Sivrihisar Haberleri

Sivrihisar’da Berberlik Kuaförlük ve Ustalarımız

SİVRİHİSAR’DA BERBERLİK – KUAFÖRLÜK VE USTALARIMIZ…

Zanaatları tarihi süreçleri içinde incelediğimizde; bu zanaatların bir kısmının kaybolmaya yüz tuttuğunu, bazılarının tamamen yok olduğunu, bir kısmının da ayakta kalmak için direndiğini tespit ediyoruz. Berberlik ve kuaförlük zanaatlarını da teknolojik gelişmelerden ve olumsuzluklardan çok fazla etkilenmeyen, ayakta kalmaya çalışan, şanslı zanaatlar arasında görüyoruz.

Daha önce kaybolmaya yüz tutan zanaatlarımızdan bazılarını ele almıştık. Bu sefer, berberlik ve kuaförlük konusuna biraz daha yakından bakalım, bu mesleklerin erbabı ustalarımızı tanıyalım istedim.

Öncelikle, bana bu çalışmada yardımcı olan meslek odamızın yöneticilerine ve sekreterliğine, esnaflarımıza teşekkür ederim. Berberlik ve kuaförlük zanaatı hakkında kendisinden bilgiler almak üzere, dernek ve oda eski başkanlarından Sayın M. Ali Anlar abiyi 18 Şubat 2020 tarihinde ziyaret ettim. Mehmet Ali Anlar abi, rahatsızlığına rağmen bana uzun zaman ayırdı. Berberlik mesleğinin Sivrihisar’daki duayenlerinden M. Ali Anlar abi, çıraklık, kalfalık, ustalık derken bu mesleğe 63 yılını verdiğini belirterek söze başladı, meslek ile ilgili düşünceleri onu eski günlere götürdü, heyecanlandı, yer, yer gözleri doldu, onu yormak istemesem de beni bırakmadı, anlattı, anlattı… sağolsun bana çok önemli bilgiler verdi. Bunları yazı içinde paylaşacağım.

Bu arada, zanaatlar ile ilgili olarak daha önce yaptığım paylaşımlara gösterilen ilgiye, kıymetli mesaj, yorum ve değerlendirmeleri ile katkılarda bulunan, bizleri teşvik eden tüm dost ve kardeşlerime de buradan teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

BERBERLİK – KUAFÖRLÜK NEDİR

Erkek berberlerinde, erkeklerin saç kesimi sakal ve bıyık tıraşı yapılır. Günümüzde berberlerinden saç boyama, fön çekme gibi işlemler yapanlar da var. Geçmişte berberler sadece saç, sakal kesimi değil; sünnet, dişilik, hacamat, kellik, uyuz, bit tedavisi gibi işler de yaparlarmış.

Eskiden, bayan saçlarına şekil veren süsleyen, “gelin başı” yapan kadın berberlerine “Ondeleci” denirdi. Aslında, kuaförler daha çok “Kadın Berberi” olarak bilinse de son zamanlarda erkek berberlerinin de “Erkek Kuaförü” adı altında iş yeri açtıklarını görüyoruz.

Kuaförlük, günün modasına ve saçın yapısına göre yüz ölçülerine uygun olarak, saçın kesilmesi, biçimlenmesi, röfle ve boyanması esas alan, bu uygulamalar için değişik araç, gereç ve ekipmanlar, çeşitli malzemeler kullanan bir meslek dalıdır.

Berber kelimesi, Latincede “sakal” anlamına gelen “barba” sözcüğünden türetilmiştir. Fransızca “barbier”, İtalyanca “barbiere” ya da İngilizce “barber” olarak kullanılmaktadır. Kuaför kelimesi de Fransızca “coiffeur” kelimesinden alınmış ve bizde 1970′ lerden itibaren kullanılmaya başlamıştır.

Berberlik, kuaförlük bilgi, beceri, emek gerektirir. Berberlikte, “makas makineden önemlidir.” derler. Berber ve kuaförlerin elleri ve parmaklarının aletleri kullanmada mahir, estetik anlayışlı, gözleri sağlam olmalı, kimyasallara karşı alerjisi olmamalıdır. Bu mesleklerde müşteri memnuniyeti, temizlik ve hijyen çok önemlidir.

(Ne yazık ki, bu kadar özveri ile çalışan berberlerimizde sürekli ayakta kaldıkları için meslek hastalığı olan “varis” görülmektedir.)

