Genel Sivrihisar Haberleri

Tarihi Şehir Sivrihisar

– Şehri Sivrihisar –

Sivrihisar’da güneş şınşıraktan doğar garipçede batar. Gavur bağlarında keklikler, bülbüller öter. Yedilerin koyaklarında kuzular yatar.

Hisar boğazından Kepene doğru ılgıt ılgıt seher yeli eser. Çaldağında kekik kokusu insanın nefesini keser. Yaymış sürüsünü dede bayırına Süleyman emmim heybesini eşeğinin sırtına asar.

Kılıç minaresinden ak güvercin Alemşaha kanadını çırpar. Ulu caminin saçaklarında serçeler günlük rızkını arar. Yavaş yavaş açılır kepenkler, temizlenir, süpürülür, düzenlenir tezgahlar.

Yemenici Mehmet emmi takmış önlüğünü dükkanında müşterisini bekler. Renk renk dizilmiş vitrinlere Yorgancı kemal ustanın atlas yorganları her biri ayrı güzel ahenkler. Arastada keçeci Hüseyin emminin dizleriyle dövdüğü, Hafız ustanın elleriyle şekil verdiği, ayrı ayrı harcanan emekler.

Sivrihisar da böyle başlar yeni bir gün. İnsanlar doldurur caddeleri sokakları her biri rızkının peşinde gönüllerde sevgi, dillerde zikir Yaradanın Rahmetinden emin.

Yunusun, Nasreddinin, Hüdayinin mirası bu diyarda tarihin derin kökleri kültürün eşsiz güzellikleri birde Vatanı vatan yapan aziz şehitlerimiz. 1

Şehir ve Erdem

Şehir demek, en temelde insan demektir. Bir şehrin kurucu figürü olarak başrol insana aittir. Bu aidiyet o kadar ileridir ki şehirle insan adeta bütünleşerek şehri bir insan hüviyetine sokar. Bu bakımdan şehir tıpkı bir insana benzer. Şehrin de insan gibi bir bedeni ve ruhu vardır. Şehri, şehir kılan şeyler sayılırken mimari yapılar, bölünmüş yollar, teknolojik imkanlar, sosyal faaliyet alanları, iş olanakları vs. insanın yaşamsal seviyesini yükselten bazı önemli avantajlar dile getirilse de bunlar şehrin en fazla bedeni olabilir.

Halbuki bir de şehrin ruhu vardır. Şehrin ruhu esas itibarıyla şehirdeki toplumun sahip olduğu inanç, ahlak, kültür, gelenek, görenek gibi toplumsal tezahürlerin bütünüyle oluşan genel çerçevedir. Dolayısıyla bu bütün olmadan şehir taşla, duvarla, yolla olsa olsa sadece ruhsuz bir ceset olabilir. Şehre ruh veren, şehri canlı kılan, şehrin bedenini ceset olmaktan kurtaran unsurların başında şüphesiz ahlak gelir. Ahlaki dejenerasyonun yaşandığı şehirler, ahlak planında eriyen, çürüyen toplumlar yıkılmaya mahkumdur. 2

İnsan Yüzlü Şehirler

Oleg Grabar’ın belirttiği gibi İslam şehirleri, insan yüzlü şehirlerdir. Orada Batı şehirlerindeki kurumsal ilişkilerin soğuk yüzüne rastlamazsınız. Bu yüzden de şehrin fiziki görünümü, kurum ve kuralların belirlediği doğrultuda, önceden belirlenmiş katı bir planlama yerine, insanın ihtiyaç ve inancının yumuşak bir yansıması şeklinde belirmiştir. Latinlerin de dediği gibi, şehrin havası insanı özgür kılmalıdır. İşte İslam şehrinin insani yüzü, tam da bu özgürlük noktasında ortaya çıkmaktadır.

İslam şehrine ve onun sakinlerine bu esnekliği kazandıran faktör ise doğrudan doğruya İslam’ın kendisidir. İslam şehirleri kurumlardan çok insanı esas almış şehirlerdir. Katı kurallardan çok insanın zaman ve coğrafyaya göre şekillenen ihtiyaçlarına göre çözümler üreten bir anlayışın eseridirler. Yapıları esnektir, bu yüzden de belli bir dönemde donup katılaşmaz; sürekli yenilenebilirler. Çağımızın ünlü mimarlarından Frank Lloyd Wright’ın deyişiyle “organik” veya “yaşayan” (living) şehirlerdir İslam şehirleri. Bir başka deyişle, insan yüzlü şehirler…3

Müslümanlar manevi enerjilerini Kur’an ve Hz. Peygamberin Sünnetinde ararlar. Onların ideal sosyal modelleri İslam’ın erken dönemlerine aittir. Fakat yönetim, ekonomi, eğitim ve çevreyle ilgili güncel problemlerle karşılaştıklarında; evlerini, yollarını, hava alanlarını, fabrikalarını ve üniversitelerini inşa etmeye karar verdiklerinde gelişmiş Batının teknolojik ve bilimsel metotlarına başvururlar. Alıson Ravets’in de vurguladığı gibi İslam Dünyasındaki planlamaya hakim olan formlar endüstriyel nosyonlarda kötü bir ün kazanan Batı formlarıdır. Batıda gelişen bu metod ve modeller bir hayat felsefesi olarak İslamdan tamamen farklı yaklaşımların ürünleridir. 4

Cemiyetlerin ve şahsiyetlerin asıl mana ve hüviyeti, çekirdeği tarihilik denen şeydir. Hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyak; bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur. 5

***

Kavram boyutu itibariyle kent ve şehir kelimeleri arasında fark olmamakla birlikte; algısal olarak şehir daha kadim olanı temsil ederken, kent daha modern ve güncel bir çağrışım yapmaktadır (Taşçı 2014). Şehir bulunduğu konum ve coğrafi bakımından doğal olarak kurulur, gelişir, kent ise sonradan inşa edilir geliştirilir. İstanbul şehirdir, Ankara ise kent.

Kaynaklar:
1- Sadık Anılır
2- Şehir ve Erdem – 2017
3- İnsan Yüzlü Şehirler, Mustafa Armağan – 2003
4- Şehirlerin Ruhu, Gülzar Haydar – 1991
5- Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir – 1960

Etiketler: Tarihi Şehir ve Kentler, Şehir Kokusu, Kent ve Kültür, Şehir ve Şuur, Şehir Manzaraları, Dünkü Şehir, Beş Savaş Bir Şehir

Add Comment

Click here to post a comment

logo