Makale ve Yazılar

Sivrihisar’da Yunan Vahşet ve Zulmü

Sivrihisar’ın Yunanlılar Tarafından İşgali

yunan-askerleri-sivrihisarda

Kütahya ve Eskişehir Muharebelerini kaybeden Yunanlılar, 15 Ağustos 1921 ‘de Sivrihisar’ı işgale başladılar. Yunan kuvvetleri hükümet binasına (şimdiki adliyenin yerinde idi.) girerek tüm evrakları pencerelerden aşağıya atıp yakıyorlar. Bazı duyarlı Sivrihisarlılar Nüfus ve Tapu Kü­tükleri (defterlerini) ni cübbe ve palto­lar altında saklayarak evlerine götürüyorlar. (Bunlar işgalden sonra yetkililere geri verilmişti.) Esasen kütüklerin bir kısmı da işgalden önce Siliban’a (İstiklalbağı) gönderildiğinden böylece yakılmaktan kurtarılıyor.

Hükümet binası hastane yapılıyor. Belediye Başkanı Hekimin Osman, halka ilişilmemesi ve Yunan askerlerinin şehir içindeki devriyelerinde Sivrihisarlı bek­çilerin beraberliği şartı ile bir hekim olarak Yunan askerlerine bakmayı kabul ediyor.

Yunan işgalinin 33. günü güneyden Adatepe, Siliban (İstiklalbağı) köyü yönünden gelerek Sivrihisar’ı Şınşırak tepesinden başlayarak kuşatan Akıncı müfrezesi, (60-70 civarında) yapılan amansız savaşta işgalci Yunan kuvvetlerine büyük kayıplar verdiriyor. Bağlardaki ahaliden bilgi alıyor ve hemen evlerine sığınmalarını istiyor. Düşman ağırlıkları ile Dümrek yönüne kaçıyor. Bu sırada halen şehitlik olan tepede Bagmand (Bağ bekçisi) kulübesinde mevzilenen, cepkenli bir akıncı müfrezesi mensubu, o civarda 10-15 Yunan askerini öldürdükten sonra alnından vurulup şehid oluyor. Oraya defnediliyor. (Halen şehitlik alanının zirvesindedir. Şehitlik genişletilmiş. Sivrihisarlılar tarafından 1950’li yıllarda yapılan anıta yeni şekil verilmiştir.)

Bu başarının geçici olduğu bilindiğin­den, düşman cesetleri Belediye Başkanının talimatı ile Balaban mahallesi ve Ka­racalar mahallesinde acilen gömülmüş, Akıncı müfrezesinin gitmesi ile ilçeye yeniden gelen Yunan kumandanların­dan gizlenmiştir. Yaralı Yunan askerlerinin kendilerine iyi bakıldığı yönündeki şehadetleri, ilçede yapılacak katliamı önlemiştir.

Yunanlılar bilhassa Sakarya Meydan Muharebesi esnasında çekilirken halka büyük zulüm yaptılar. Şeneatin her tür­lüsünü işlediler, köyleri, mahsulleri, insanları camilerle birlikte yakıp yıktılar, talan ettiler, taş üstünde taş bırakmadı­lar. Bu hususta Yunan mezalimini Tah­kik Heyeti 16 Ekim 1921 tarihli raporlarında “Yunan vahşetine sahne olan ha­valideki tedkikatımız ve tahkikatımız ilerledikçe, bu vahşetin emareleri nazar­larımızda tüyler ürpertici bir dehşet kazanıyor. Bazı köylerde aklın alamayacağı gayri insani şekiller alan ve adeta tabiatın zelzele, indifa, bora ve sel gibi sıfatlarını gölgede bırakan bu vahşet ve me­zalim silsilesinin Sivrihisar mıntıkasın­daki tespit edilenleridir.” diyerek ayrıntıya giriyor.

20 Eylül 1921’de kasaba Türk birlikleri tarafından Yunan işgalinden kurtarıldı. Yunanlılar askerlik şubesini yakarak kaçtılar. Sivrihisar’ı yakmadığı için Yunan kumandanının Atina’da idam edildiği söylenmiştir.

* * *

Sakarya Savaşı sonuna kadar Yunan işgalinde kalan Sivrihisar’a, savaşı müteakip, 13 Eylül 1921 günü Türk atlıları bir baskın yaptılar ve 400 esir Türk erini kurtardılar. İki Yunan doktor, Yunan hastaları ve erleri esir alındı. 15 Eylül 1921 günü Yunan kuvvetlerinin saldırısı üzerine Türk kuvvetleri Sivrihisar’ı terk ettiler. Ancak 20 Eylül 1921’de bir Süvari bölüğü tarafından Sivrihisar yeniden Türk kuvvetlerinin eline geçti. 6 Ekim 1921 tarihinde de Batı Cephesi Karargahı, Polatlı’dan Sivrihisar’a nakledildi. Bu tarihten itibaren Sivrihisar, bölgedeki işgal kuvvetlerine karşı girişilecek harekatta, merkezi konumunu muhafaza etti.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre işgal olayı şöyle gerçekleşti: “Düşmanın öncü süvarileri, Musalla önüne geldiler. Kazanın ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada, Sakarya istikametine çekilen birliklerimizin artçıları tarafından Tombakkaya mevkinden yapılan birkaç el silah atışına hedef oldular. Buna kızan Yunan süvarileri, kaza eşrafından Hekimin Osman, Salim Hoca ve halktan birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Bilahare bu kişileri serbest bıraktılar. Düşman, kazayı işgal ettikten sonra kolordu karargahını ve hastanesini ilçeye yerleştirme çabasına koyuldu.

