliş amacı yemek içmek yatmak eğlenmek değildir. Asıl görevleri Allaha kulluk ve ibadettir. İnsanoğlu hayatını idame ettirebilmek ve görevlerini yerine getirebilmek içinde yemek yemek zorundadır.

İnsanoğlunun aldığı gıdalar ise bu ibadetlerin ve amellerin tohumudur, tohum kötü olursa mahsulde kötü olur. Hatta hatta bazen kötü tohum tarlayı bile telef eder işe yaramaz hale getirir. Hatta öyle ki; Aklın ve sağlam düşüncenin korunması hususunda akla zarar veren maddelerin en kolay bulaşacağı alan, yine gıdalardır.

Ayrıca nasıl ki her eşyanın frekansı varsa, insanoğlunun da frekansı vardır ve içine haram karışmış ya da genetiği bozulmuş gıdalar insanların frekansını bozmaktadır. Bu yüzden her gıda yenmez herkesin ikramı yenilmez. Her kulun sofrasına oturulmaz. Yemekte ve çayda her kula eşlik edilmez.

Özellikle son 100 yıldır tohum (gıdalar) bozulduğu için ve harama helale dikkat eden veya etmeyen herkes her sofrada buluşur hale geldiği için, insanlar ibadetlerindeki lezzet hissini yitirdiler. Frekansları bozulduğu ve aynı kanalda buluşamadıkları için birbirleri ile anlaşamaz hale geldiler ve sağlıklı düşünemez oldular.

İmam kerhi derki; “oruç tuttuğun zaman akşam ne ile kimin yanında iftar ettiğine ve kimin yemeğini yediğine dikkat et. Çünkü nice kişiler vardır ki, yedikleri bir yemek onların kalbini çevirir ibadet edemezler”

Evet eğer ki kalbinin ve bedeninin temiz olmasını istiyorsan aldığın Gıdaların helal mi haram mı olduğuna dikkat etmek zorundasın. Gıdaların helal veya haram olması iki yolla olur. Birincisi, nimetin helal rızık ile temin edilmiş olması, ikincisi ise; içerdiği muhteviyatıdır.

Önceliğimiz helal rızık olmalıdır. Bunu yaptık tamam. Kazanç helal olabilir ama gıdanın içine karışmış olan muhteviyat haram olursa yani gıdanın içine dinen haram olan olan bir malzeme karıştıysa. İşte oda gıdayı haram hale getirir.

Bu iki hususa dikkat etmek, ibadet etmek kadar mühimdir. Çünkü ibadet Allaha varmak için bir araçsa, aracın yakıtı gıdalardır. Yakıt bozuk olursa, aracın yarı yolda kalması kaçınılmazdır.

Hz. Ebu Bekir’in bu konu ile alakalı muhteşem bir kıssası vardır. Hz. Ebu Bekir’in [r.a] bir hizmetçisi vardı. Her gece ona yemesi için kazandıklarıyla satın aldığı bir yiyeceği getirirdi. Hz. Ebu Bekir [r.a] ise bunun nereden kazanıldığını veya nereden geldiğini sormadan yemeği yemezdi.

Yine hizmetçi bir gece ona yemek getirdi. Hz. Ebu Bekir [r.a] elini yemeğe uzattı ve hiç sormadan bir lokma yedi. Bu sırada hizmetçisi ona, ‘Her gece, yemeğin nereden geldiğini sorardınız, bu gece sormadınız.’ Dedi. Hz. Ebu Bekir [r.a],
-“Eyvah! dedi. Bunu bana açlık yaptırdı. Eyvah! Peki o zaman söyle. bunu nereden temin ettin”, dedi.

Hizmetçi şöyle anlattı:
-“Ben Cahiliye (İslam gelmeden evvel) döneminde insanlara istekleri üzerine bazı şeyler okuyarak rukye (sihir, büyü) yapardım. Onlar da buna karşılık bana bazı vaatlerde bulunurlardı. Bugün o rukye yaptığım kişilerden birinin bir düğün ziyafeti verdiğini gördüm. Yanına gittim ve ona, bana verdiği sözü hatırlattım. Bunun üzerine o da bana bu yemeği verdi.”

Hz. Ebu Bekir [r.a] bunu işitince “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciün” diyerek tövbe ve istiğfar etti, ardından yediği bir lokmayı kusmak için zorlamaya başladı. Fakat bir türlü kusamıyordu. Öyle ki kendisini zorlamaktan mosmor kesilmişti. Ne kadar zorladıysa çıkaramamıştı o lokmayı Hz. Ebu Bekir’ in bu halini görenler.

-“Bir bardak su içsen belki çıkarabilirsin.” dediler. Bunun üzerine büyük bir kap dolusu su getirildi. Hz. Ebu Bekir [r.a] suyu içtikten sonra yine kendisini zorlamaya devam etti ve nihayet o bir lokmayı çıkardı.

Onu görenler, -“Bütün bunlar şu bir tek lokma için miydi” dediler. Hz. Ebu Bekir [r.a], Ben Resülullah’ın [s.a.v], -“Şüphesiz ki Allah Teâlâ, haramla gıdalanan her bedeni cennete haram kılmıştır” buyurduğunu işittim, dedi.

Özetle; midemizi gelişi güzel şeylerle doldurmayacağız, yediğimiz gıdaların haram mı helal mi olduğuna ve temin yoluna dikkat edeceğiz. Herkesin sofrasına oturmayacağız, herkesle yemek yemeyeceğiz, ihtiyaç kadar yiyeceğiz.

Yemek hususunda edebi bırakıp oburluğa kaçmayacağız. Çünkü çok yemek kalbi karartır, vücudu hantallaştırır ve ibadet etme zevkini insanın elinden alır. Bu yüzden şeytan çok yiyen ve haram yiyen insanı sever. İnsanların dünyaya gelme amacı neydi?  ibadet etmek. İbadet edebilmek için ne yaparız. HELAL yeriz, HELAL YİYENLERLE YERİZ.

Şenay Tek

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Gerçek Aşk Nedir