Blogspot

İngiliz Algısı

İngiliz Algısı

Hani hep deniliyor ya “Filistinliler topraklarını Yahudilere sattılar” diye… Bu Yahudilerin parası mı bitti de sürekli kavga dövüş ile, bombalar ile metre metre yer işgal ediyorlar. Basıp parayı alsınlar.

Ama işin gerçek yüzü öyle değil işte. İngilizler Filistin topraklarını işgal ettiklerinde “Toprak Vergisi” diye bir kanun çıkarttılar.

Yüksek miktardaki bu vergiyi birçok Filistinli ödeyemedi. Ödenmeyen verginin karşılığında evlerine el koydular ve onları sürgüne gönderdiler.

40 yıl öncesi bile sürgüne giden her Filistinlinin evinin anahtarı hala ellerindedir. Bir gün o eve dönme umuduyla taşırlar o anahtarı yanlarında.

İngiliz oyunları hiç bitmez. Yüksek vergi koyar, ödeyemeyince evini alır. Sonra dünyaya “evlerini bize sattılar” algısını yayar. Safiye Çetinkaya

***

Filistin meselesi tartışılırken sıklıkla dile getirilen bir iddia vardır: Filistinliler, topraklarını Yahudilere sattı. Dönemin kaynaklarını ve tarafsız tarihi dokümanları taradığımızda, toprak ve mülk satışıyla ilgili üç durum karşımıza çıkıyor:

Devlet arazilerinin gasp edilmesi, İşgal ve tedhiş hareketleriyle Filistinlilerin kovularak topraklarına el konulması, Toprak ve mülk satışı…

Filistin topraklarındaki Siyonist işgal, en yaygın biçimde ilk iki maddede dile getirilen yöntemlerle gerçekleştirildi. Osmanlı İmparatorluğu bölgedeki kontrolünün gevşemesiyle birlikte Filistin’e akın eden Siyonist yerleşimciler, devlet arazilerine kurdukları kolektif çiftliklerle (İbranicede: Kibbutz) koloniler oluşturdular.

1930 başından itibaren ise, teşkil edilen silahlı çete ve terör gruplarının Filistin köy ve kasabalarına saldırıları başladı. Binlerce insan, bu şekilde asırlardır yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalarak Filistin içinde yer değiştirdi ya da komşu ülkelere sığındı. 9 Nisan 1948 günü gerçekleştirilen Deyr Yasin Katliamı ve sonrasında yaşanan tehcirlerin ardından, Siyonistler Filistinlilerin bıraktığı yerlere yerleşti.

Siyonistlerin Filistin topraklarında adım adım yayılmaları ve bütün bir bölgeyi kontrol altına almaları, daha çok bu iki yolla oldu. Bunun dışında, Müslüman Araplardan çok ufak bir yüzde, elinde bulundurduğu arazileri Siyonistlere sattı. Ancak bunlar da ya bölgede yaşamayan toprak zengini ailelerdi ya da Siyonistlerle siyasi bağlantıları olan Filistinliler.

Genel bütün içerisinde, bu insanların çok küçük bir azınlığı teşkil ettiğini söylemeye gerek yok. Yahudilere toprak ve mülk satışı tartışmalarında neredeyse kendilerinden hiç söz edilmeyen bir aktör var: Ortodoks Hıristiyanlar.

Kudüs’te Siyonistlerin sahip olduğu birçok kıymetli arazi, Müslüman Araplar yoluyla değil Ortodoks Hıristiyanlar vasıtasıyla el değiştirdiği halde üstelik. Örneğin: Bugün Kudüs Eski Şehir’e en yakın mesafedeki Yahudi mahallesi olan Rehavia’nın arazisini Siyonistlere satan, Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi. 1921 gerçekleşen bu satışın ardından, yine aynı Hıristiyan cemaat, İsrail cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığının rezidans arsalarını da İsrail’e sattı. İsrail Parlamentosu Knesset’in üzerine inşa edildiği arazi de yine Rum Ortodoks Hıristiyanların elden çıkardığı bir gayrimenkul.

2000 yılların başında, El Halil Kapısı’nın hemen içindeki The Imperial ve Petra otellerinin binalarının bir Siyonist vakfa satılması ise, Rumların Kudüs’te Siyonistler lehine attıkları en yeni adım.

Mülk ve toprak satışını özellikle Kudüs bağlamında düşündüğümüzde, Müslüman Arapların neredeyse hiç satış yapmadığını, zaten ellerinde satıp savacak derecede mülk bulunmadığını görürüz. Aksine, İsrail’in işgal ve yayılmacılığına karşı, Müslümanlar ellerinde ne varsa onu tutabilmenin telaşı içindeler bugün. -Davamız Kudüs Dergisi, Ocak 2020-

***

1930’larda başlayan göç sonrası bölgede insan başına düşen arazi alanları giderek azaldı ve önce arsalar İngilizlerin belirlediği arz-talep temelindeki fiyatlar ile değer kazandı. Pahalanan ve alımı zorlaşan arazilere ise sadece tüm birikim ve zenginlikleriyle bölgeye gelen Yahudilerin maddi gücü yetmeye aşikardı. İngiliz denetimi altında gerçekleşen Yahudilerin bu “uluslararası nitelikli dolandırıcılık” süreci, topraklarına sahip çıkmaya çalışan Filistinlileri yıldırmak için uygulanan akıl almaz vergi oranlarını beraberinde getirdi.

Bu da Filistin halkı için yaşama şansı bırakmayacak son darbeydi. Arazisinden kazandığı gelirin neredeyse üç katı kadar vergi vermeleri beklenen bölgede, Filistinliler ‘in ise zaten haczedilecek duruma gelen arazilerini satmaktan başka çaresi kalmamıştı. Sonuç olarak, özellikle sosyal medyada propagandası yapıldığı gibi Filistinliler para hırsı içinde topraklarını “peşkeş” çekmediler. Onlar kurulan oyunun sonucu olarak topraklarından çıkmaya zorlandılar.

footer - İngiliz AlgısıHaberler

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - İngiliz Algısı