26 Eskişehir Kurtuluş Savaşı

Yunan’ın Yakıp Yıktığı Eskişehir

– YUNAN ZULMÜ VE MEGALİ İDEASI –

barisak efendi - Yunan'ın Yakıp Yıktığı Eskişehir

5. Bölüm

14 Eylül 1829’da Rusya ve Osmanlı arasında imzalanan Edirne antlaşması sonrasında 1830 yılında, Yunanistan bağımsızlığını elde etmiştir. Bu tarihle birlikte Yunanistan’ın bir türlü tatmin edilmeyen Özellikle Anadolu’ya yönelik istekleri de su yüzüne çıkmıştır. Esasen bağımsızlık için 1821 ‘de Mora’da başlayan ayaklanmalardan bu yana, Yunan tarafının tutum ve faaliyetlerinde daima aktif faktörler hakim olmuştur. Onların bu politikalarının sebebi; bir ayağı Asya’da bir ayağı Avrupa’da olan büyük Yunanistan’ı kurma gibi tarihi bir ideale sahip olmalarıdır. Yunanistan’ın bağımsızlık hareketleri Fener Rum Patrikhanesinden yönetilmişti. Bu ihanetinin cezasını da Patrik V. Gregorius, Patrikhanenin daha hala kapalı kapısının önünde ipe çekilmekle çekmişti. Megali İdea da aynı tezgahta imal edilmiştir.

Megali İdea, Büyük fikir, Büyük Mefkure olarak bilinen bu ideale göre Yunanistan’ın sınırları doğuda; Anadolu ortalarından, kuzeyde; Karadeniz’in Kırım’ı da içine alan kuzey kısımlarından ve Karpat dağları ile Tuna nehrine kadar uzanıyordu. Batı ve Güney sınırlan ise, Adriyatik ve Akdeniz’den geçiyordu. Tabii hayal edilen bu büyük Yunanistan’ın başkenti de İstanbul olacaktı. Kısaca Hellen emperyalizmi diyebileceğimiz Megali İdea, “Hellenlerin önderliğinde Bizans İmparatorluğu’nu yeniden diriltmek hedefi” olarak da tanımlanmıştır.

1821 yılında Mora isyanını çıkararak Megali İdea’nın ilk ciddi adımını Patros Rum Piskoposu Germanos atmıştır. 1830 yılında Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazanarak elde eden Yunanistan, daha sonraki günler ve yıllarda da diğer hedeflerini sırasıyla gerçekleştirmeye başlamıştır.

İzmir ve çevresinde İtilaf devletlerinin emniyet ve selametlerini tehdit eden hiç bir şey olmamasına rağmen Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesi gereğince 15 Mayıs 1919’da silahlı Yunan kuvvetleri İzmir’e çıkarıldı. İzmir’e ayak bastıkları ilk gün, yirmisi subay olmak üzere şehrin ileri gelen bazı kişilerini şehit eden Yunanlılar, hemen sonraki günlerde de bu cinayetlerini devam ettirerek pek çok masum kişiyi öldürdüler. Türk evlerine hücum ile ırz ve mal tecavüzlerine kalkıştılar. Aynı zulümleri, işgal ettikleri Aydın, Nazilli, Bergama, Ödemiş, Tire, Menemen, Manisa, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Bilecik, Bursa ve Trakya’da sürdürdüler.

Eskişehir Merkezinde ve Merkeze Bağlı Köylerde Yunan Mezalimi

Yunanlılar işgal ettikleri yerlerde, zulüm, gasp, yağma, yakma ve yıkma gibi faaliyetler için, iş bölümü yaparak her branş İçin özel birlikler oluşturmuşlardır. Örneğin, “Şeytan Taburu” adını verdikleri erler, ırza tecavüz ediyorlar, “Sakallılar” soygunculuk ve yağma yapıyor, “Yangın kıtaları” da yangın çıkartmak için özel teçhizat (gaz yağı, patlayıcı ve parlayıcı maddeler) kullanıyorlardı.

