Mesut Akdağ

Hicret ve Muharrem

İnsan hayatının, milletlerin, devletlerin, medeniyetlerin tarihinde dönüm noktaları vardır.

Bu dönüm noktaları hayatın akışını ve tarihin seyrini değiştirir. Hepimizin hayatında da bir dönüm noktası vardır.

Kimimizin askere gidip gelmesi, kimimizin üniversiteye başlaması kimimizin de evlenmesi vs. medeniyetimizin yani İslam Medeniyetinin dönüm noktası ise Hicrettir.

İslam Mekke’de hapistir. Peygamberimiz (S.A.S) ve Müslümanlar da zulüm ve baskı altındadırlar. İslam tam yaşanamadığı gibi Mekke dışına çıkıp diğer kabilelerin ve insanların Müslüman olması engellenmektedir.

Peygamberimiz (S.A.S) tebliğ görevini yerine getirememektedir. Müslümanlar gördükleri zulüm ve baskıdan dolayı dinlerini özgürce yaşayamamaktadırlar.

Hicret gerçekleşince İslam hapislikten kurtulmuş, peygamberimiz (S.A.S) ve Müslümanlar özgürce ibadet eder hale gelmiştir. Bunun neticesinde de Medine’den İslam dalga dalga tüm dünyaya dağılmıştır. Hicret, bu sebeple İslam’ın en önemli dönüm noktası olmuştur.

Hicret, Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicreti, sıradan bir yolculuk bir göç değildir. Hicret batıldan hakka doğru bir yürüyüştür. Hicret, cahiliyeden hidayete girmeye bir adımdır.

Hicret, bir kaçış değil İslam’ı daha iyi yaşamak ve daha iyi anlatmak için doğup büyüdüğü yerden bütün malı mülkü ve geçmişi bırakarak yeni bir geleceğe yön tutmaktır.

Hicret, kısacası Allah için Allah yolunda bir göçtür. Günahlardan kaçınmak, şeytanın tüm kandırmalarına kanmamak, kalbi tüm kötü huylara kapamaktır.

Muharrem hürmet edilen manasına gelmektedir. Büyük peygamberlere verilen lütuflar, Muharrem ayının onuncu gününde olduğu için hem Muharrem ayı hem de onuncu günü yani aşure günü bizler için tabi ki hürmet edilen, mübarek olan bir ay ve gün olması gerekir.

Peygamberimiz “Ramazan orucundan sonra orucun en faziletlisi, Allah’ın ayı olan Muharrem ayı orucudur!” (Müslim 1153/202) buyurmuştur.

Muharrem ayının Allah’ın ayı olması ve aşure gününde de büyük lütuflarda, ihsanlarda bulunulduğu için bugünde oruç tutarak Allah’ın peygamberlere ihsan ettiği lütuflara bizler de nail olabiliriz.

Yalnız orucu Muharremin 9, 10, ve 11. günlerinde tutmamız gerekir.

Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiklerinde Yahudiler Muharremin 10. gününde oruç tuttuklarını görünce, niçin oruç tuttuklarını sorar. Onlar da bugün Hz. Musa’nın Firavundan kurtulduğu gündür. O günü yâd etmek için oruç tutuyoruz derler.

Peygamberimiz de Musa bizim kardeşimizdir, bizdendir. Biz de oruç tutarız. Fakat size benzememek için bir gün önce ve sonra tutarız der.

Ramazan orucu farz olmadan önce Peygamberimiz Muharrem orucunu sahabelere tutması için emretmiş. Ramazan orucu farz olunca da serbest bırakmış. Fakat faziletini de yukarıdaki hadisinde belirtmiştir.

Muharrem Ayının diğer bir özelliği de Hicri Yılbaşının olmasıdır. Bilindiği üzere Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir. Bu tarih esas alınarak Hz. Ömer zamanında Müslümanların kullanacağı bir takvim düzenlenmiştir.

Muharrem de kameri ayların başlangıcı olduğu için hicri yılbaşını Muharrem ayının birinde başlatmışlardır. Görüldüğü gibi hicret İslam’ın dönüm noktasıdır. İslam’ın dönüm noktası Hicret olduğu gibi bizim de dönüm noktamız olması gerekir.

Peki, bizim manevi dönüm noktası ne olması gerekir veya ne yapmamız gerekir? Bu soruya Peygamberimizin (S.A.S) şu hadisiyle cevap bulalım. “Hakiki muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir.” (Buhari, İman 4, Rikak 26; Nesaî, İman 9)

Peygamberimizin (S.A.S) bu hadisinde olduğu üzere biz de tüm günahlardan hicret ederek bizim de manevi yaşantımızın dönüm noktası olsun.

Hicri Yılbaşınızı, Muharrem ayınızı, Muharremin onuncu gününü yani aşure gününüzü kutlar, hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.

***

Mesut AKDAĞ

mesut akdag - Hicret ve Muharrem

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Hicret ve Muharrem