Nasrettin Hoca

Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş

nasreddin hoca esege neden ters biner - Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş

nasreddin hoca esege ters binmek - Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş

Eşeğe Ters Binme Fıkrası

Nasreddin Hoca bir gün eşeğe binmek istemiş ama önce sağ ayağını üzengiye geçirmiş. Eşeğe bu şekilde binmiş ama yüzü kuyruğa doğru bakıyormuş. O an orada bulunanlar: Neden ters bindin? diye sormuşlar. Hoca cevap vermiş: Ben ters binmedim, eşek ters duruyor!

Nasreddin Hoca bir gün yine eşeğe ters binmiş. Adamın biri; ‘Hocam neden ters biniyorsun’ diye sormuş. Hoca; ‘Arkadan gelen tehlikeleri görmek için’ demiş. Adam; ‘Ya önden gelen tehlikeler.’ Hoca cevap vermiş; ‘Onu eşek de görür’ demiş.

Başka bir hikaye de şöyledir, hocaya eşeğe niçin ters bindiğini soranlara verdiği cevap: “Dünyaya bir de bu taraftan bakmak istedim.”

Nasreddin Hoca fıkraları günlük hayatın içindeki farklı olaylar üzerine örülmüşlerdir. Fıkraların yerleri sosyal yaşamın vuku bulduğu; semt, sokak, çarşı, pazar, cami, medrese, mahkeme gibi alanlardır. Fıkra kişileri ise yine toplumun gerçek ve yaygın kişileridir. Öncelikli olarak Hocanın karısı, oğlu, komşuları, alışverişte bulunduğu esnafı, öğrencileri, yörenin kadısı gibi kişiler temel karakterleri oluşturur.

esege ters binen bilge - Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş
Eşeğine Ters Binen Bilge

Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Biner?

Bu konuda tasavvufi ve sosyolojik açıdan farklı yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır.

a- Mekânların kullanılış şekli, dostluğun bir göstergesi olabileceği gibi statünün de göstergesi olmaktadır. Hoca’nın eşeğine ters binerek önde yürümesi, onun hem statüsüne uygun davrandığını hem de yüksek statüsü ile halk arasındaki kopukluğu önlemiş olduğunu gösterir. Nasreddin Hoca bu fıkrada, geleceğe yönelik adımlar atılmasının gelişim açısından önemli olduğunu, ancak öncelikli olarak geçmiş ile kurulması gereken bağın ihmal edilmemesini önemle vurgular. Nasreddin Hoca, geçmiş ile gelecek arasında bugünü temsil eder. Hocanın kalbinin halka yönelik olması, varlığının gönül bağı kurduğu halkına, geçmişine sıkı sıkıya bağlı olduğunun ifadesidir.

b- Nasreddin Hocanın eşeğe ters binmesinden kasıt, “nefsinin dediğini yapma” demektir. Zira, nefis ruhun bineğidir. Bu binek ruhun istikametinde gitmezse, inatçı bir “eşek” olacak anlamındadır. Bununla Nasrettin Hoca düşünce ile gönül arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır. Anadolu gönül üzerinden yürür. Nasreddin Hocanın yaptığı gündelik hayatın içinden gelen manzaralar yoluyla kelama mahsus hakikati anlatmaktadır. Güldürmek tarafından. Ağlatmak yoluyla da olur. Merkebe niye ters biner, gösterir. Görün bakın der. Merkep sizin düşüncenize benzer. Siz düşündüğünüzde aynen merkebe ters binmiş biri gibi gidersiniz önünüzü görmezsiniz sadece kat ettiğiniz yolu görürsünüz, etrafı göremezsiniz. Düşünce böyle çalışır ama gönül başka türlü çalışır.

Gönlün esası farklıdır, düşüncenin esası farklıdır. Gönül söze gelmez, düşünceye kapalıdır. Yani düşünmek yoluyla, dil yoluyla analitik olarak gönlü açamazsınız. Eğer bunu açmak mümkün olsaydı, Greko-Latin-Kilise diyarının düşünürleri, mütefekkirleri Anadolu’ya gönül ehli olurlardı. Oysa bu manada hiçbir mütefekkir Anadolu’ya gönül ehli değildir.1 Gönül, marifet ve irfanla kazanılan bilgilerin kaynağı; akıl ise duygularla elde edilen bilgilerin kaynağıdır.

