Arşiv

Maddi Miras ve Manevi Miras

Maddi Miras ve Manevi Miras –

sakli miras - Maddi Miras ve Manevi Miras

Başınıza her ne gelirse gelsin üzülmeyin. Kabule geçin çünkü bazı durumlar vardır ki, siz ne yaparsanız yapın iş olacağına varır.

Gelecek gibi bir kaygınız olmasın. Çünkü aslında gelecek diye bir şey yoktur. Bu kaygı şeytandandır. AN vardır. Her şey anda yaşanıp biter. Dünde yoktur aslında. Bir soluk önceniz dününüzdür. Çünkü yaşanmıştır ve bitmiştir geri gelmesi imkânsızdır.

Yarın aç kalacağının telaşına vehmine kapılıp şimdiden 5-10 ekmek yemenin akılla izah edilir bir yanı olmadığı gibi, yarına ve düne üzülmekte akıl kârı değildir. Enerjimizi dün için üzülmeye gelecek için hazırlığa harcarsak, bugün yaşamaya vaktimiz ve enerjimiz kalmaz. Anı yaşamamız şart. Yoksa, bu kısıtlı zamanda zarar ederiz.

Hayata sürekli müdahale etmek yerine akışına bırakın. Her ne kadar siz yolun sonunu göremeseniz de. Ufkunuz bu kadar geniş olmasa da, nehrin bağlandığı ve döküleceği deniz bellidir. Geminin içi su almadığı müddetçe, sonsuz büyüklükteki deniz O gemiyi batıramaz.

Siz zihninize girmesine izin vermediğiniz müddetçe, olumsuz düşünceler sizin bedeninizin ve beyninizin yıpranmasına katkıda bulunamaz. Bindiğiniz kayığın sele kapılacağı veyahut ta rotasının şaşacağı ezelden bilinir. Çünkü kayığın gideceği rota ezelden bellidir.

Yaşadığınız her olay sizi gitmeniz gereken yola götürmek için yaşanır. Siz “Kayığım yolundan saptı felakete uğradım” zannedersiniz. Oysaki Allahu Teala buna izin vererek, sizi yeni rotanıza yönlendirir.

Sizin bugün ayrıldığınız veya atıldığınız işiniz, gelecekte sizin için hazırlanmış ve kaderinize yazılmış diğer işe yer açmak için biter. Siz öldüm bittim aç kalacağım zannedersiniz. Oysaki, Allah size oyalanmanız ve imtihan olmanız için yeni bir kapı açıyordur siz bilemezsiniz.

Eşinizden ayrılırsınız veyahut ta çok sevdiğin bir arkadaşınızla yollarınız ayrılır öldüm bittim yaşayamam artık nefes alamam zannedersiniz, oysaki o insan vakti zamanında bir görev için sizin hayatınıza sokulmuştur ve o insanın sizin hayatınızdaki görevi bittiği için, yollarınız ayrılmıştır. Hikmeti bilemezsiniz. Hikmeti bilen ve bildiren yalnız Allah’tır…

Sizin göreviniz sürekli olarak hayata müdahale etmek veya şikayet etmek değildir. Düzeltmeyi denemektir olmuyorsa, düzelmiyorsa kabule geçip razı olmaktır. Hani bazen hayatınızda bir türlü çözülemeyen sorunlarınız ve sıkıntılarınız vardır ya. İşte bunların çözülmeme sebebi, o şeyle olan imtihanınızın bitmemiş olmasındandır.

Oysa ki, size gelen o soruya (soruna) cevap verseniz. Yada şikayet etmek yerine, kabule geçip, “bu soru zormuş tüm soruları çözdükten sonra tekrar bu soruya bakayım dersiniz” ve soruyu işaretleyip, yolunuza devam ederseniz.

Bu esnada da, bir yandan sorunun cevabını bulmak için kafanızda proje şekillendirirseniz, hem o soruda (sorunda) oyalanıp vakit kaybetmemiş olursunuz hem de, geri kalan soruları ve sorunları vakitsizlikten dolayı riske etmemiş olursunuz.

Hayat çok kısa süreniz su gibi akıp gidiyor imtihan bitiyor. Sadece önünüze çıkan her olaydaki mesajı okuyun anlayın ve razı olun. Unutmayın ki, ne size ait olan sizin kaderinize yazılmış olan sizden gider ne de sizden giden size ait olmuştur.

