inanç

Ahiret Kurtuluşu

SADECE NAMAZ KILMAK – HACCA GİTMEK KURBAN KESMEKLE AHİRET KURTULUŞU OLMAZ

ahiret yurdu - Ahiret Kurtuluşu

HAC SURESİ 35. AYET MEALİ

“O cennetle müjdelenen Allah’a gönülden boyun eğen (muhbit) kullar ki, onlara her ne zaman Allah hatırlatılsa, kalpleri Allah korkusuyla ürperir; Allah’ın imtihan için onlara isabet ettirdiği her türlü yoksunluk ve sıkıntıya yakınmadan ve boyun eğerek sabrederler. Namazı daimi, vaktinde, eksiksiz ve hakkını vererek gereğince kılarlar. Onları rızıklandırdığımız şeylerden sadece Allah rızası gözeterek ve Allah rızasına uygun yerlere harcarlar.”

HAC SURESİ 35. AYETİN KISA TEFSİRİ

Hac Suresi 35. ayette, bir önceki 34. ayette cennetle müjdelenen MUHBİT (Allah’a gönülden boyun eğip emir ve yasaklarına itaat eden) kulların temel özelliklerinden bir kısmı açıklanmaktadır.

Öncelikle, bu kullara Allah hatırlatıldığında, kalplerinin ürperdiği açıklanmaktadır. Bu hatırlatma direkt bir hatırlatma olabileceği gibi, dolaylı bir hatırlatma da olabilir.

Mesela, bir yanlış yaptıklarında, Allah’tan kork denildiğinde, kibirle öfkelenmek yerine, acaba yanlış mı yaptım diyerek ürperip kendilerini sorgulamalarına sebep olur ve bu muhasebe sonucu varsa yanlışlarını görerek, bu yanlışlarında ısrar etmezler.

Bakara Suresi 204’ten 206’ya kadar olan ayetlerde Allah hatırlatıldığında kibirlenerek bu hatırlatmayı kendine layık görmeyen fesatçı kulların özellikleri hatırlatılırken, 207. ayette ise burada anlatılan muhbit kulların vasıfları anlatılmıştır.

Allah hatırlatılınca ürperme, Furkan Suresi 73. ayette anlatılan, Allah’ın ayetleri hatırlatılınca kör ve sağırlar gibi davranmayıp, ayetleri kendi üzerinde test ve kendini bu ayetlere göre muhasebe etme vasfını anlatmaktadır.

Yine, Ali İmran Suresi 135. ayette açıklanan, bir günah işlemesinin ardından Allah’ı hatırlayınca günahta ısrar etmeyerek tevbe ve bağışlanma talebinde bulunmakta, muhbit kulların vasıflarındandır.

Muhbit kullar, kendilerine imtihan için verilen musibetlere yakınmadan sabrederler. Acılarını kullara değil, Allah’a açar, bu acıları Allah’ın rızası ve yakınlaşma için vesile addederler. Bu dünyada değil, ahirette kurtuluşu temenni ederler.

Muhbit kullar namaz gibi Allah’a kulluklarını ifade eden ibadetlerini hakkınca yerine getirdikleri gibi, diğer kullara karşı görevlerini ifade eden zekat gibi ibadetlerini de hakkınca yerine getirirler.

Yani namaz, hac, kurban gibi Allah’a kulluklarını ifade eden sembolik ibadetleri (nusuk – mensek) zamanında, gönülden, samimi ve eksiksiz olduğu gibi;

Allah’ın kullarına karşı olan tüm ilişki ve görevlerinde de, Allah’ın tüm emir, yasak, tavsiyelerini gönülden ve eksiksiz yerine getirmeye çalışırlar ki, ahiret kurtuluşu ancak bunların tümünü kapasitesi nispetinde yerine getirmekle söz konusu olabilir. 1

GAFLET ALGI KÖRLÜĞÜNE NEDEN OLUYOR

İnsanı Ahsen-i takvimden uzaklaştıran en önemli nedenlerden biri de gaflettir. Bediüzzaman, gençlik sarhoşluğunun ve gençlik cazibesinin gaflete sebep oluşunun şöyle açıklamaktadır:

Ben de senin gibi gençlik sarhoşluğu ile gaflet içinde dünyayı hoş ve güzel gördüğüm halde, gençlik sarhoşluğundan ihtiyarlık sabahında ayıldığım dakikada, o güzel zannettiğim, âhirete müteveccih olmayan dünyanın yüzünü nasıl çirkin gördüğümü ve ahirete bakan hakikî yüzü ne kadar güzel olduğunu, On Yedinci Sözün İkinci Makamındaki iki levha-i hakikate bak, sen de gör.

Gaflet perdesi, daralmış algılamaya sebep olur, yani algının körleşmesine yol açar. İşletmelerde algı körlüğüne çok rastlanır. Mesela askerlikte bir yere nöbetçi konulmuştur. O nöbetçinin niçin orada bulunduğu sorgulanmaz. Her komutan geldiğinde o nöbetçi devredilir, bu şekilde devam eder. Komutanlardan bir tanesi niçin orada nöbet tutulduğunu araştırdığında, aylar önce oradaki bank boyanmıştır ve kimsenin boya ile kirlenmemesi için de bir nöbetçi konulmuştur ve bir daha kimse o nöbetçiyi kaldırmamıştır. Kimse sorgulamadığı için nöbet devam etmiştir. Bu duruma algı körlüğü denir.

İnsanda algı körlüğüne kognitif realite körlüğü de denir. Mesela bir odada toplu iğne kaybolmuştur, ama “İğne sadece yerdedir” ön kabulü ile aramaya başlanırsa masanın üzerine bakılmaz. Böyle bir ön kabulle arandığı için bulunmaz, en sonunda masaya bakıldığında iğnenin orada olduğu görülür. Önyargılar, kalıp düşünceler algı körlüğüne neden olur. Gaflet de algı körlüğü yapar, birçok şeyi görmeyi engeller.

Gençlikte insanlar bu dönemin verdiği sarhoşluk ve gafletin etkisiyle varoluşu gözden kaçırır. Gençlik sarhoşluğu körlük yapar. Alkol insana hatasını göstermez ve her türlü yanlışı yaptırır, farkına vardırmaz. Gençlik sarhoşluğu da gaflet perdesiyle hata yaptırır ve hatasını göstermez. Bediüzzaman da gençlik döneminde insanın bu gözle kâinata baktığını fark ettiğini belirtir. 2

***

1- Mustafa Siel
2- Nevzat Tarhan

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Ahiret Kurtuluşu