Geçmişten bu yana erkeklerde; klasik ense, top ense, beatle kesim, perçem, geysü, alaburus, amerikan traşı ve üç numara gibi saç modelleri, çember, didon, top ve teke sakal gibi sakal modelleri, gaytan, pala, burma, pos, kırpık ve pis bıyık gibi bıyık modelleri vardır. Erkek ve kadın kuaförlerinde hemen her yıl yeni saç modelleri uygulamaya koyarlar.

Berberde, ense fırçası, tıraş fırçası, traş sabunu, pudra, tıraş makinesi, saç yıkama, düzeneği, saç kurutma makinesi, makaslar, jilet ve usturalar,tarak ve fırçalar, önlük ve havlular, kolonya, şampuan, tıraş tası, ayna gibi alet ve malzemeler bulunur. Kuaförlerde ise bunlara ilave olarak: fön makinesi, toka, pens, bigudi, saç fırçaları, çeşitli kişisel bakın ürünleri, kozmotik ürünler ve saç filesi gibi alet ve malzemeler bulunur.

BERBERLİĞİN TARİHİ ÇOK ESKİDİR

Berberliğin tarihi eskilere dayanır. Önce insanlar birbirlerine berberlik yapmışlar. Yaklaşık beş bin yıl önce Antik Mısır’da ve daha sonra gelen Yunan ve Roma Medeniyetlerinde berberliğe rastlanıyor. 1822 yılında Mısır piramitlerindeki heykel, rölyef ve resimler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda saç ve vücut bakımının yüksek düzeye ulaştığı görülüyor. Yunan ve Roma medeniyetlerinde de saç modelleri ve tekniklerinde gelişmeler oluyor.

Yüzyıllar boyunca erkek ve kadının başını hem koruyan, hem süsleyen saç, her devrin zevkine, güzellik anlayışına göre uzatılmış, kısaltılmış, türlü türlü, biçim biçim kesilmiş, taranmış, toplanmış, örülmüş, dağıtılmış, kendi renginden başka renklere boyanmıştır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BERBERLİK

Kayıtlardan, eski Türklerde erkeklerin saçlarını uzattığını, tek veya çift örgüyle ördüklerini öğreniyoruz. Yine, Göktürk ve Uygurlara ait eşyalarda, heykellerde, minyatürlerde bu saç tipi görülmektedir. Örgülü saç tipi ve bıyık bırakma Selçuklular tarafından Anadolu’da sürdürülmüştür. Erkeklerin örgülü saçlarına “yülidi”, kadınlarınkine ise”örgüç” denilmiştir. Uzun saç modası Selçuklulardan diğer ülkelere yayılmıştır.

Divan-ı Lügati-t Türk’te saçla ilgili şu ifadeler geçmektedir. “ol saçın taradı”= “o saçını taradı”, “er saçın yülütti”= “adam saçını traş ettirdi” buradan kişinin saçını başkasına traş ettirdiği anlaşılmaktadır.

Yine, Kaşgarlı’nın Divan-ı Lügat-it Türk eserinde, Türklerin değişik saç modelleri kullandıkları anlaşılmaktadır. “Erkeğin arkaya doğru salıverdiği saç “art saç”=”arka saç”, “ıdhınçu saç”= “erkeğin sonradan bırakılan saçı” bu ifadelerden erkeklerin saçlarının uzun olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifade de ise “tok er”= “başında saç olmayan kimse anlamına gelmektedir. Bu ifadeden de aynı zamanda Türklerin kısa saç hatta kazınmış saçlarda kullandıklarını öğrenmekteyiz.

Türk erkeklerindeki uzun saç, Selçuklulardan sonra artık görülmemektedir. Evliya Çelebi’ye göre, Hz. İbrahim’e kadar sakal tıraşı yoktu. Hz. İbrahim, Kabe’de Hacdan sonra saç sakal kesimini başlattı. Erkeklerin saçlarını kesip, sakal bırakmalarında İslamiyet’in büyük etkisi olmuştur .

Peygamberimiz Hz Muhammed”in (s.a.v) saçlarını tıraş eden Sivrihisarlı Selman-ı Fârîsî (r.a) berberlerin pîridir. Eskiden berber dükkanlarına, “Dükkan her seher besme ile açılır, Selmân-ı Fârîsî’dir Pirimiz, Üstadımız.” levhası asılırdı.

