Sivrihisar Haberleri

Yorgancılık Zanaatı

– YORGANCILIK ZANAATI VE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SİVRİHİSAR YORGANCILARI –

Ömer (Doğan) Konukpay, İbrahim Minnet, Hazım Karabudak , Faruk Minnet, Kemal Çini , Musa Ünal ve Murat Sülükoglu ile birlikte.

Bugünkü ‘Sanat ve Zanaat’ köşemizde, kaybolmaya yüz tutan zanaatlardan yorgancılığı ele alacak ve geçmişten günümüze Sivrihisarlı yorgancılarımızı tanıyacağız. Şu anda, Sivrihisar’da yorgancılık mesleğini büyük bir sebatla devam ettiren beş yorgancımız bulunmaktadır. Yorgancılarımızın işyerleri arastada ve çarşı içindedir.

Aralık (2019) ayı içinde, yorgancılarımızdan Hazım Karabudak ve Kemal Çini ustaları iş yerlerinde ziyaret ettim, onlardan yorgancılık konusunda bilgiler aldım. Öncelikle, verdikleri bilgilerden dolayı, kendilerine teşekkür ederim. Ayrıca, fotoğraflar için yorgancı Murat Sülükoğlu’na teşekkür ederim.

Edindiğim bilgilere geçmeden önce, yorgancılığın tanımı ve tarihçesi üzerinde kısaca duralım.

YORGAN NEDİR

Yatakta örtünmek, gece uyurken dış etkenlerden korunmak amacıyla iki kumaşın arasına yün, pamuk vb. malzemeler doldurularak dikilen ve nakışlanan geniş örtünün adıdır yorgan. El emeği, göz nuru ile dikilen yorganlarda her rengin ve her desenin bir anlamı vardır. Yorgancılar için ise bu zanaat, iğnenin ucundaki emeği, mahareti, sabır ve sebatı ifade ediyor.

YORGANIN TARİHÇESİ

İlk kez, Uygur yazıtlarında “Yourgan” şeklinde rastlanan ve günümüz Türkçesinde yorgan olarak kullanılan kelime, Kıpçak dillerinde “yogurgan”, Altayca’da “yurkan”, Kırgız Türkçesinde “curkan”, şeklinde telaffuz edilir. Hallacı Mansur bu mesleğin piri olarak bilinir. Yorgancılık, geçmişte oldukça önem verilen, itibarlı mesleklerden biridir. Evliya Çelebi, “Seyahatname” adlı eserinde, Osmanlı Döneminde esnaf loncası oluşan yorgancıların, padişahların seferleri, şehzadelerin sünnetleri gibi şenliklere ve geçiş törenlerine katıldıklarını yazar.

YORGANIN TÜRK KÜLTÜRÜNDE YERİ

Türklerin en eski geleneklerinden biri olan yorgan, doğum, damatlık, gelinlik (çeyiz) , bebek, çocuk, sünnet yorganı olarak da halk kültürümüzde yer aldığı gibi, atasözü, deyim, mani, türkü, masal gibi sözlü örneklerle halk edebiyatımızda da yerini alır.
“Yorgan gitti, kavga bitti.”
“Ayağını yorganına göre uzat.”
“Çarşafsız döşekle, yüzsüz yorganla yatılmaz.” “Kadının iyisi yorganı yorgana katar,
şaşkını yorgan deliğinden aya bakar.”
“Attan düşene yorgan döşek,
eşekten düşene kazma, kürek.”
“Pire için yorgan yakmak.”
“Yorgan döşek yatmak.”
gibi kültürümüze girmiş pek çok örnekleri vardır.

SİVRİHİSAR YORGANCILARI VE ATICILARI

Geçmişten, günümüze yorgancılarımız:

İlk yorgancılardan (Kel) Mehmet Alkan, (Kümük) Bircan usta , Alim Şapcı, Tevfik Öztürk, (Tataroğlu) Şemsettin Akay, Atila Danış, Soner Danış, Kemal Gürkan, Hasan Gündoğmuş, Ahmet Gündoğmuş, Orhan Gündoğmuş, Süleyman Civelek, Faruk Minnet, İbrahim Minnet, Fatih Minnet, Kemal Çini, Hazım Karabudak, Bekir Kalır, Mithat Sülükoğlu, Murat Sülükoğlu, Hamdi Alkılınç, Ömer Konukpay, Musa Ünal, Gürcan Esin.