Yunan güçlerinin bu şekilde teşkilatlanması, bu milletin daha Anadolu topraklarına ayak basmadan, burada yapacakları zulüm, vahşet ve soykırım girişimlerini çok evvelden planlamış olduklarını gösteren bir delildir.

Daha önce de ifade edildiği üzere Eskişehir, Yunan askerlerince 19 Temmuz 1921 günü İşgal edilmiştir. O tarihten itibaren Yunanlılar, Eskişehir’i soyup Yunanistan’a taşımaya başladılar. Eskişehir halkını aç ve muhtaç bıraktılar. Kuşkulandıkları birçok insanı kentten uzaklaştırdılar.

Eskişehir merkez, ilçe ve köylerinde Türk halkına yaptıkları zulüm ve vahşetler, onların amaçlarını açık olarak ortaya koymaktadır.

Avrupa Devletleri Türklerin Anadolu’ya ayak basışlarından itibaren, Türkleri Anadolu’dan almak ve yok etmek için her fırsatı değerlendirmişlerdir, Batı’nın Türklere karşı süregelen bu tutum ve davranışları daha sonra Şark Meselesi olarak adlandırılacak ve aynı zamanda da yeni bir şekil ve mana kazanacaktır. Örneğin, Osmanlı Devleti’nde baş gösteren çöküş belirtilerinin başlamasıyla Şark Meselesi, Avrupalılar nazarında Osmanlı’nın mirasının paylaşılması halini alacaktır. Yüzyıllara göre değişik hedefler gösteren bu politika, XIX. Yüzyılın İlk yansında Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün korunması, ikinci yarısında Türklerin Avrupa’daki topraklarının bölüşülmesi anlamında kullanılmıştır.

(Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, C.V, Ankara, 1947, sh, 207-208).

Viyana Kongresi (1815) esnasında Çar Alexandre tarafından ilk olarak kullanılan Şark Meselesi, günümüzde Türkleri Anadolu’dan sürmekten başka, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölüp parçalamak anlamında kullanılmaktadır.

Kaynak: Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
Osmangazi Üniversitesi Yay. no: 072 Sh. 147-152
Beşinci bölüm Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU tarafından hazırlanmıştır.

***

Musevi Vatandaşımız Barisak Efendinin Eskişehir Mezalimine ait 18 Eylül 1922 Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan mektubu:

Yunan Ordusunun Yakıp Yıktığı Eskişehir

– “Ağustos nihayetine doğru (herhalde 30 Ağustos’ta) Yunan memurları bazı faaliyetler gösterdiler. Evvela ağır toplarını istihkam malzemelerini çektiler. Hastanelerini, silah ve mühimmat ve erzak depolarını boşalttılar. Kıt’alar her gün şehir ve havalisini terk ediyordu.”

– “Biraz sonra Yunan ordularının Afyonkarahisar’daki hezimet haberi bir yıldırım gibi aksetti!.. Hristiyan firariler şehri geçiyor, Bursa’ya doğru kaçıyorlardı. Baş gösteren korku, paniğe inkılap etti!.. Üç gün zarfında Rum ve Ermeniler gizli bir emre tabi olur gibi, mevkilerini terk ettiler. Hepsi gitti, kalmak isteyenler cebren sevk edildi!”

– “Seyahat vesikası almak gibi usuller kendiliğinden kalkmıştı! Her biri daha evvel gitmek için acele ediyordu. Haykırışlar, çığlıklar, küfürler ve ıstıraplı gözyaşlarına, ihtiyar ve malullerin iniltileri karışıyordu!” (İşte bu da ilahi adalet!.. Müslüman Türklere çektirdiklerinin sadece hicret etme kısmını bile yaşamaları, onlarda ne büyük bir acı uyandırmış!.. Bir de Türklere yaşattıkları yağma, işkence, tecavüz, yaralama, öldürme olaylarını düşünün!.. Y.N.)