Müslüman dini inancı çerçevesinde hadiste “bıyıkları kısaltın sakalları uzatın” emriyle fıtrattan görülüp haram mekruh sayılır erkekler sakallarını uzatırlar sakal duası yaparlardı.Osmanlı padişahları içinde Yavuz Sultan Selim dışında bütün padişahlar sakallıydı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türk kahvehanelerinin aynı zamanda berber dükkanı olduğu ve berberlerin kendilerine ait kıyafetleri olduğu belirtiliyor.

Berberler hakkında en eski kayıtlara, XVII. y.y’da yaşamış Evliya Çelebi’nin Seyehatnamesi’nde rastlıyoruz. Evliya Çelebi berberleri, sünnetçi berberleri ve piyade berber esnafı (ayak berberleri) olarak iki sınıfa ayırmıştır. Ayak berberlerinin dükkanlarını olmadığını, sokaklarda ve İskelelerde berberlik yaptıklarını belirtiyor. Ayak berberleri pek hünerli değillermiş, traş ettikleri müşterilerinin yüzlerinde kesikler görülürmüş…

I. Abdülhamid zamanında Avrupa tarzında dükkanlar açılmış, berberler, peştamal yerine beyaz patiskadan iş gömlekleri giymeye başlamış, sabun leğende el ile köpürtülüp, sakalı yumuşatmak yerine sabun tasları ve tıraş fırçaları kullanılmaya başlanmış. Ayrıca, çıraklar ayaklarından nalını, takunyayı çıkarıp, çorap, ayakkabı ve beyaz gömlek giymeye başlıyor. Makas ve usturaya saç makinaları da ilave ediliyor. Müşteri peykere oturtulup traş edilirken, baş yastıklı berber koltukları kullanılmaya başlanmış…

Osmanlı sarayında berberlik ve dellaklık hizmeti önemli vazifelerden sayılırdı. Padişah berberi, berberbaşı ünvanını taşır ve bu göreve getirilince has odaya yerleşirlermiş. Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen sürede berberlik mesleği gelişen teknoloji, siyasi ve sosyal olaylar neticesinde hızlı ve büyük bir değişim göstermektedir.

SİVRİHİSAR’DA BERBERLİK

Berber Mehmet Ali Anlar usta 76 yaşında, kendisi, uzun yıllar Sivrihisar berberler cemiyeti, derneği ve oda başkanlıkları ve yönetiminde bulunmuş, berber esnafına çok büyük hizmetleri olmuştur. Daha önce de belirtmiştim, 63 yıl bu meslekte emek vermiş ve ömrü meslektaşlarına hizmetle geçmiş. Şimdi rahatsızlığı nedeniyle çalışmıyor.

M.Ali Anlar usta, kendisini ziyaretimde mesleğe dair açıklamalarda bulundu. Sivrihisar Berberler Derneği 1948 yılında kuruluyor, kurucu üyeler arasında, Halis Eriş, H. Hüseyin Altan, Ahmet Apul, Mehmet Sevinç ve Nebi Keskiner ustalar var. Dernekte sırası ile Halis Eriş, Ahmet Apul, Mustafa Eskikent, Nafiz Başerdem, İhsan Durali ve M. Ali Anlar başkanlık yapıyorlar. M. Ali Anlar usta, başkanlık döneminde, meslekte 30 yılını dolduran berber ustalarına plaket veriyor ve ustaların paketlerini aldıkları andaki sevinç ve heyecanlarını da hiç unutamıyor…

Merhum Nebi Keskiner, Berber Anlar kardeşlere, geleneksel bir tıraş leğeni hediye etmiş, onu dükkanda itina ile saklıyorlar…

Sivrihisar Berberler Derneği,1992 yılında 82 üyesi ile “Berberler ve Kuaförler Oda’sına dönüşüyor. M.Ali Anlar odanın ilk başkanı oluyor, 2004 yılına gelindiğinde, mevzuat gereği üye sayısı yüzün altında olan odalara diğer odalara birleşme zorunluluğu getiriliyor ve üye sayıları yeterli olmayan Berberler Odası ile Ayakkabıcılar Odası “Terziler Odası” çatısı altında toplanıyor. Terziler odasının da ilk başkanlığını M. Ali Anlar yapıyor, ardından iki dönem Şahin Akbaş yapıyor. Şu anda ise Ahmet Çınar Oda Başkanlığı yapmaktadır.

