Genel

Kasabamı Arıyorum

Şimdilerde, o doğup büyüdüğüm, o bağlık bahçelik, o samimi hava esen, kasabamı arıyorum. Hani nerde o kale dışını çepeçevre dolaşan o güzel bağlar. Onları arıyorum.

zamana yolculuk - Kasabamı Arıyorum

Ne idi o günler, bağ kazımı zamanı başka, budama zamanı başka ve hele bağ bozumu zamanı ayrı Tat’ta. Bahar gelmiş asmalar tomurcuk çıkarmış, tam bakım zamanı, un helvası yapılır, bir gün öncesi, dürülür yufkalara, türküler söylenir, böyle çalışma yorar mı insanı hiç?

Bağlarda alaca mı bulundu? Artık; Göç etme zamanıdır bağlara. O güzelim yaz aylarının çok günü geçecektir asmalar arasında. Piknik mi yapacaksın: İğdeli dere, Kaya dibi, Baba çeşmesi, Talat beyin bağ. Ya Babulluoğlu hocanın bağı, görmeye değerdi.

Üzümün hangi cinsini seversiniz? İçinden birini seçmek zordur amma, kekre, arap parmağı, narinci mi? Yoksa toy sırtı, analı-kızlı mârif mi? Bunları da istemezseniz; siyah beyaz ve mor köfter üzümden hangisini?

Sabahın serinliğinde, dürersin yufkaya tulum peynirinden, oturursun seçtiğin asmanın dibine, bir üzümden, bir dürümden yaparsın kahvaltını güzelce.

Öğle yemeğini düşünme hiç; anamız hazırlamıştır harcını, tereyağlı domatesli bulgur pilavının. İkindi oldu mu, tüter her bacadan, koyun eti ile patlıcan kebabının kokusu. Yanında salata ve üzümde, hani ya zevki başkadır. Kasabama has “BASTI’nın yenmesi yufkayı suyuna bandıra bandıra.

Bağ bozumunun zamanı geldiğini sokaklara vuran güzel nefis şıra kokularından anlarsın. Bardak, bardak ikram edilir, o canım üzüm sularından. Pekmez yapılır, sabahlara kadar o büyük leğenlerde. Reçeli ayrı, nardengi ayrı, pekmez ayrı. Boy boy sırlı küplere konur hepsi de. Bütün kış o soğuk günlerde kana kana yemek için.

Güz mevsimi gelmiştir artık. Kış harcı gerekir evlere, bulgur dene, düğ, konur hazırlanan kaplara. Ortaklaşa alınan bir inek veya danadan, yapılır, kavurmanın, incesi kalını dökülür kalıplara. Ya o nefis pastırma ile sucuklar tavana asılır olgunlaşmaları için. Koca bir KARIN sade yağı, bir tulum da peynir koydun mu kilere, rahatsın artık bütün kış.

Şimdilerde olduğu gibi vitrinlerde seyretmiyorum bu güzelim yiyecekleri, kendi evimin kilerindedir ye yiyebildiğin kadar hesabını soracak yok sizden.

Kar kapladı mı yolları aylarca, hapsolur evlere, karınca misali, yazın taşıdığınla geçinirsin kış boyunca. Kasabamı arıyorum, yeşili bol, üzümü bol! Kasabamı arıyorum, kilerinde tavanı sucuk ve pastırma asılı!

Ve o insanları arıyorum candan, samimi, hoş görülü.

Genç Hemşerilerimden Dileğimdir.

Bütün canlılarda olduğu gibi, insanlar da, doğar hayatını yaşar ve bir zaman sonra dünyasını değiştirir kavuşur rahmanına.

İnsanlar muhasebesini yapmalıdır yaşadığı günlerin. Ben cemiyete, insanlığa memleketime, akrabalarıma ve komşularıma karşı gereği kadar vazifemi yapabildim mi? diye.

Dedelerimiz bizlere, bu yaşadığımız güzel memleketimizi kanları pahasına yaptıkları mücadeleler sonunda bizlere emanet etmişlerdir.

Bundan böyle, bizlere düşen büyük vazife, ecdadımızdan aldığımız güzel ahlâk ve terbiye ile ananelerimizi, Türklük gururunu ve manevi değerlerimizi, aynen muhafaza ederek, çocuklarımıza ve torunlarımıza miras bırakmalıyız.

