Tarihi Eserler ve Turizm

Hanlar ve Kervansaraylar

deveci han - Hanlar ve Kervansaraylar
Edirne Deveci Han

– KERVANSARAY ve HAN –

Bu iki tabir çoğu zaman birbirine karışmakta, eş anlamda kullanılmaktadır. Han, daha çok şehirlerdeki konaklama ve ticaret merkezlerine, kervansaray ise şehir ve kasabalar arasında genellikle Ticaret yolları üzerinde bulunan konaklama ve çeşitli ihtiyaçları gidermek için yapılmış yerlere denir.

Selçuklu kervansarayları genellikle dikdörtgen veya kare planında, açık avlu etrafını kuşatan odalar ve önlerinde revaklar, çoğu kez ortasında şadırvan veya mescit yahut da şadırvan üzerinde köşk mescitler bulunur. Taç kapılı taş binalardır.

Kervansaraylar, Anadolu’da Selçukluların yüksek kültürünü en canlı şekilde aksettiren eserlerdir. Anadolu’da Selçuklu sanatının kudretini, büyüklüğünü ve teşkilatını, sağlamlığını gösteren abidelerdir. Bunların plan ve süsleme motifleri, Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçukluların “Ribat” adını verdikleri önceki Türk kervansaraylarına dayanmaktadır. Çoğu Selçuklu Sultanları ve vezirleri tarafından XIII. yy. boyunca yapılmıştır. Anadolu’da planlan bilinen 59 kervansaraydan başka, son araştırmalarla 35 Selçuklu Han’ı daha tespit edilmiştir. Bunların çoğunda hamam, cami, kütüphane, hekim, baytar ve her çeşit tamir ustaları bulunuyordu.

Hanlar ise, Sultan Hanları, Alayhan, Ağzı Karahan, Issız Han ve Osmanlı dönemine ait Vezirhan gibi. Şehirdeki hanların büyük kısmı sosyal içerikli yapılar olup, otel ve bekar odası olarak kullanılır. Ahşap ve kerpiç malzeme ile yapılmış sade ve iki katlı yapılardır. Kadınhanı gibi iş-yeri olarak kullanılan taş sanat örnekleri de çoktur.

Halime Doğru eserinin 29. sayfasında XV-XVI. y.y.’da Sivrihisar’ın kent niteliğinden bahsederken, kale, han, hamam, Pazaryeri, çarşı, kapan, medrese ve ibadethanesi ve kervansarayından bahsetmekte keza Hoşkadem Camisi Vakfiyesinde kervansaray ağzında dükkan derken bu hususun teyit edildiğini ifade etmektedir. Kanuni devrindeki (1530-1566) vakıf kaydına göre Sivrihisar Çarsısı bir meydan etrafında yerleşmişti. Çarşının merkezindeki Hacı Abdi Kervansarayından ve yanındaki kapandan bahsedilmektedir. Yakın zamana kadar manifaturacı dükkanlarının bulunduğu yere ka­pan, Kubbeli Mahallesi’ne çıkarken sol tarafa da Unkapanı denirdi.

Ulu Cami’nin Hızırbey tarafından tamiri 843H/1439-1440M. yılına isabet eder. Şayet Ulu cami bazı müelliflerin kabulü gibi kervansaraydan camiye dönüşmüş olsa idi, yaklaşık 120 yıl sonra kervansaraydan bahis edilmemesi gerekirdi. Kaynaklarda bir tek kervansaray vardır. O da kapanlar yanındadır. 

Çoğu ahşap yapılı olduğu ifade edilen han tipinin, en ayrıntılı özelliklerini önceki ismi Sivrihisar Arapoğlu’nun Han olan, daha sonra “Kuzatların – Baş-ayvazların Han” ismiyle anılan handa görmek mümkündür. Bu handa yakın zamana kadar büyükçe bir kapıdan girilen dikdörtgen bir avlu, çevresinde girişe göre sol zemin katta yolcuların istirahat ettiği çay ocaklı, peykeli bir mekan ve tüm avluyu kuşatan zemin katta, ahırlar ve bir nalbant dükkanı yer almaktaydı. Birinci katta önü revaklı (gölgelikli) uzayan mekana açılan odalar vardı. Ulu cami yanında olduğundan camisi olmayıp yolcular için hamamı bulunuyordu. Su kuyusu ve tuvaletleri vardı. Han kısmen de olsa bu hali koruyor. Hanın avlusu zaman zaman cambaz gösterileri ve pehlivan güreşleri gibi etkinliklere de sahne olurdu.

Ulaşım imkanları ve sosyal yapı değişiklikleri hanların yapılarında da kendini gösterdiği için sonraları daha ziyade konaklama yeri ve iş-yerleri olarak faaliyetlerini devam ettirdiler. Malik değiştirerek ve maliklerine göre isim alarak zamanımıza ulaşanlar da dahil kısaca hanları saymak icap ederse: Kuzatların Han, Çukurhan, Halid Oğlunun Han, Mehmet Çavuş’un Han, Kanunların Han, Alemşah yanında olup manifaturacılar yangınında yanan Çamhan başlıca olanları idi.

