Safiye Çetinkaya

Neden Umudumu Kaybedeyim

Neden Umudumu Kaybedeyim

Bazen kendime vazife edindiğim araştırıp, öğrenip, gerçekleri anlatmak konusunda beynim yoruluyor, kendimi çok bitkin hissediyorum ve “Sen tek başına insanlığı mı düzelteceksin? Sesini kime duyuracaksın?” diyorum.

Sonra birden aklıma Siyonistlerin beş yaşındaki çocuklarına Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman mabedini yapacaklarını, eğer buna kendi ömrü yetmez ise çocuğuna bunu kesinlikle yapmasını öğütlediği geliyor…

Vietnam savaşında yetim kalan çocukların özel uçaklarla ABD’ye götürüldüğü ve o çocukların Irak savaşında birer gerilla olarak Müslüman erkekleri öldürüp, kadınlara tecavüz ettiği ve şimdi de Suriyeli 26 Bin yetim çocuğun Avrupa’nın göbeğinde birden yok olmasını düşünüyorum.

Yarın diyorum, sahip çıkamadığımız Ümmetin o yetimleri yarın karşımıza ne şekilde çıkacak kim bilir diyorum… Bunu göğüslemeye hazır mıyız acaba diyorum… Sonra sahile bedeni vuran Aylan bebek ve Suriye’de, Irak’ta, Arakan’da, Doğu Türkistan’da öldürülen yüz binlerce Müslüman düşüyor yüreğime…

Daha yirmi yıl öncesi güya en gelişmiş ülkeler olarak gösterilen Avrupa’nın göbeğindeki Bosna’ya yapılanları hatırlıyorum. O günlerde çocuktum elimden bir şey gelmiyordu ve hep “İleride büyüyünce tüm dünyaya bu yapılan iğrençliği haykıracağım. Yeni nesiller çok medeni diye sunulan bu canavarları tanıyacak” dediğimi hatırlıyorum.

Sonra Yahudi ve Hristiyanların tüm Müslümanları yok etmek için izbe odalarda ahitleştikleri geliyor aklıma… Dünya nüfusunu beş yüz milyonun altına indirmek için harekete geçen kirli zihniyetleri düşünüyorum ve hatta utanmadan birde ABD’nin Georgia Eyaletine 30 yıl öncesi diktikleri Rehber taş anıtına “Dünya nüfusunu beş yüz milyonun altında tut” diye yazdıkları kocaman bir anıt diktiklerini ve bu amaçlarına ulaşmak için yüzlerce yeni ölümcül virüsler üretip insanlığı kısırlaştırdıklarını, öldürdüklerini hatırlıyorum…

Ölmeyenlere de tonla ilaç sattıkları aklıma geliyor. Ve bütün bu yok edişe ilk Müslümanlardan başladıklarını görüyorum. Yani ölümle korkutulan Müslümanları hastalığa razı ederek hem üzerimizde yeni ilaçları denedikleri ve bundan da batının zengin oluşunu düşünüyorum…

Yıllardır bizi gıdalar ve medya ile nasıl asimile etmeye çalıştıklarını düşünüyorum… 15 Temmuz gecesi ansızın yollara düştüğümü ve gece yarısı Filistin’den arayan bir dostumun; “Ümmetin umudusunuz. Dualarımız sizinle. Allah yardım edecektir. Korkmayın” deyişini, vücutlarından küçük bir parça dahi kalmadığı için ağırlık olsun diye tabutlarına taş konulan Gölbaşı Polis Özel Harekattaki o 49 yiğit için aylarca ağladığımı hatırlıyorum…

Arkadaşıma “Daha biz seninle Kudüs’te namaz kılacağız. Şam sokaklarında dolaşacağız. Kendi arabamızla Mekke’ye gideceğiz. Gelecek o günler” dediğim hatırıma düşüyor… Ve daha bir çok şey geliyor aklıma…

“Kalem kullanmak birçok hakaretlere maruz kalmayı göze almaktır. Gün gelir yorulursun. Bütün bunları kaldırabilecek misin?” diyen dostuma “Asla pes etmeyeceğim.” diye verdiğim sözü hatırlıyorum…

Sonra diyorum; “Bosna’daki zulmü, batının hala ortaçağ karanlığında olduğunu haykıracak, ülkene sahip çıkacak kadar büyüdün. Tüm insanlık duymasa da bir kişi bile duysa sesimi yeter. Umudum odur ki, o bir kişi de bir başkasına duyuracaktır sesimi…” diyorum.

Çay koyuyorum ve yeniden başlıyorum “Uyanın Müslümanlar” diye bağırmaya… Hem gövdesinden kesilmesine rağmen yeniden filiz veren ağaçlar varken ben neden umudumu kaybedeyim ki?

***

Safiye Çetinkaya

safiye cetinkaya - Neden Umudumu Kaybedeyim

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Neden Umudumu Kaybedeyim