BERBERLER VE KUAFÖR USTALARIMIZ

BERBERLERİMİZ :

Sivrihisar’ın eski berberleri olarak: Berber Nebi Keskiner, Berber ve dişçi Eyüp Gürsöğüt, Berber ve sünnetçi Ahmet(Topal Sarı), Berber ve sünnet Fakı (Mustafa Çavuş)usta, Halis Eriş , Hasan Hüseyin Altan, Ahmet Apul, Mehmet Sevinç ve Ahmet Ağaoğlu ustaların isimleri geçer. Ayrıca, son dönemlerdeki ustalarımız ve günümüzdeki berber ve kuaförlerimizden tespit edebildiğimiz isimlere aşağıdaki listede yer verdik:
Mustafa Kemal Eskikent, Şevket Civelek, Nafiz Başerdem, Süleyman Tanış, İhsan Büyükkıdan, Halil Büyükkıdan, Muzaffer Büyükkıdan. Uğur Çıngır, “Elti Mehmetin oğlu” Avni Usta, Yavuz Ekici, Ahmet Atmaca, İsmet Ünver, İsmail Kaşıkcı, Ünal Özkuzucu, M. Yüksel Dağlar, Kazım Karabayır, M. Emin Şen, M. Ali Anlar, Mustafa Anlar, Osman Topkaya, Hulusi Akgözlü, Nihat Ataylı, Abdullah Gültekin, Muammer Sarıbaş, M. Ali Çelik, Hayri Kara, Necati Özer, Ömer Batır, İhsan Duralı, Ahmet Kuşcu, Yüksel Özöztürk, Hasan Küçüker, Veli Öz yıldırım, Naci Tozman, Hulusi Çelik, Seyyep Ahmet Tümey, Musa Akın, Hasan Efe, Ramazan Çelik, Ekrem Karaaslan, Efkan Akkaya, Halil Adalıoğlu, Hüseyin Türkcan, Şükrü Özkara, Satılmış Doğaner, Metin Gürkök, İsmail Güllü ve oğlu, Yavuz Korkmaz, A. Hüsamettin Türkoğlu, Ö. Faruk Köse, Mustafa Yiğit, İsmet Saklı, M. Emin Güler, Yücel Güngör, Mustafa Kılıç, Cevat Ulucan, Metin Erbay, İhsan Kansız, İsmet Şentürk, İsa Doğan, Cafer Topkaya, Gürbüz Erbay, Doğan Arslan, Hüsamettin Ertaş, Attila Okat, Nevzat Özcan, Yaşar Öztekin, Mustafa Aksu, H.Hüseyin Kızıloğlu, Özdemir Sülük, Hakkı Albayrak, Murat Alparslan, Hamdi Şahin, Ahmet Çoban, Bekir Toptaş, Murat Güvenç, Mehmet Topkaya, Mehmet Akın, Mehmet Güler, İsmail Çoban, Satılmış Özkan, Recep Küçüksakarya, Ali İhsan Doğaner, Satılmış Öztürk, Hüseyin Güler, İsmail Çalışkan, Hakkı Doğan, Ercan Özyurt, M. Ali Gökbaş, Murat Keten, Veysel Karaman, Yüksel Bayram, Ali Polat, Fikret Onay, Ali Doğu, Sami Özkan, Orhan Efe, Mehmet Güner, Tamer Uysal, Yılmaz Gürbüz, Fikret Özgaznep, Mucayit Yılmaz, Cihan Doğan, Mehmet Yılmaz, Osman Kızılaya, Dursun Atmaca, Hamdi Sığın, Hakan Yer, Hüsmen Aşkın, İsa Sarıkaya, H. İbrahim Yudar, Cengiz Kantarcı, Murat Öz, İsmail Kütükatan, Yaşar Sündüz, Kadir Efe, Serhat Orlu, Ümit Sağdıç, Cenhiz Efe, İrfan Çoban, Harun Artıran, Avni Ergel, İbrahim Kızıloğlu, Sevfi Çoban, Burhan Gül, Ali Sivasloğlu, Duran Diril, Atakan Güner, İsmail Çelmetekin, Hasan Tahsin Sezer, Kadir Kaya, İsmail Sarıkaya, Yaşar Ardıç, Murat Küçükaslan, Levent Örs, Mesut İnci, Satılmış Tombak, Özkan Korkmaz, Cafer Dinçer, Efkan Durgutlu, Bülent Dalkılıç, Hasan Özkaya, Hasan Hüseyin Karav, Ferhat Ormanoğlu, Davut Sarıkaya, Murat Sezer, Cengiz Yumrukaya, Adem Kaya, Ender Ersoy Güler, Hasan Hüseyin Çat, İbrahim Yavlak, Hüsna Köksal, Hamdi Akgözlü, Ali Dimiş, Zafer Bıyıkoğlu, Turan Ertekin, Yasin Onaç, Selami Kavşuk, Ali Osman Çakır, Rıza Tek, Sadık Sakarya, Hasan Coşkun, Nusret Genç, Murat Pektaş, Bircan Özcan, Nihat Kap, Mehmet Karaman, Bayram Yüksel, Muzaffer Altın, Ünver Küçükyaman, Bayram Karakurt, Ali Rıza Uysal, Nail Balbay, Hüseyin Sarıbaş, Satılmış Kılıç, İsmail Kaya, Necip Karagüç, Osman Bayık, Serkan Dere, Davut Sarıkaya, Erkan Kulaksız, Engin Söğüt, Mehmet Özer, Selami Kavşuk, Özgür Uçak, Veli Yakışkan, Osman Bakıroğlu, M. Ali Tüfekçi, Muhammet Kemal Okcan, Serkan Otay, İlhan Boztepe, Duran Çetin, Ömer Toktaş.

