Şenay Tek

Hiçbirimiz Özgür Değiliz

Hicbirimiz Ozgur Degiliz - Hiçbirimiz Özgür Değiliz

Hepimiz, doğduğumuz andan itibaren bize sunulan ve dikte edilenlerin içinden seçtirdiklerimizle yaşayıp, özgür olduğumuzu zanneden, ayağı kapitalizme prangalı, beyni Siyonizm’le ve paganizmle uyuşturulmuş doğadan uzak modern bilimle yavaş yavaş çaktırmadan zehirlenen her adımı önceden belirlenmiş bir dünyada ipleri başkasının elinde olan modern köleleriz…

Düşünün şimdi, erkek olarak doğduysanız mavi veya yeşil, kız olarak doğduysanız pembe veya kırmızı giymeye mecbursunuz. Çünkü kapitalizm, daha siz doğmadan kıyafetlerinizin rengini belirleyip zıbınlarınızı askıya asıyor. Anneniz, uykusuna düşkün biri değilse ve lütfedip sizi emziriyorsa şanslı bir çocuksunuz çünkü kapitalizm, “çocuğunuzu emzirmek yerine anne sütüne benzer kimyasallar içeren şu mamayı kullanarak çocuğunuzun göbeğini şişirin. Böylece o uyur sizde uyuyun sabah iş var diye sabah akşam reklam patlatıyor.

6 yaşınıza girdim mi okul hayatıyla birlikte bir başlıyorsunuz alarm sesiyle uyanmaya. Bu ta 55 – 60 yaşına kadar devam ediyor. Yaş 20 – 25 dedim mi başlıyorsunuz kapitalizme çalışmaya. Senede on beş gün tatil yapabilmek için, yılın 300 kusur günü çalışıyorsunuz. Çalıştığınız para ile işe süslü gitmek için gerekli güzel elbiseler parfümler bijuteri ürünleri, takılar, tokalar alıyorsunuz.

Yine, başkasının işine giderken, havanız olsun diye kendi paranızla aldığınız kredi parasını kapitalistlerin bankasından çektiğiniz ve üzerine bir dünya faiz ödediğimiz arabanızla gidiyorsunuz. Bütün gün iştesiniz. Akşam ise sosyalleşmek ve durumunuza bir kaç selfi atabilmek için KAPİTALİZMİN KALESİ OLAN AVM’lerde kafe ve restoranlardasınız.

Bütün gün işteyken boşta duran, kapitalistlerin bankasından kredi çekerek aldığınız evinizin parasını ödeyebilmek için ise çalışıyorsunuz. Yatacağınız saati kalkacağınız saati ne yiyip ne içeceğinizi kimlerle oturup kimlerle gezeceğinizi ne giyinip nasıl soyunacağınızı size reklamlarla ve dizilerle öğretiyorlar. Siz bu duruma direniyorsunuz belki ama, aile bireyleriniz direnmiyor, siz ise mecburen bu duruma teslim oluyorsunuz ama hala burnunuz dik ÖZGÜRÜM diye ortalarda dolanıyorsunuz.

Şarjınız bitti mi şoka. Yiyeceğiniz içeceğiniz bitti mi shop’a girmek zorundasınız yoksa aç kalıyorsunuz. Çünkü bağımız bahçeniz yok ama hala ÇOK özgürsünüz. Siz geçin bu işleri modern köleler. Bu şartlar altında yaşayıp, özgürüm diyen herkes kendisini kandırır. Kapitalistlerin tercihleriyle yaşıyoruz. Onların bizleri görmek istedikleri gibi yaşıyoruz. Yaşamımızın özeti bu…

Bakın Arkadaşlar! kuantum alan dediğimiz bir alan vardır. Bu alanın bir negatif birde pozitif boyutu vardır. Negatif enerji alnında yaşayıp, özgür olmak mümkün değildir. Çünkü bu alanda yaşayan insanlar hep; El alem ne der, beni kim nasıl beğenir kendimi topluma nasıl sevdirir nasıl kabul ettirir, kendime nasıl saygı duydururum mantalitesi ile yaşarlar. Bunların aynası toplumdur çünkü bu alanın gereği budur.

Pozitif yaşam alanı yada boyutu ise özgürleştiğimiz asıl boyuttur.

Bu insanlar, kendilerini yaratanla kendileri ile ve doğa ile barışık yaşarlar. Dolayısı ile kimseye kendilerini kanıtlama gibi bir tercihleri yoktur. Giyim kuşam onlar için mühim değildir, renk ahenk mühim değildir çünkü özne, eşya değil, asıl özne eşyayı kullanan canlıdır. Sevgi frekansında yaşarlar her şeyi ve herkesi severler dolayısıyla sevilirler. Sevgi olan yerde savaş olmaz bu yüzden bu insanlar mutlu ve özgürdürler.

Negatif alanda tepkisel bir yaşam biçimi hakimdir. Kişiler, hem kendileri, hem kaderleri hem çevreleri hem sistem hem de yaradan ile kavga içindedir. Pozitif alanda ise bilişsel bir yaşam hakimdir. Kişi Pozitif alana geçmeden özgür olamaz. Aşılar bizi şeytana köle yapacak diyen arkadaşlar! siz şu anda özgür müsünüz ki köle olacaksınız, bir kişi bir sisteme bir kere köle olur ikincisi yolculuktur.

***

Şenay Tek

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Hiçbirimiz Özgür Değiliz