Batı dillerinde tam karşılığı olmayan ve doğuya ait bir kavram olan gönül; daha çok akıl ile mukayese edilerek anlatılır. Batı kültürü, aklı ön plana çıkarırken doğu kültürü gönüle endeksli bir görünüm sergiler. Doğu kültüründe gönül, yere ve göğe sığmayan ilahi tecelli ve tezahürlerin barındığı ve sığdığı yer olarak bilindiği için bütün değerlerin üstündedir.

Bu resimlemelere ilham veren unsur ise Hocanın eşeğe ters binmeyle ilgili fıkralarıdır. Gerçekten de Hoca kimi fıkralarında eşeğine ters biner. Fakat bu durum sembolik olarak yorumlamaya elverişli bir durumdur. Bunlardan ilki eşeğinin üzerinde de ders verdiği sanılan Hocanın öğrencileriyle yüz yüze gelme arzusudur.

Diğer bir yorum ise tasavvufi olup “eşek” burada nefsi temsil etmekte ve kişinin nefis ne istiyorsa onun tersini yapmanın doğru olacağı söylenmektedir. Bu yüzden Hoca’yı gerçek manasıyla eşeğine ters binen biri olarak düşünmek zor görünmekte hatta bu tür bir yorum Hoca’ya uygun düşmemektedir. 2

***

Bizler, her fıkra anlattığımızda ya da mizahın eleştirel penceresinden her baktığımızda Nasreddin Hoca’laşırız. O, bizlere yaşamı tersten okumayı, olayları ve olguları farklı açılardan değerlendirmeyi ve analitik düşünmeyi öğretir. Nasreddin Hoca, bilgeler yetiştiren eleştirel, dolayısıyla bilimsel düşünce okulunun kurucusu ve ölümsüz öğreticisidir. Bu okulda, yaşamı farklı boyutlardan / tersten, herkesin gördüğünün dışından algılanması ve yorumlanması, özetle düşünceyi geliştirme yöntemleri öğretilir. Bu nedenle Nasreddin Hoca eşeğine ters biner ve kapısında koca bir kilit bulunan türbesinin duvarı da yoktur. -Prof. Dr. Nebi Özdemir- 3

Doğu Türkistan’da geçen bir hikâyede Hoca, Semerkant Han’ın sarayında zamanın bilginleriyle tartışır. Onlara meseleye “tersinden” baktırarak aydınlatmaya çalışır.

Bir meselede fikir beyan ederken, tek bir bakış açısı ile meseleye bakılmamasını, bakılamayacağını; böyle bir anlayış ile yapılacak değerlendirmelerden hatalı neticeler çıkacağını; dolayısıyla olayların, varlıkların ve meselelerin birden çok cephesi olduğunu söyler. Aynı fikre sahip olmak İnsanın ‘Varlık’ sebebine aykırıdır. Yani “aklın yolu birliğine“ muhalefet ederek, tersten olaylara yaklaşır.

Nasreddin Hoca tartışmanın uzaması üzerine; yani bilginlerin bu konuyu kavrayamadıklarını anlatmak için saraydan dışarı çıkar. Bir süre sonra eşeğine ters binerek saraya tekrar döner. Saraydaki alimlere ne gördüklerini Han’dan sormasını talep eder. Bütün alimler aynı cevabı verir: “Eşeğe ters binmiş adam görüyoruz” derler. Hocanın beklediği cevap da budur. Hemen taşı gediğine koyar ve ders verircesine:

“Gerçekten de hepinizin aklının yolu bir; eşeğim dahil. Aklınız size eşekle adam ilişkisinde bir terslik olduğunu söylüyor. Bir terslik var, ancak neyin ters neyin doğru olduğuna, meselenin hangi tarafında yer alırsanız ona göre cevap verirsiniz. Sizler eşeğin tarafını tutup, bana ‘ters duruyor’ dersiniz, oysa konuyu benim açımdan gören insaflı biri benim değil, altta eşeğin ters durduğunu söyleyecektir.” der.