Ordumuzla Ankara’ya giden Belediye Başkanına vekalet etmekte olan Hekimin Osman’dan bu amaca uygun bir yer istediler. Tenekeli mektep ve diğer okulları hastane; Biçerli Hasan Bey’in evini de karargah binası olarak kullanmaya başladılar. Bu sıralarda Yunan askerlerinin yağma ve talana giriştikleri görüldü. Bu durum, yapılan temaslar sonunda, sokaklara çıkanları iki sivil Türk ile iki Yunan devriyesinin marifetiyle önlendi. Düşman kuvvetleri Ankara istikametine doğru taburlar halinde geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe haline çeviriyorlardı. Para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler ızdırap kaynağı oluyordu.”

İşgal olayının görgü tanıklarından İsmail Hakkı BİÇER (Sivrihisar-1907 doğumlu) şunları anlatır: “Kurban Bayramı’nın birinci günü, kümelisi geldi gavurun, bu kumlu yoldan. Gördük, toplar, tüfekler hepsi geldi… Sivrihisar işgal oldu… Yunan ordusu buradan Polatlı’ya giderken o kadar ümitliydiler ki, hemen bir gün sonra işgal edecekler Ankarayı. O kadar ümitliydiler. “O Kemal’i (Mustafa Kemal Atatürk) yakalayacağız, Onu öldüreceğiz, bu harbin sebebi bu”. Türkçe bilen Ermeni ve Rumlar da asker olmuş Yunan’a. Köylerde Yunan askeri halka çok işkence yapmışlar. Burada da oldu… Bana bile eziyet ettiler. Bizim bir ufak bağımız vardı. Aşağıda Kanlı Kavak mevkinde Kimse yok bende, baba anne yok bende, babam şehit, annem ben küçükken ölmüş. Sadece babaannem vardı. O da 80-90 yaşlarında. Oğlum, ağzım kurudu… Git şu bağa biraz üzüm getir dedi… Neyse gittim vardım bağa, belki 25-30 gavur var bağın içinde. Bağın altını üstüne getirmişler… Bir kurşun attılar, “cızırt” dedi geçti, değmedi amma, dikildim kaldım. Biri silahı ile geldi, biri de onun arkasından geldi. O silahın dipçiği var ya bir vurdu bana. Ben aldırmadım. Fakat bir daha vurunca ben göçtüm, ondan sonra silkiverdim üzümü, alın kafirler yiyin diye… Biz yokken eve girmişler. Fakir evinde ne olur, yufka ekmeğini döke saça almış gitmişler..” İşgalin 33’üncü günü, Yunan mevzilerinden sızarak, ilçeye gelmeyi başaran 60-70 civarında Türk Akıncı Müfrezesi, güneyden ve Şinşırak Kayasından düşmanı çevirme hareketine koyuldular. Sokaklarda amansız bir vuruşma olmuştur. Sonunda yenilgiye uğrayan düşman, panik halinde Dümrek Köyü istikametine kaçmıştır. Bu vuruşma esnasında çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Türk Akıncı Müfrezesi ise bir şehit vermiştir.

Bir avuç Türk’ten yediği darbe, düşmanı çılgına çevirmiştir. Bu yüzden, Akıncı Müfrezesinin şehirden ayrılmasıyla birlikte Yunanlılar pür hiddet Sivrihisar’ı tekrar işgal etmişlerdir. İlçe merkezini topa tutup yakmak girişiminde bulunmuşlar; ancak Yunan ordusunda görevli bir doktor ile 16 civarındaki yaralının, Akıncı Müfrezesi’nin Sivrihisarlılarla ilgisinin bulunmadığını, onların dışarıdan geldiklerini açıklamaları üzerine şehir merkezi yakılıp yıkılmaktan kurtulmuştur. Bununla birlikte Sivrihisar ilçesi halkı, Yunan işkence ve hakaretine maruz kalmıştır. Ayrıca, eşyaları ve erzakları Yunan askerlerince yağmalanmıştır.

Yunan ordusunun zulüm ve vahşetine maruz kalan Sivrihisar köyleri de şunlardır:

Ağaören, Aşağıbağçecik, Atlas, Ayvalı, Babadat, Ballıhisar, Bedil, Çakmak Çardaközü, Çaykoz, Damlıca, Demirci, Devletşah (Dolaca), Dinek, Doğray, Dürmek, Elcik, Gecek, Gerenli, Güvemli, Gerenli, Hamamkarahisar, Holanta, İbikseydi, İcadiye, İzören, İmikler, Siliban, Kabak, Karaburhan, Karacören Yaylası, Karaçam, Karabat, Karakaya, Karkın, Kavacık, Kaymaz, Kertek, Kınık, Kıratlı, Kızılcaören, Koçaş, Koçcağız, Kotlan, Kürtün, Kozağacı, Mercan, Mülk, Hortu, Oğlakçı, Okçu, Ortaklar, Orhaniye, Reşadiye, Sadıkbağı, Paşakadın, Sürez, Tekören, Tekke, Yaverören, Yazır, Türkmenmecidiye, Yörme, Zaferhamit, Zey.

Yunan kuvvetleri adı geçen köylerden 45’ini tamamen, 26’sını da kısmen yakmışlardır.

* * *

Eskişehir Valiliği – ESKİyeni Dergisi
Orhan Keskin – Bütün Yönleriyle Sivrihisar

Facebook Sayfa