Atıcılarımız:

Neşet Berkil, Behçet ve oğlu Sait ustalar, Rıza Akgözlü, İsmail Çini, Hasan Kalır, (Kırışın) Ali Kaşıkcı, Atıcı Neşet, Atıcı Orhan, (Paşa) İbrahim Ergün, Atıcı Bahri, Halil İbrahim Baş, Ahmet Mumcu, Osman Gürkan, Hortulu Şükrü, Yeşilin Mustafa, (Seydi Ahmetlerin) Ahmet Yay ve Orhan Yay.

YORGAN NASIL DİKİLİR

Usta Kemal Çini ve usta Hazım Karabudak, çeyizlik bir yorganın dikim aşamalarını şöyle anlattılar.

1- Kullanılacak (saten, mermerşahi, ipek, kadife, basma gibi)kumaş seçilir ve kullanılacak astar, elyaf örtü malzemeleri önceden hazırlanır.

2- İç dolgu malzemesi (yün, pamuk, elyaf gibi malzemelerden hangisi kullanılacak ise) seçilerek makinada taranır, atılır. (eskiden bu işlemi hallaç denilen atıcılar yay ve tokmakla yapardı.) Sivrihisar’da kış sert geçtiği için genelde yorganın iç malzemesi olarak, koyun yapağından elde edilen yün kullanılır. Yünün sert (kılan) ve pişkin olmamasına dikkat edilir.

3- Çatma işlemi: Yorganda yüz olarak kullanılacak kumaş ile astar dikilerek birleştirilir. Böylece bir torba elde edilir. Şayet, iç dolguda yün kullanılacak ise kılları çıkmasın diye elyaf örtü de kullanılır.

4- Döşeme işlemi : kılıf adı verilen bu torba, daha önce hazırlanan yün veya pamukla doldurulur.

5- Tezgaha serme: yorgancıların üzerinde çalıştıkları tabla adı verilen tahta yükseltiye tezgah denir. İşlem yapılan yorgan kolayca sağa, sola dönsün diye tezgahın üzeri muşamba ile kaplıdır.Yorgan bu tezgâha serilir.

6- Sopalama: Ayva veya kızılcık ağacından yapılmış oklava kalınlığında bir sopayla vurularak, doldurulan madde kılıfa iyice yerleştirilir ve her tarafa eşit dağılması sağlanır.

7- İlgileme: düzgün hale getirilen dolgu malzemesi sağa, sola kaymasın diye geniş teğelle ilgileme yapılır. Daha sonra kenar çekme, düz çekme işlemleri yapılır.

8- Model kalıpları kullanılarak yorgan yüzüne tebeşirle desenler çizilir. Tebeşir kullanılmasının amacı iz bırakmaması ve kolay silinebilmesidir. Desen çizgilerinin üstünden yorgan iğnesi bir alttan bir üstten geçirilerek dikilir. Motif tamamlanır. Sonra askılara takılır.

Ustalarımız, yorgancıların kullandığı yüzük, iğne ve iplikler hakkında da bilgiler verdiler.

Yüzük: Yorgancı yüzüğü metalden yapılmış, ucu kapalı bir silindir şeklindedir.Yorganı dikerken parmağı korur.

İğne: Dikilecek yorganın cinsi, kumaşın kalitesine göre değişir. Bir ve iki numaralı iğneler kaba işler için ,üç numaralı iğne ise ince işler yapmak için kullanılır.

İplik: Yorgancılarda her renk iplik bulunur. Çünkü kumaş ve iplik aynı renkte olmalıdır. Yorganlar fermuarlı nevresim içine konularak da kullanılır.

SİVRİHİSAR YORGANLARI

Sivrihisar’da, işlemi biten yorganın alt kısmı ayrıca çarşafla kaplanır. Eskiden Sivrihisar yorganlarına kanaviçe işlemeli yorgan ağzı da dikilirdi. Yorgan yüzünde basma veya nevresim kumaşı kullanılıyorsa model yapılmaz, böyle yorganlara “mitil” deniyor.

Sivrihisar yorganlarında en çok göbekli motif kullanılır. İsteğe göre kartalkanat, daire, yıldızlı, tavuzkuşu, hilalli, sevdaçiçeği, beşgöbekli, yatıkmuzlu, düz muzlu, deniz köpüğü, karanfil gibi motifler de kullanılır. Sivrihisar’da genel olarak, bayanlar ve çocuk yorganlarında pembe, erkek yorganlarında boncuk mavisi rengi tercih ediliyor.