– “Pazar günü, feci olacağından kimsenin şüphe etmediği hazin vakaları beklemekle geçti. Sokaklar bomboştu. Çarşı kapalıydı. Hiç bir (resmi) daire faaliyette değildi. Yalnız biliyorduk ki, mutasarrıf ve belediye reisi tevkif edilmişti.”

– “Sakarya hezimetinden döndükleri günden beri, hemen daima ‘İşgal ettikleri araziyi tahliyeye zorlandıkları takdirde, Türklere karşı yapacakları yangın, yağma ve kıtal’ den bahsediyorlardı!”

– “Kendileri o kadar yüksekten Medeni ilan eden bu adamların, eski Yunan muhariplerinin halefleri olduklarından bahseden kumandanlarının bu tasavvuratı (hayal ettiklerini) fiil mevkiine koyacaklarını, vicdanlarımız kabul etmek istemiyordu!”

– “Eski Yunanistan’ın Yeni Yunanistan’a bırakmış olduğu ahlaksızlıkları unutmuştuk! HIRSIZLIK, IRZA TASALLUT, KITAL, YAĞMA bunlara has denaetlerdendi!”

– “Hayvani bir surette öyle bir şiddetle coştular ki, emirleri öyle küstahça bir zulüm ile ifa ettiler ki, bugün bizlerin hayatta kalmış olması, bir mucize eseridir!”

– “Halk evlerine kapandı. Birdenbire saat sekiz buçuğa doğru bir infilakı müteakip, siyah bir duman sütunu şehrin ortasından yükseldi. Şehri yakıyorlardı!.. Her şey yakıldı ve yıkıldı. Katolik rahiplerin güzel manastır ve kiliseleri bile birer kül haline geldi!”

– “Herkes ateşten uzak yerlere sığınmayı düşünüyordu. Biz de pek az eşya alarak evlerimizden çıktık… Şimdi halkı soymaya başlamışlardı. Canlarını kurtarmak için her şeylerini bırakarak evden kaçan biçareleri (çalınacak eşyası yok diye) tevkif ediyorlardı!”

– “Biraz uzaktan dinamit sesleri duyuldu. Bunları yangında yanmayan evlere atıyorlardı!”

– “Cuma günü şafak sökerken kundakçıların başkumandanları şehre indi ve halka ‘ yangından zamanında haberdar edilmemiş olduğunu, şimdi durduracaklarını’ büyük bir riyakarlıkla söyledi! Derhal yağmacılar ‘tulumbacı’ oldular! Saat 7’ye doğru yangını söndürdüler.”

– “Artık kurtulduk zannediyor ve evlerimize dönmeye hazırlanıyorduk (ki,) aynı asker kıyafetindeki zebaniler yolumuzu kestiler. Bir gün evvelkinden daha geniş ölçüde mezalime başladılar!”

– “(Tekrar başlatılan) yangının 2. akşamı daha kötü oldu. En büyük ve sağlam binalar dinamit ve alevlere teslim edildi.”

– “İltica ettiğimiz mahallenin her köşesinden işkenceye maruz kalan kadın ve çocukların iniltileri duyuluyordu!”

– “Nihayet sabah 4’e doğru müthiş bir top sesi infilak etti. TÜRK ASKERLERİ GELİYORDU!” Efendiler bu ülke Altın tepside sunulmadı. Bu Ülkenin adım adım çöküşe gitmesinde hepinizin, hepimizin suçu var. Bize emanet edilene sahip çıkamadık.

Alıntı: Albert Khan Arşivi, Yunan Ordusunun yakıp yıktığı Eskişehir – 20 Aralık 1922

***

Eskişehir’in Kurtuluşu yazısı için tıklayın >

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Yunan'ın Yakıp Yıktığı Eskişehir