KUAFÖRLERİMİZ:

Kudret Kara (Ondeleci), E. Aliye Kınık, Halis Eriş ustanın kızı Güngör Gündoğan, Arzu Adalıoğlu, Gülümser Bilge, Fatma Kılıçaslan, Ayşe Ünalmış, Berrin Taşpınar, Emel Sıram, Zeynep Demirbaş, Kadriye Şenyıldırım, Ayşe Yerlikaya, Hatice Akkaya, Güllü Koçak, Dilek Kara, Şengül Şahinöz, Döndü Yıldız, Melahat Elagöz, Fatma Ünalmış, Nuray Çifkanat, Gülşen Öncel, Sevgi Çelik, Makbule Güney, İlknur Subaşı, Neşe Çakır, Sabriye Düzgüner, Süreyya Bacak, Naciye Karatepe, Cihan Akkaya, Elif Er, Hanife Doğdu, Nesrin Akgözlü, Gülnur Çam, Gülseren Peker, Nural Dilek, Kadriye Yavuz, İsmigül Doğan, Cemile Gemeş Bekmez, Yasemin Toral, Necmiye Subaşı, Gül İleri, Kadriye Kum, Hacer Karatepe, Şaziye Tekin, Rukiye Serap Kaygı, Nermize Altıntaş, Hacer Yaman, Yasemin Açıkgöz, Ayşe Genç, Çiğdem Hallaç, Yeter Eldeş, Özlem Tınıç, Nejla Yalçın, Belgin Çelik, Hülya Alkan, Meliha Başaran, Handan Tekeli, Nazife Ölçer, Sibel Bayramlar, Nurcan Ertaş, Nurgül Güdem, Ferda Arslan, Özlem Aytekin, Hamiyet Çelik, Cennet Kaya, Güler Yılmaz, Ümmügül Erşahin, Serpil Güvenç, Songül Aksoy, Günay Kirit, Nuran Akkaya, Sultan Cevikbay, Aliye Kalkan, Şükran Akdemir Safiye Karaoglu, Ayfer Aydemir, Elif Durgutalp, Gamze Karaoglu, Rabia Zeynep Özyılmaz.

İŞ YERİ AKTİF BERBERLERİMİZ:

M.Ali Anlar, Mustafa Anlar, Hasan Küçüker, Efkan Durgutlu (Oda Bşk V), Hüsamettin Türkoğlu, Hasan Efe, Murat Güvenç, Kadir Efe, Erdem Kulaksız, Emrah Eryılmaz, Sabri Kavşuk, M. Ali Tüfekçi, Osman Bayık, İsmail Sarıkaya, Serkan Çelmetekin Mehmet Özer, Ömer Toktaş, İlhan Boztepe.

