Blogspot inanç

Kullukta Üç Makam

kulluk uc makam - Kullukta Üç Makam

İnsanın Allah’a kulluğu sırasında, karşısına üç makam çıkar: ayinedarlık, vazifedarlık ve manidarlık. Bu makamlar, insanı yaratılanlar içerisinde özel bir hale ve konuma sokar. *

İnsan kâinata nasıl ayinedar olur? Ana tema olarak anlatacak olursak, bu, Yaratıcının bütün sanatına, eserlerine ayna olmaktır. Bunu yaparken sorumluluklar alınır, manalar yüklenir. Mesela bir bilgisayarın fonksiyonlarını düşündüğümüzde şunu görürüz: Bilgisayar, onu yapan mühendisin veya ekibin yapmak istediklerine ayinedarlık yapar. Tek bir tuşa basarak bir program yüklenebilir. Fakat o programı yazmak için, yüzlerce Microsoft çalışanı günlerce çalışmışlardır.

Mesela televizyonda seyrettiğimiz on dakikalık bir filmin ortaya çıkmasında, yüzlerce çalışanın emeği vardır. Oyuncusu, rejide çalışanı, senaryo yazarları, yönetmen ve yardımcıları, ışıkçılar, sesçiler, kostüm ve sahne tasarımcıları gibi birçok insanın emeği bulunur. Filmin kamera arkası gösterildiğinde, o eseri yapanın sanatına karşı ayinedarlık yapılmış olur. Ama eser sadece eğlence gibi seyredildiğinde kıymeti anlaşılmamış olur.

İnsanın da kâinatta böyle ayinedarlık görevi vardır. Melekler, ruhanî varlıklar birer izleyici ise, insan bunların içerisinde, İlahî boyuta ayinedarlık yapar. İnsan dışında hiçbir varlık tam ayinedarlık kapasitesine sahip değildir. İnsan hem vazifedar, hem ayinedardır ve aynı zamanda mânâların yaşanmasına da sebep olur. İyi ve kötünün mücadelesini yaparak esma-i ilahiyenin tecellisine ayinedarlık yapar. Allah’ın görünmeyen gayb ilmini, insandaki iyicil ve kötücül duyguların mücadelesi görünür hale getirir. İnsan, kâinattaki diğer izleyenlere karşı bir vazife alır, ayinedar olur.

İnsanın bunu yapabilmesi için mektup olduğunu bilmesi gerekir; kişi, bir ayna ve memur olduğunun farkına varmalıdır. İnsan o zaman eser olduğunu, müessir olmadığını; mektup olduğunu, ama yazar olmadığını anlar. Böylece Yaratıcının sıfatlarına ve isimlerine kâinatta ayna olur.

Mesela bir CD içinde mükemmel bir program hazırlanmıştır. Eğer bilgisayar çalışmazsa o CD hiçbir işe yaramaz. CD’yi çocuğun eline verip oyuncak haline getirilirse boşa harcanmış olur. İnsanda da bilgisayardaki ekran gibi bilgi gösterme kabiliyeti vardır. Kâinatta yüklenmiş olan programı insan açıp, sergileyip, icra edebilir. İnsana verilen bu vazife, onu Yaratıcıya muhatap hale getirmiştir. Bu vazife, insana manidarlık makamı kazandırır.

Bu durumu şu örnekle de açıklayabiliriz: Büyük projeler yapmak üzere hazırlanmış yüksek donanımlı bir bilgisayar vardır. Bu bilgisayarla büyük eserler yapmak yerine satranç veya poker oynanırsa, o cihaz amacına uygun olmayan basit bir işte kullanıldığı için israf olur. Sadece oyun için kullanılacaksa daha basit cihaz kullanılabilirdi. Büyük projelerin yapıldığı, sonsuz yetenekleri olan bir bilgisayarı hesap makinesi gibi ya da birkaç oyun için kullanmak o cihazı hediye edene karşı da nezaketsizlik olur.

Bir baba çocuğuna aldığı bilgisayarın sadece oyun için kullanıldığını görürse bir daha almaz. Bir patron, çalışanı bilgisayarı oyuncak gibi kullanıyorsa, onu elinden alır. Sonsuz kabiliyetleri olan insan da vücudunu sadece yemek, içmek, üremek gibi diğer canlıların kapasitesinde kullanırsa, ilahi yazılım hedefine uygun kullanmış olmaz ve o bilgiye hürmetsizlik etmiş olur. İnsana verilmiş olan ayinedarlık, vazifedarlık ve manidarlık görevine, yani yaratılış amacına uygun kullanılmamış olur. Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Bir Kuran tefsirinde beyan edildiği gibi, insan öyle bir nüsha-i camiadır ki, (geniş, kapsamlı sayfa) Cenabı Hak, bütün esmasını, insanın nefsiyle insana ihsas ediyor.

İnsan, üç cihetle esma-i İlahiye ye (Allah’ın isimlerine) bir ayinedir.” Bütün aza ve aletleriyle, cihazat ve cevherleriyle, latifeleriyle ve maneviyatıyla, havas ve hissiyatıyla ayrı ayrı esmanın ayrı ayrı nakışlarını gösteriyor. Demek nasıl esmada bir İsmi Azam var; öyle de, o esmanın nakışlarında dahi bir nakşı-ı azam var ki, o da insandır.”

Birinci vecih: Gecede zulümat nasıl nuru gösterir. Öyle de, insan, zaaf ve acziyle, fakr ve hacatıyla, naks ve kusuruyla bir Kadir-i Zülcelâl’in kudretini, kuvvetini, gınasını (zenginlik) ve rahmetini bildiriyor.

İkinci vecih ayinedarlık ise: İnsana verilen numuneler nev’inden cüz’i ilim, kudret, basar, sem’, malikiyet, hâkimiyet gibi cüz’i vasıflar ile Kâinat Malikinin ilmine ve kudretine, basarına, (görmek) semi ‘ne, (işitmek) hâkimiyet-i rububiyetine ayinedarlık eder, onları anlar, bildirir. Mesela, “Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve görüyorum ve onun malikiyim ve idare ediyorum. Öyle de, şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar ve idare eder.”

Üçüncü vecih ayinedarlık ise: İnsan, üstünde nakışları görünen esma-i İlahiye ye ayinedarlık eder. Meselâ, yaratılışından Sânî, Halik ismini ve hüsnü takviminden (en güzel surette yaratılması) Rahman ve Rahîm isimlerini ve hüsnü terbiyesinden Kerîm, Lâtif isimlerine ayine olur. Diyanet Vakfı Yay. Sözler – 851

***

* “Küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir. Fakat o tek seyyie (kötülük), bütün kâinatın tahkirini ve bütün esma-i ilâhiyenin tezyifini, bütün insaniyetin terzilini tazammun eder. Çünkü şu mevcudatın âlî bir makamı, ehemmiyetli bir vazifesi vardır. Zira onlar mektubât-ı Rabbâniye ve merâyâ-yı Sübhâniye ve memurin-i ilâhiyedirler. Küfür ise, onları âyinedarlık ve vazifedarlık ve mânidarlık makamından düşürüp, abesiyet ve tesadüfün oyuncağı derekesine ve zevâl ve firakın tahribiyle çabuk bozulup değişen mevadd-ı fâniyeye ve ehemmiyetsizlik, kıymetsizlik, hiçlik mertebesine indirdiği gibi; bütün kâinatta ve mevcudatın ayinlerinde nakışları ve cilveleri ve cemâlleri görünen esma-i ilâhiyeyi inkâr ile tezyif eder.” R.N.K.

eml - Kullukta Üç Makam

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Kullukta Üç Makam