İnsan topluluklarında ve yörelerde az da olsa daima kötüler ve kötülükler bulunabilir. Sizler zaten; güzellikleri, iyi oluşumları örnek olacaksınız. Kazamızın nesiller boyu yerleşmiş ve benliğimize işlemiş güzel geleneklerimizin yolunda gideceğinizden eminim.

Memleketimiz şirin Sivrihisar’ımızın ileriye ve daha ileriye gitmesi ve gelişmesi hususunda uzak durmayacağınıza eminim. İçinde bulunduğumuz yaşantı şartları nedeni ile kazamız dışında bir memlekette ve hatta daha uzaklarda yurtdışında bile olabilirsiniz. Uzakta kalmak bir mazeret sayılmaz aslında. Kendinin veya neslinin büyüyüp yetiştiği bu güzel memleketimizin meselelerine ortak olunuz lütfen.

İşte küçük bir örnek size: İlçemizde ellili yıllarda, bir Mustafa Uça vardı. O da herkes gibi sabah erkenden dükkanını açıp nasibini bekliyordu, çoluğu çocuğu için. Amma onun memleket aşkı ruhuna güç katıyor, yeni düşüncelere yöneltiyordu, kazamız içi, birbirine bitişik binalar ve avlular ile çarşıdan ibaretti. Yeşillik dersen hak getire?

Evet kalelerin dışı çepeçevre bağlar ve ağaçlarla süslü idi amma; ona erişebilmek için en az birkaç km. yol almak gerekirdi. Bu da ancak hafta sonu maaile yapılabiliyordu.

İlçemiz kayanın kanatları arasında kup kuru benliği ile sıkışıp kalmıştı. İşte Mustafa Uça öncülüğündeki sistemli ve uzun çalışmalar ve fedakârlıklar sonrasında; Şeydi hamamından kumlu yol girişine kadar olan çöplük olarak kullanılan geniş araziye yeni bir hüviyet verilerek çam ve güller le süslü bir PARK (UÇAPARK) haline getirilmiştir. Bu park sayesinde şehrimiz nefes alır hale gelmişti. Bu yapıda emeği geçenlere minnet dolu şükranlarımızı arz ederiz.

Tarihte ilim yuvası olarak kayıtlara geçen memleketimiz asırlar boyu hocası Yunus’u ve Hızır beyi ve niceleri sayesinde dünyasında yerini almıştır. İşte bizler de bugün olduğu gibi yarınlarda da genç kuşaklarımıza örnek olmalıyız ve hatta bu yarışta öne geçmeliyiz.

Ben de naçizane bu ulvî ve güzel düşünceler ışığı altında mesleğimle ve sosyal çalışmalarımla yardımcı olmaya çalıştım. Yıllar yılı uzun bir çalışma ve tetkik ürünü olarak ta bu eseri vücuda getirmeye çalıştım. Karınca-kaderince.

Bu eserle iddia sahibi değilim. Sadece Sivrihisar denince akla evvela neler gelir? Sorusuna cevap vermeye çalıştım. Ben bir tarihçi yazar değilim. Ben bir tıp doktoruyum. Ancak mesleğim icabı 1950-1963 arası 13 yıl kazamızda hasta hekim münasebeti nedeniyle girmediğim ev kalmamıştı hemen hemen. Bu bakımdan aile sosyal yaşantımızın içinde büyüdüm. Hemşerilerimle aynı duygu ve düşüncelerle yıllarımı geçirdim.

Sivrihisar’ımızla ilgili daha evvel zamanlarda yazılmış eserlerden de ilham alarak ve Sivrihisar’dan işim icabı madden ayrılsam da manen ona bağlılığımı sürdürerek 70 yıla yakın ömrümün acı ve tatlı anılarını da ekleme fırsatını bularak bu kitapçığı vücuda getirmeye çalıştım.

Kullandığım her cümle iyi niyet mahsulüdür. Hiçbir art niyet yoktur. Herhangi bir şekilde yapılan esprilerden lütfen ters bir yorum yapmayınız. Bu vesile ile hemşerilerime dost ve akrabalarıma sonsuz saygı ve sevgilerimi sunarım.

***

Op. Dr. Mustafa KILIÇAL
15 Mayıs 2003
ANKARA

Eskişehir Sivrihisar

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Kasabamı Arıyorum