Bahri Gözüm tarafından eski Tabakhane Çeşmesi karşısına Gözüm Oteli, Kuzatların Han kapısı karşısına Ünlüoğlu Oteli yapıldı. (1950’li yıllarda) Son olarak da garaj yanında Belediye tarafından Nasrettin Hoca Oteli açıldı. Bunu Kaya dibinde Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu tarafından kullanılan, daha ziyade dışa dönük hizmetin amaçlandığı otel ve konaklama tesisi takip etti.

HANLAR

1935 – 1945 arası Sivrihisar’da belli başlı çalışan 6 adet han vardı.

1-        Kuzatların Han (Mehmet Çavuşun Han da derler)

2-        Çukur Han (Abdullah Çavuşun han da derler)

3-        Hacı Gökmenin Han

4-        Halitoğlu Hanı

5-        Kanulların Hanı

6-        K. Ali Ağanın Hanı

KUZATLARIN HANI ÇOK ESKİ ADI (ARAP HANI)

Kuzatların Hanı: uzun yıllar Onbirlerin Mehmet Çavuş işlettiği için, Mehmet çavuşun handa derlerdi. Bir zaman geldi Mehmet çavuş bu handan çıktı. Kendisi de Ulu Caminin doğu kapısının karşısına yeni bir han yaptırdı. Kendi adı ile anılan kendi hanını işletmeye başladı.

Kuzatların Handa, Hacibatların Mehmet ve Ahmet kiraladılar. Emmimler: Kuzatların hanı 15 sene kadar işlettiler. Sonra çıktılar. Mehmet Emmim gözüm otelini kiraladı. 15 sene kadar da orayı işletti. O devirde hanların bir gecelik yatak ücreti 10-15 kuruştu. Bir bardak çay elli para idi. Şu andaki para ile 100-150 bin TL. sı bir gecelik yatak ücreti yine de hanlar ucuzmuş.

Hanın Kahyası: Ayakçısı çolak aziz vardı. Rahmetli Aziz ağa, çok iyi ve çok zeki bir insandı. Gözünden hiç bir şey kaçmazdı. Hafiye gibi adamdı. Hanın, gelip giden her şeyini o bilirdi. Çünkü her şeyden o sorumlu idi. Kuzatların han Sivrihisar’ın en büyük hanıydı. Sahipleri Kuzatların şavkı ve kuzatların Mustafa idi. Bu iki kardeş Sivrihisar’ın erken kalkanlarından sözleri tutulan kimseleriydi. Çünkü sülaleden gelen zenginlikleri vardı.

Emmimlerin Hanı işlettikleri devirde Gecekli Ali Efendi Hoca vardı. Sivrihisar’ın vaiz hocasıydı. Evi ai­lesi Geçek köyündeydi. Devamlı Emmimlerin Handa özel bir odada kalırdı. Hanın devamlı müşterisiydi. Âlim bir insandı. Gerek Sivrihisarlılar gerekse Emmimler Gecekli vaiz hocası Ali Efendinin ilminden çok istifade ettiler. Gecekli Ali Efendi Koçanında Cuma vaizlerini çok dinledim.

Gecek köyünün bir özelliği var. O köyümüz hâlâ ilim adamı yetiştiren bir köyümüzdür.

Eskişehir açık öğretim Fakültesinde, aynı köyden yetişen Profesör İmdat Beyefendi Hocayı da burada zikretmeden geçemeyeceğim. İmdat beyde ilim yaymaya devam etmektedir. Ne mutlu ilminden istifade edilenlere o devirde, Sivrihisar Müftüsü olan, rahmetli Rasih Hoca efendinin de vaazlarını çok dinledim. Onunda ilmi çok güzeldi. Ben temel din bilgilerini bu iki hoca efendilerden aldım. Rasih Hoca, aynı zaman benim ilk mektep öğretmenimdi. Allah rahmet eylesin.

Çukur Han: yemeniciler arastasındaydı. Bu Handa o devirde iyi işlerdi. At arabaları köylerden gelir avlusu at arabaları ile dolardı. Bu hana çukurhan dedikleri gibi aynı zamanda sahibinin adıyla anılırdı. Abdullah Çavuşun Handa derlerdi.

Halit Oğlu Hanı

Yukarıda hayvan pazarında, Hızır bey mescidine giderken sağ koldadır. Bu Han öteki hanlardan küçüktür fakat otel gibi işlerdi. Atı arabası olmayan saltan (yalnız) olanlar gece yatmak için bu hana gelirlerdi.

Hacı Gökmenin Han

Yukarıda hayvan pazarında bir han daha vardı, bu han öteki hanlardan küçüktü. Bu han Hacı Gökmenin Hanı olup, kendisinin asıl sanatı nalbantlıktı. Aynı handa nalbantlık mesleğini de yapardı. Hayatı boyunca hiç doktora gitmemiştir. Buna rağmen 110 yaşında vefat etmiştir. Ben Hacı Gökmen Dedenin son zamanlarını bilirim.

* * *

KAPAN HANLARI YAZISI >

Kaynak:

Orhan Keskin – Bütün Yönleriyle Sivrihisar

Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri

Add Comment

Click here to post a comment

widget logo - Hanlar ve Kervansaraylar
sivrihisar sehrengizi 1 - Hanlar ve Kervansaraylar