Haset etmeyin, kıskanmayın ve başkasına benzemeye çalışmayın. Siz, siz olduğunuz için değerli ve kıymetlisiniz. Başkasına benzediğinizde imitasyon takılara dönersiniz değersizleşirsiniz.

Hangi işi yaptığınız mühim değildir, mühim olan ne yaparsanız yapın aranılan ve güvenilen isim olmanızdır. Mesleğinizden veya şartlarınızdan dolayı asla ve asla kendinizi hiç kimseden aşağı görmeyin. Unutmayın ki, utandıklarınız değil, siz sizi besliyorsunuz, siz sizi anlıyor, siz size bakıyorsunuz.

Kendinize saygı duyun. Kendinizi sevin kabule geçin. Allah’ın size verdiklerinden ve Allah’tan razı olun ki, oda sizden razı olsun. İki tarafın razı olduğu bir anlaşma asla fesada uğramaz, kazandırır kaybettirmez.

Nasıl ki, dedelerimizden bize maddi miras kalıyorsa, manevi mirasta kalıyor ve bu manevi miras DNA ve RNA sarmallarımızla bize taşınıyor.

İnsanoğlunun işlediği her günah ve her sevap sadece amel defterlerine işlemiyor, aynı zamanda DNA ve RNA sarmallarına da işliyor ve gen yoluyla kendisinden sonraki tam 7 soyuna kadar huy olarak gidiyor.

Burada yanlış anlaşılma olmasın kişiye dedelerinin ninelerinin günahları miras kalmaz kişi annesinden doğduğunda tertemiz doğar yüklendiği şey, yedi ceddinin işlediği amellerin DNA VE RNA sarmalına işleyen kısmıdır.

Evet yedi nesil diyorum çünkü İnsan oğlunun akrabası geriye doğru ve ileriye doğru 7 nesildir. Hani zaman zaman “7 ceddimiz” deriz ya işte bu sebepledir, bu 7 nesil içerisinde hem anne hem baba tarafımızdan geriye doğru tam 256 tane anne ve baba vardır.

Bu 256 tane anne babanın hepsinin ahlakı, özü, karakteri, işledikleri günahlar ve sevaplar zerreler seviyesinde de olsa süzülerek DNA ve RNA sarmalları ile nesilden nesile bizlere kadar sirayet etmektedir.

Her ne kadar insanlar maddi mirasın varlığını kabul edip, manevi mirasın varlığını reddetmiş olsalar da bu yazdıklarım haktır ve gerçektir. Dedelerimizden bize maddi mirasın yanı sıra manevi mirasta kalır. Genlerimizle bize taşınan bu manevi miras bizim nefsimizin ahlakının temelini oluşturur.

Ne zaman ki kişi ergenliğe girer o zaman dedelerinden ve ninelerinden kendisine gen yoluyla sirayet eden bu temeli alıp ya daha iyiye götürür ya daha kötüye götürür. Ama bazı durumlar vardır ki, kişi ne yaparsa yapsın ne kadar nafile namaz kılarsa kılsın ne kadar Nafile ibadet ederse etsin bu durumlar kişinin yakasından bir türlü düşmez.

Kişi, gerçekten dört dörtlük biri olmasına rağmen, kişinin başı, belalardan sıkıntılardan huzursuzluklardan, vaz geçemediği kötü huylardan bir türlü kurtulmaz. Kişi günah olduğunu bile bile hırsızlık yapar veya zina işler, veya insan dolandırır, veya ibadet etmez veyahut ta Allaha isyan eder. Bunların günah olduğunu bilir ama yine de kendisini bu kötü ahlaktan alıkoymayı bir türlü başaramaz.

Veyahut ta çok dürüst bir şekilde iş ahlakına riayet ederek çalışır ama bir türlü iki yakası bir araya gelmez. Kişi iyiye ve doğruya yönelmeye çalışsa da karakteri buna bir türlü müsaade etmez. İşte bunların hepsinde kişinin geçmişinin yani 7 ceddinin de payı vardır.

Eğer ki 256 soyunun içinde birileri ah almış zulmetmiş beddua almış adak adayıp yerine getirmemiş veya üzerinde ödenmemiş kefaret ile bu alemden gitmiş ise, bu durum kişinin DNA ve RNA sarmalı ile birlikte kendisinden sonraki soyuna manevi miras olarak nükseder.