İŞ YERİ AKTİF BAYAN KUAFÖRLERİMİZ:

Belgin Çelik, Nuran Akkaya, Hafize Doğdu, Hülya Alkan, Serpil Güvenç, Gamze Kocaoğlu.

Berber ve kuaförlerimizden ahirete intikal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve saadetler dilerim. İsimlerini hatırlayamadığımız ustalar var ise affola. Bu isimler bildirildiğinde memnuniyetle listelerimize ilave edilecektir.

KÜLTÜRÜMÜZDE BERBERLİK

Berberlik; “Bir varmış; bir yokmuş, Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde, Develer tellal iken, Pireler berber iken, Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallarken…” diye miniklerin masallarına girizgah olmuş…

Ya da, “B” harfi denilince; “Bir berber bir berbere /Bre berber gel beraber /Bir berber dükkanı açalım demiş…” tekerlemesi gelmiş aklımıza…

Divan şiirinde “serteraş” diye yer almış.
Geleneksel düğünlerimizde yapılan “güveyi tıraşı” nın olmazsa olmazı olmuş…
Bazen, Ali Desidorunun reklam filminde;
“hadi hayırlı tıraşlar! ” repliği ile kulakları çınlatılmış…
Her tıraş yaptığında dükkanı; “saatler olsun.” -(“sıhhatler olsun.”) dilekleriyle dolmuş…
Bazen, dillerde şiir olmuş:
“Saksıda sarmaşık. / Kafeste kanarya,
Küçücük dükkan, /Kocaman dünya…
Alaburus tıraş, /Ahenkli makas şık, şık, şık…
Radyoda sanat müziği, /Kanaryanın ötüşü,
Yaşlıların sesleri, /Sohbet, muhabbet…
Kolanya kokusuna/ Karışmış sabun kokusu,
İçime dolar huzur, / Ne güzel yerlerdi,
Çocukluğumun berberleri…

Berber dükkanları; Aynı zamanda, gündemin tartışıldığı, sorunların görüşüldüğü bir platform olmuş, sohbetlerden ders alınan, sevginin, saygının, hoşgörünün, esenliğin, dayanışmanın mekanları olmuş…

BERBERLER GELECEKTEN ENDİŞELİ “ÇIRAK BULAMIYORUZ”

Eskiden İlkokulu bitiren çocuklar, ustaya “eti senin, kemiği benim.” diyerek teslim edilir, çırak aylarca ustasını izledikten sonra, üzeri sabunlanan balonu önce jiletsiz, sonra jiletli ustura ile traşlaması istenir, başarırsa artık traş işi verilirdi. Böyle yetişen kalfa ve ustalara “alaylı” deniliyordu. Şimdi ise, orta okul mezunlarından berber kalfalık ve ustalık belgesi almak isteyenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, 3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde, mesleki ve teknik Anadolu liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinde açtığı mesleki ve teknik eğitimi almaları gerekiyor. Bu merkezlerde bir gün teorik ve usta öğretici belgesi olan işyerlerinde beş gün pratik eğitimi alarak, geleneksel çırak-kalfa-usta eğitimine yer verilmiş oluyor. 11. sınıfın sonunda başarılı olanlar kalfalık ünvanı almaktadır; 12. sınıf sonunda başarılı olanlar ise usta olarak mezun oluyorlar. Ancak buralardan mezun olanlar neredeyse 19 yaşına geliyor, bu sefer de bu yaştaki gençlere berberlik işleri ağır geliyor daha rahat, masa başı işler aramaya koyuluyorlar…

Konuştuğum berber ustaları, “Eskiden çok kolay çırak bulan berberlik mesleği, şimdi çırak bulamadığı gibi, böyle giderse gelecekte kalfa, usta da bulamayacak gibi, bu yüzden berberliğin geleceğinden endişe ediyoruz.”diyorlar.
Bazı berber esnafları da, ” insanlarda bu saç, bu sakal oldukça, biz yine de berberliği kaybolmaya yüz tutan zanaatlara göre, ayakta kalabilecek şanslı mesleklerden biri olarak görüyoruz.” diyorlar.

Bizim de samimi temennimiz, bu dost, bu mahir insanların ellerinde bu mesleğin daha da güçlenerek devam etmesidir.