***

Nasreddin Hoca’yı birçok fıkrada eşeği ile görmek, onun eşeği ile sembolik bir görünüm arz etmesini de sağlamıştır. Hoca, fıkrasında eşeğine ters binerek hayata bakış açısında kendince bir çözüm yolu bulmaya çalışır. Böylece geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kurar ve onunla bütünlüğe ulaşır. Geçmişe bakarken eşeği vasıtasıyla geleceği de görür. Böylelikle eşeği de Hocanın köklerinden ve geçmişinden kopmadan onun ileriye bakan yüzü haline gelir. Dünü ve yarını iki farklı bakış açısıyla birleştirir. Nasreddin Hoca’nın yolculuğunda kendisinin geriye/geçmişe, eşeğinin ise ileriye/geleceğe dönük yüzü, zıtlıktan bütünlüğe giden dünya döngüsünün bir sembolüdür. Bu doğrultuda düşünülecek olursa Nasreddin Hoca’nın bir hayvandan ziyade akıl veren, sırdaş olan, güldürü unsurunu sağlayan kısacası insan gibi düşünülen eşeği, onun en önemli tamamlayıcısıdır.

Nasreddin Hoca’nın bu fıkrası ile geleceğe yönelik adımlar atmanın gelişim açısından büyük önem arz ettiğini ancak öncelikli olarak geçmiş ile kurulması gereken bağın ihmal edilmemesi gerektiğini önemle vurgular. Çünkü Hoca, geçmiş ve gelecek arasında bugünü temsil etmektedir. Onun kalbinin halka doğru olması, gönül bağı kurduğu halkına yani geçmişine bağlılığını ifade etmektedir. O, medeniyet için Doğu’ya bağlanılması gerektiğini ve uzlaşımsal anlamda da Batı’ya doğru yönelmeyi öğütler. Fıkrada Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters binmesi farklı bir bakış açısıyla da yorumlanabilir. Ters motifinin yer aldığı bu inanışta kara-kötü iyelerden korunma düşüncesi de bulunmaktadır. Nasreddin Hoca, ters bir adam olduğunu ifade eder ancak terslik de insanı doğru yola götürür. Çünkü bu, zıtlıktan bütünlüğe doğru bir gidiştir.

Ayrıca ters ve düzün neresi olduğunu da iyi belirlemek gerekir. Çünkü belli bir kesime ters düşen, diğerleri için düz olacaktır. Herkesin kendine göre haklı olduğu farklı bakış açıları vardır. Dolayısıyla Hoca, aslında bu duruşuyla orta yolu bulduğunu, dengeyi sağladığını göstermektedir. 4

***

Eğer, Hoca’dan bahsedeceksek mutlaka eşeğini de bu bahse konu etmemiz gerekir. O dönem Anadolu’sunda binek aracı doğal olarak at ve eşektir. At, daha çok zenginlerin, soyluların; eşek ise halkın ve yoksulların binitidir. Hocanın binit olarak eşeği seçmesi onun halkla iç içe bir hayat sürmesinin bir sonucu olsa gerektir. Fakat daha önemlisi, eşeğin bir figür olarak taşıdığı anlamdır. Eşek, mecazi olarak kabalığı, bilgisizliği, inatçılığı, nefsi, akıl ve irade yoksunluğunu temsil eder.

Bu sebeple insanlarda görülen pek çok kötü huy, eşek sembolüyle ele alınıp eleştirilmektedir. Başka bir deyimle Hoca, insanlarda ayıplayacağı huyları eşeğinde ayıplar. Yani eşek hikayede hayvan maskesi takınmış bir insandır. Aslında Hocanın eşeğinin gerçek varlığının yanı sıra bir sembol olarak kullanması olayı fıkralarındaki diğer hayvanlar için de geçerlidir. Sayıları az da olsa kimi fıkralarda geçen at, öküz, kedi, köpek gibi hayvanlarda tembellik, açgözlülük, saldırganlık gibi, insanlara ilişkin kimi olumsuz özellikleri simgelerler. Zaten bu anlatım tekniği doğu hikayeciliğinin de bir özelliğidir. Pek çok yazarda hayvanların İnsanlar yerine birer sembol olarak görülmesi sıkça rastlanan bir durumdur. Burada Hoca’nın eşeğine neden ters bindiği hakkında da bazı şeyler söylenmelidir.

