Akif Yaşar Yurtdaş

Sivrihisar Bakkalları

Sivrihisar Bakkalları 

“Sanat ve Zanaat” başlığı altında; Sivrihisar’da geçmişte icra edilen, ancak, birer, birer kaybolmakta olan zanaatlarımız ile günümüzde varlıklarını sürdürme gayreti içinde olan mesleklerden bazılarını sizlerle paylaşmıştım.

Sivrihisar ‘da ele almayı düşündüğüm birkaç meslek daha vardı. Örneğin, bakkallarımızla ilgili bir çalışma düşünüyordum. Ancak, salgın ve malum kısıtlamalar nedeniyle bu mümkün olmadı. İnşallah ilerde ele alırız.

Her ne kadar, bakkallarımızı kapsamlı bir şekilde ele alamasam da, her birimizin yaşantısında, duygularında, gönlünde ayrı bir yeri olan bakkallarımızdan kısaca da olsa bahsetmek istedim.

Köy bakkalı… Bir şekilde hayatı köyle kesişen öğretmen arkadaşlar iyi bilirler köy bakkalını. Hizan’ın ve Polatlı’nın köylerinde ve sonrasında İlçemizin köylerinde öğretmenlik yaptığım için ben de bilirim köy bakkalını…

Karkın’da merhum Hacı Saffet Gümüştekin, Ballıhisar ‘da Hasan Özmen ve Yaşar Opşin merhumlar vardı tanıdığım köy bakkalları arasında… Köylerde bakkal önemlidir. Lambaya gaz, gazocağına ispirto mu lazım bulursun, pil, kibrit mi bitti, çay, şeker mi lazım bulurdun orada, çikletten, horoz şekere, renk renk naylon toplar file içinde, helvadan, peynire, yağdan tuza, iğneden ipliğe ne arasan bulursun köy bakkalında…

Ağaç tabure üzerinde sohbet eder, iki lafın belini kırardık, “Eti” kutusu göz kırpar bize, bisküvi arası lokumu tadardık… deterjanlar ile kuru bakliyat kokuları birbirine karışırdı… Niye yakan söyleyeyim özledim köy bakkallarının kendine has o kokusunu, hem de samimi, dost havasını…

Kentlerde ve bazı ilçelerde sayıları gittikçe azalsa da mahalle bakkalları vardı, köy bakkallarına göre satılan ürün çeşitleri daha fazladır onların. Mahallenin kalbidir, yol tarifleri, adresler ona sorulur, okul çıkışı beyaz yakalı, siyah önlüklü çocuklar, mahallenin bakkalından alırdı, çizgili dosya kağıdı, kareli defteri…

Ayşe ninenin pencereden sarkıttığı sepetine koyulurdu ekmeği… Sivrihisar ‘da ise çarşı merkezinde yer alır bakkallar, çocukluğumun bakkalları arasında; Hüseyin Yar, Mehmet Yar, Hüseyin Büyüksaraç, Kamil Sölpüker ve Tahsin, Mesrur, Kemal Sölpüker kardeşler, Kıyıklar, Şekerciler, Hancı Muzaffer, Mustafa Gündar, Arpacılar, Bakkal Ataş Mustafa Sevimbay, Halil İbrahim Altındağ, Kınacı Hacı, Ömer Gökdemir, Kemal Anar, Kemal Yağcı, Bakkal Süleyman, Bakkal Hoca, Bakkal Ahmet, Fikret Özüdüzgün vardı hemen aklıma gelenler arasında…Eski bakkallarımızdan unuttuklarım oldu ise affola.

Şu anda çarşımızda epeyce bakkal, market, manav var. Bakkal ve manavlarımız son zamanlarda peş peşe açılan (AVM) Alışveriş merkezleri ile rekabet etmek zorunda kaldılar… Belki, bu alışveriş merkezleri her şeyi bulabilirsin, ancak bakkaldaki o güler yüzü, o sıcak samimi, sevgi dolu dostluğu bulamazsın orada…

Ya da babanın, annenin, dedenin hatırı sorulmaz, evdekilere selam söyleyen olmaz, “üniversite sınavın nasıl gitti” diye soran olmaz AVM’lerde… Her ne kadar bakkal dükkanının bir köşesine asılmış ise de “veresiye verenle, peşin verenin hallerini gösteren levha, siz bakmayın o levhaya, paran yoksa yazılır aldıkların “veresiye defteri”ne…

KAHRAMAN BAKKALLAR SÜPERMARKETLERE KARŞI!