Bir Kaç Hatıra…

KULAKTAN AZICIK

Şimdi, esnaf odası başkan vekili olan berber Efkan Durgutlu’nun çıraklık yılları, ustası da Cevat Ulucan usta. Çırak Efkan’ın ilk saç tıraşı denemesi…

Hani derler ya, “Acemi berbere başını teslim eden, cebinden pamuğu eksik etmesin.” usta da endişeli, gözleri çırağı üstünde, o da ne… ufak bir dikkatsizlik makas kaçıyor, veee olan oluyor… kulaktan azıcık… ardından ustadan enseye bir şevkat tokadı. Efkan, “ben o tokadı hak etmiştim, Allah ondan razı olsun, tokat vuran o elleriyle benim koluma ‘altın bilezik’ taktı, bu meslekten ekmeğimi kazandım” diyor ve devam ediyor, “Cevat Ulucan ustamı 2018 yılında kaybettik, onun erkek evladı yoktu, ama ben de onun bir evladıydım, gittim cenazesini ellerimle yıkadım, ona son görevimi yaptım.” diyor, onu hayır duaları ile yad ediyor. Cevat usta mekanın cennet olsun.

SONRA USTALARIN USTASI OLDU

Ahmet Atmaca abi, gazetecilik, yazarlık ve spora hizmetleri yanı sıra berber ustasıdır. Hatta, ilkokulu bitirdikten sonra Kertek yaylasında 7-8 yılda çobanlık da yapmış… Sonra berber olmaya karar vermiş. Bakın, Ahmet Atmaca abi, hatıralarını kaleme aldığı “Hatırlat Risalesi” adlı kitabında, “Berberlik Hikayesi” bölümünü nasıl anlatır:
“Çobanlığı bıraktıktan sonra akrabam olan İhsan Durali’nin dükkanında berber çırağı oldum. Bir kaç ay çalıştım, usta oldum sandım… Ustam askere gitti, babasına peştamallık verip, boş dükkana yerleştim. Takım düzüp,” alel ıtlak” (ne olursa olsun) çalışmaya başladım. İlk müşterim Atlaslı Bayram oldu. Bayram Çavuş, benden sonra Mehmet ustaya tıraş olmuş. Rahmetli Mehmet usta geldi:
-“Kuzum! Bayram Çavuşu tıraş etmişsin, eksiklerini tamamladım, kırk kuruşta ben aldım.” dedi.
-“Ustacığım, bıçaklar (ustura) kesmiyor…” dedim.
-“Ben sana bir bıçak vereceğim o bıçak sana berberliğin öğretir” dedi. Ve öyle de oldu.”

“ÇIRAK USTANIN AYNASIDIR”

Berberlerimizden Mustafa Anlar’ın ustası rahmetli Uğur Çıngır’dır. Mustafa Anlar, kendisini yetiştiren ustasına saygıda hiç kusur etmemiştir. Ustası Uğur Çıngır da hatırı sayılır berberlerdendir. Uğur Çıngır usta, büyük bir gururla, meslektaşlarına hep anlatırmış, “ben askerde iken Hava Kuvvetleri Komutanı’nın berberiydim.”diye.

Yıllar geçer, çırak Mustafa kalfa olur, ustalık alır ve nihayet askerlik çağı gelir, askere gider. Askerliğini tamamlayınca memleketine döner, abisi Mehmet Ali Anlar ile ortak berber dükkanı açarlar…

Ustası ve diğer berberler, Anlar kardeşlerin berber dükkanını hayırlamaya gelirler, çaylar, kahveler, koyu sohbetler derken, gelen ustalardan biri:
-“Ee.. anlat bakalım Mustafa, ne yaptın, nasıl geçti askerlik.”der. Mustafa cevap verir :
-“Nasıl geçsin usta, iyi geçti.. Genel Kurmay Başkanı Menduh Tağmaç Paşa’nın berberiydim” der.
Bunu işiten ustalar, Uğur ustaya bakarlar manalı, manalı… İçlerinden biri :
-“Uğur usta gördün mü, çırağın seni geçmiş.” der.
Uğur ustanın cevabı harikadır:
-“Çırak, ustasını geçmez ise o usta iyi bir usta değildir, çırak ustanın aynasıdır.”

Saygı ve selamlarımla. Yaşar Yurtdaş



Sivrihisar haber, Sivrihisar magazin

Add Comment

Click here to post a comment

logo

Facebook Sayfa