“Nasreddin Hoca, bir gün mollalarıyla camiye giderken eşeğe ters binmiş. Mollaları “Hoca efendi” demişler: “Niye böyle biniyorsunuz?” Hoca “Eğer doğru binersem, siz benim arkamda kalacaksınız. Siz önde gitseniz ben arkada kalacağım. Yüz yüze gelemeyeceğiz. En doğrusu böyle binmektir demiş.”

Bu fıkrada yine Hocaya özgü bir incelik ve bir hikmet görülmektedir. Her şeyden önce insanlara saygı vardır bu tavrında. Arkasını onlara asla dönmüyor. Yüz yüze iletişimi tercih ediyor. Yine, eğitimleriyle ilgilendiği kişileri sürekli denetlediği gibi bir sonuç da çıkarabiliriz. Ayrıca bu fıkrada onun öğreticiliğinin her şartta ve durumda devam ettiği, görevine bir an bile ara vermek istemediğini de görmekteyiz. Sembolik olarak bakıldığında ise burada Hoca ile eşek farklı şeyleri sembolize etmektedirler. Sufi gelenekte eşek, nefsi temsil eder.

Hoca, ona ters binerek, nefsin isteklerine aykırı hareket etmenin doğru olacağını belirtmek istemektedir. Bir önemli husus da alışkanlıklara tutsak olmamayı, farklı bakış açılarıyla meselelere yaklaşmak gerektiğini de bir mesaj olarak bize verdiğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak Hocanın bu tavrı bir “komiklik” değil bir bilgelik olarak anlaşılmalıdır. -Mustafa Özçelik- 3

***

Gözü üzerimizde, gülümsüyor. Kahkahadan tuzaklar kuruyor bize. “Eşeğin üzerinde ters yönde oturuyorsun!” dememizle kendimizi derin bir çukurda bulmamız bir oluyor: “Benim yönüm değil, eşeğin yönü ters!” Fakat akıllanmıyoruz. Bir başka gün aynı yemle tekrar avlıyor bizi. Soru işareti henüz cümlenin sonunda yerini almadan, daha derin bir çukurda buluyoruz kendimizi: “Eşekle aynı yola, aynı yönde gittiğimi görmemek için!”

İkinci çukurdan da kan ter içinde çıktıktan sonra bir daha aynı tuzağa düşmemek için yeminler ediyoruz. Ama vazgeçmiyor o! Yine bize doğru geliyor bineğiyle. Tövbekar bakışlarımızı kışkırtıyor yem. Hayır sormamalıyız o tehlikeli soruyu. Fakat birden ağzımızdan kaçıyor cümle. Eyvah! Yakalamalıyız kulağa varmadan önce. Koşuyoruz nefes nefese. Derken üçüncü çukurda açıyoruz gözlerimizi. Uçuşan yıldızların arasında bu kez şu cümle parlıyor: “Eğer düz binip önünüze geçseydim, siz arkada kalacaktınız. Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böylece size arkamı dönmemiş oluyorum!” Nasrettin Hoca XIII. yüzyıldan bu yana hiç dönmedi arkasını bize, hiç ayırmadı gözlerini üstümüzden. -Ali URAL – Şair-Yazar- 3

***

Nasrettin Hocanın Dünyaya Bakış Açısı ve Dünya Görüşü

Kaynaklar:
1- Sadık Yalsızuçanlar – Anadolu’yu Mayalayanlar
2- Mustafa Yıldırımer, Nasreddin Hocanın Görünümü 1. Milletlerarası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirileri, s.375 (İlgili yazı M. Şakir Ülkütaşır’a ait olup Hisar dergisinin 144. sayısında yayımlanmıştır.)
3- Eski-Yeni Şehir Kültür Dergisi
4- Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Cilt: 29, Sayı: 1, Sayfa: 49-57, OCAK 2019
Derleyen: Murat Sevimbay

Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Nasreddin Hoca Eşeğe Neden Ters Binmiş