Peki bizim çektiğimiz sıkıntılarda, hastalıklarda ve üzüntülerde geçmişimizin payı var ise ama onlar vefat ettiği için bu durumların telafisi mümkün değilse, o zaman ne yapmak gerek. Bunun tedavisi mümkün müdür? Evet kısmen mümkündür.

Paramız varsa, geçmişlerimiz adına sadaka veririz. Kur’an ve salavatı şerife okuyup 256 soyumuza hediye ederiz. Böylece hem sevap kazanırız hem de soyumuzdan bize gen yoluyla sirayet eden kötü huylardan kurtuluruz. Peki sadakayı nasıl vereceğiz var mı bunun bir yolu yöntemi?

Evet var, zaman zaman maddi imkanımıza göre az veya çok önümüze üçe ayrılacak şekilde para pul giyecek veya yiyecek alırız. Bunu üç eşit parçaya böleriz, birinci parçayı elimize alıp “Rabbim Bu parayı, 256 soyağacımdaki insanların işlediği büyük ve küçük günahlar aldığı veballer ve ahlar yerine getirmedikleri adaklar, ağızlarından çıkan bela ve lanet kelimelerinin yerine sadaka olarak veriyorum. Ve bu günahlardan bağımı kesiyorum” deriz. Ve o parayı bir kenara bırakırız.

Geçeriz kendimize. Ayırdığımız İkinci parayı veya malı elimize alırız ve; “Rabbim Bu parayı, işlediğim büyük ve küçük günahlar aldığım veballer ve ahlar, unutarak yerine getirmediğim adaklar, ağızımdan çıkan bela ve lanet kelimelerinin yerine sadaka olarak veriyorum deyip bu parayı da bir kenara bırakırız.

Üçüncü parçayı elimize alırız. “Rabbim Bu parayı, benden sonra gelecek olan çocuklarımın ve onlardan sonra gelecek olan soyumun işleyeceği büyük ve küçük günahlar, alacakları veballer ve ahlar, unutarak yerine getirmeyecekleri adaklar, ağızlarından çıkacak olan bela ve lanet kelimelerinin yerine sadaka olarak veriyorum deriz. Ve bu üç kısım sadakayı ister bir kişiye veririz istersek te üç kişiye pay ederiz.

Bunu zaman zaman tekrar ederiz. Böylece, sadaka ile sadece geçmişimizi değil kendimizi ve geleceğimizdeki nesilleri de hem temizlemiş hem sadakalandırmış oluruz. 3 lira veya 300 lira, gönlünüzden ne koparsa meblağ mühim değildir, mühim olan inanarak ve isteyerek Allah için ve neslinizin temizliği için sadaka vermektir.

Maddi imkanınız yoksa ve geçmişinizi temizlemek istiyorsanız o zamanda kuran okuyacaksınız, salavatı şerife okuyacaksınız.. Ve 256 soy ağacınıza bağışlayarak aynı niyetleri edeceksiniz. Böylece hem sevap kazanacaksınız hem de onlar üzerindeki ahların kul haklarının kefaretlerin adakların, küçük ve büyük günahların affını dileyip hem kendinizin hem soyunuzun kurtuluşu ve temizlenmesi için kefaret ödemiş olacaksınız.

Bu bahsettiğim mevzuyu sık sık tekrar edenler bunu düzenli olarak adet haline getirenler, hem kendisindeki hem de ailesindeki değişime bizzat şahit olacak biiznillah…

NOT: Bu yazdıklarımı, her birey yani her anne ve her baba bizzat kendisi için uygulasın ki, hem eşten hem de kendisinden gelen bozuk DNA ve RNA sarmalları temizlensin. Gelecek nesle kirli bir miras sirayet etmesin.

Ayrıca bu temizlenme ve arınma şeklini çocuklarınızın yanında yapınız ki, onlarda bizzat duruma şahit olsun ve onlarda sadaka ile temizlenme çeşidini öğrensinler. Zaman zaman sadaka vereceğiniz zaman, vereceğiniz şeyi onların eline verin ve onlara da sadaka nasıl verilir öğretin.

Şenay Tek

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Maddi Miras ve Manevi Miras