Tek kişilik yorgan 1.50*2. 25 cm. çift kişilik yorgan 1.90*2. 25 cm. ebatlarında oluyor. Ağırlıkları ise 3 kg. ‘dan başlar 5 kg. kadar çıkar. Fiyatları ise, modelli ipek yorganlarda sadece işçilik 180 liradan başlar. İşçilik ve malzemesi dahil, kullanılan malzeme ve modeline göre 500 liradan başlar, 700-800 liraya kadar çıkar. Basmadan yapılan “mitil” yorganlar ise daha ucuza mal-olur.

SAĞLIK İÇİN GELENEKSEL YORGAN

İnsan ömrünün büyük bir kısmı uykuda geçiyor. Rahat ve sağlıklı bir uyku, kendimizi emanet ettiğimiz yatak ve yorganın kalitesine bağlıdır. Ne yazık ki, günümüzde daha ucuz olduğu için, elyaf, sentetik gibi kimyasal ürünlerden yapılan hava dolaşımı, teri emme gibi özellikleri olmayan, kalitesiz yorganlar kullanılıyor.

Oysa, tamamen organik yün ve o pamuktan yapılan geleneksel yorganlarda hava dolaşımı, teri emme, mevsimine göre ısıyı ayarlama gibi özelliklerin yanı sıra radyosyonu emerek zararını azaltma, insan vücudundaki negatif enerjiyi alarak rahatlatma gibi özellikler bulunuyor.

Öte yandan, son zamanlarda birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalarda; yün ve pamuktan yapılan ve ‘babanne yorganı’ adı verilen geleneksel yorganların en sağlıklı, en kaliteli yorganlar olduğu bilimsel olarak ispatlanıyor. Ayrıca, bu araştırmalarda ‘Babanne Yorganı’nda uyuyan kişilerin sabah daha dinç ve huzurlu uyandıkları sonucuna varılıyor.

“Ellerin cici yorganı, / Uykusu acı yorganı.
Anamın eski yorganı, / Uykusu tatlı yorganı.”

YORGANCILIK ZOR GÜNLER YAŞIYOR

Bir çok meslek gibi yorgancılığın da gelişen teknoloji ile zamanın şartlarına yenik düştüğü görülüyor. Yün ve pamuk yorganların sağlık için önemi bilindiği halde, bu yorganlara talebin azaldığı, İnsanların ucuz buldukları için fabrikasyon üretilen sentetik yorganları tercih ettikleri görülüyor.

Yorgancılar, işlerinin azaldığını, yeni çıraklar yetişmediğini ve artık bu mesleğin yok olma aşamasına geldiğini belirtiyor. Hazım Usta, “Eskiden bu arastada pek çok yorgancı vardı, şimdi ise bir kaç kişi kaldık bu mesleği yapan, bizler de bu mesleğin son temsilcileriyiz.” diyerek, üzüntülerini belirtiyor.

Elli yılı aşkın süredir yorgancılık yapan Kemal Çini usta ise, “Sivrihisar’da 20-25 yıl önce işlerimiz çok iyi idi, o zamanlar dükkanında yedi çırak vardı, nerede o günler… hazır yorganlar çıktı bizim işler de bitme noktasına geldi.” diyerek dert yanıyor.

Biz her şeye rağmen, geleneksel yün, pamuk yorganlara tekrar dönüleceğini ümit ediyoruz. Geçenlerde, Çanakkaleli bir yorgancı kendisi ile yapılan röportajda şöyle diyordu; “Onsekiz Mart Üniversitesinden bazı profesörler geldi. Pamuktan ve yünden özel yorgan diktirdiler. Kesinlikle içine elyaf bir şey kattırmadılar.”

Sağlığımız için; “En iyi yorgan geleneksel yorgan.” diyelim…

(Ebediyete intikal eden yorgan, atıcı ustalarımıza Allah’tan rahmet niyaz ederim. Hayatta olan ustalarımıza sağlık, saadet, hayırlı işler dilerim.)

Saygılarımla, Yaşar YURTDAŞ

Add Comment

Click here to post a comment

logo

Facebook Sayfa