Sermaye devleri ile savaşmak, rekabet zor… Kısa bir süre önce, Recep Toptaş kardeşim, “Alışverişini yerel esnaftan yap, esnafına sahip çık.” sloganı ile esnafımıza destek olalım diye bir paylaşımda bulunmuştu. Çok hoşuma gitti doğrusu bu kampanya. Recep Toptaş kardeşime gösterdiği hassasiyet için teşekkür ederiz. Gerçekten de esnafımızın desteklenmesi gerekiyor. Dün onlar nasıl bize destek oldular ise, bugün de bizim onları desteklememiz gerekiyor. Hem, bakkaldan aldıklarımıza karşılık vereceğimiz her kuruş yine Sivrihisar ‘da kalacaktır… Bakkallar, sosyal, toplumsal ve iktisadi hayatımızın bir parçası, kültürümüzün vazgeçilmez unsurlardır.

Selam olsun, Halide Edip Adıvar ‘ın romanına konu olan, İstanbul’ da semtlere adını veren, Mahmut Tuncer’ in “Bakkal Amca, Bakkal Amca, Yağın var mı, Unun Var mı, Şekerin Var mı? Var, Var, Helva Yapsana ?” türküsüne, Barış Manço’nun bakkal Ahmet için yazdığı “Ahmet Beyin Ceketi’ şarkısına, Münir Özkul ile Adile Naşit’in filmlerine konu olan tüm dost bakkallara selam olsun…

Ahirete intikal eden tüm esnaflarımıza Allah’tan rahmet niyaz eder. Hayatta olanlara sağlık, saadet ve hayırlı işler dilerim.

Biliyorum, yazım yine uzun oldu, ancak, Alıntı yaptığım aşağıdaki dizeleri de sizlerle paylaşmak istedim.
Kalın sağlıcakla. Yaşar YURTDAŞ
………

BAKKALLARIMIZ VARDI BİZİM…
Mahallelerin orta yerinde bakkallarımız vardı bizim.
Her şeyin en güzelini en tazesini satardı.
Parası olmayana “Sonra ödersin” derdi.
Bir veresiye defteri olurdu.
Ne icraya verirdi insanları, ne gururunu incitirdi.
Nereli olduklarının ne önemi var. “Mahalleli!”
Bakkallarımız vardı bizim.
Memleketin az ışıklı gecelerinde sokak lambalarımız.
Kendilerini mahallenin güvenliğinden sorumlu tutan.
Ayak seslerinden bile kimin geldiğini tahmin eden. Kapısı ardına kadar açık.
Bakkallarımız vardı bizim ipe asılmış çamaşırlar gibi temiz.
Mahallenin çilesini çeken, düğünlerde halay çeken.
Eski zaman adamları.
Siyaset yapmayan, namussuzla namusluyu ayıran.
Evine tek lokma haram götürmeyen.
Kapımızın anahtarlarını teslim ettiğimiz.
Bakkallarımız vardı bizim. “Bakkal eliyle” diye mektup adresi olarak kullandığımız.
Adımıza gelen telefon için bıkıp usanmadan kapımızı çalıp haber veren.
Üşüdüğümüz gecelerde sığındığımız.
Çocukları her daim ilkyaz çiçekleri gibi karşılayan.
Yaşlıların elindeki paketi alıp merdivenlerden çıkaran.
Top oynarken kırdığımız camlar için arkamızda duran.
Bakkallarımız vardı bizim.
İçinden şekerli düşlerimizin geçtiği.
Gazozu ilk orada içtiğimiz.
Veresiye defterlerinde isimlerimiz yazılıyken.
Adreslerini kaybettiğimiz.
Bakkallarımız vardı bizim…

Eskişehir Sivrihisar Haberleri

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Sivrihisar Bakkalları