Blogspot

Nedir Bu Acbüz-zeneb

Nedir Bu Acbüz-zeneb?

acbuzzeneb - Nedir Bu Acbüz-zeneb

Bir bilgisayar için veri tabanı ne ise, İnsan için Kuyruk sokumu kemiği olarak bildiğimiz acbü’z-zeneb odur. Bir uçakta Karakutu neyse, insanoğlunda var olan acbuz-zeneb odur. Maddede atom neyse, insanda acbüz-zeneb odur. Tarlada tohum neyse, insanda acbüz-zeneb odur.

Nasıl ki insanların parmak izleri birbirine benzese de asla birbirinin aynı değilse acbü’z-zenebi de aynı değildir. Asla kimsenin ki bir diğeri ile aynı değildir. Döllenme yumurtalama vs. gibi biyolojik işlemler gerçekleştikten sonra, doğacak olan insanın, ilk olarak acbü’z-zeneb’i oluşur ve bugün baş gövde kollar ve bacaklar dediğimiz tam bir insan görüntüsünü kazanacak büyüme, bu acbüz-zeneb’in merkezinden dışa doğru başlar.

Kuyruk sokumu olarak bildiğimiz bu kemik, insanın bedeni çürüyüp yok olsa bile çürümeyen tek parçasıdır. Bir ceset yakılsa, veyahut suda çürüse veyahut tanınmayacak durumda olsa dahi kuyruk sokumu kemiği mevcutsa, DNA’sı çözümlene bilir.

Nitekim 1940’larda Amerika’da yaşanan o meşhur olayı duymayanınız yoktur sanırım. Çok zengin bir adam vefat eder, adamın vefatından birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvurur ve çocuğun, ölen o zengin adamdan olduğunu iddia eder. Beden tamamen çürümüştür ve dönem, ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdir.

Amerika mevcut hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat etme kararı alır. Roma hukukuna bakarlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyette Türkiye’ye gelir. Bu heyet İslam hukukunda bu işin karşılığını bulmak için dönemin İstanbul müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendirilir.

Ömer Nasuhi bilmen, onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorar. Kemiklerin durduğunu öğrenince, onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif eder. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatır.

Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönerler. Çünkü bir müftünün böyle bir tıp bilgisine hâkim olabileceğine ihtimal vermezler, inanmazlar da. Ama bu mesele ekipten bir doktorun dikkatini çeker. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılır ve tarif edilen kemiğin üzerine doktor önce kendi kanını damlatır, kan akıp gider.

Kemiğin üzerine daha sonra çocuğun kanı döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılır. Kemik gerçekten kanı emmiştir ve oradaki herkes hayret içinde kalır. Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da şaşkındır.

Bu olayı ilk defa duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra Ömer hocaya bu meseleyi nereden bildiğini sorarlar. Ömer hoca ise, adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatır. Oradaki küçük bir parçanın önemine değinir.

Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi. Kıyamete kadar hiçbir gücünde buna muktedir olamayacağını zira mahşerde insanların o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatır. Buna delil olarak ta efendimizin bu konu hakkındaki hadislerini bildirir.

Evet, Hadisi şerifte Allah Teâlâ’nın insanı yeniden yaratmasına acbü’z-zenebten başlayacağı bildirilmiştir. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber Sallellahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sûr’a iki üfleme arasında kırk vardır.” Ashabı-ı kiram:
– Ebu Hureyre! Kırk gün mü? diye sordular.
– Bir şey diyemem, dedi. Sahibiler:
– Kırk yıl mı? diye sordular.
– Bir şey diyemem, dedi.
– Kırk ay mı? diye sordular.
– Bir şey diyemem, dedi. (Sonra hadisi şöyle tamamladı) “Kuyruk sokumu (acbü’z-zeneb) dışında insanın bütün bedeni çürüyüp yok olur. Yeniden yaratılma işi kuyruk sokumundan başlar. Sonra Allah Teâlâ gökten bir su indirir, herkes bitkiler gibi yeniden canlanır.”

Yine Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Hz. peygamber şöyle buyurmuştur: “toprak her insanı çürütür. ancak kuyruk sokumu kemiği çürümez. insan ondan yaratılmıştır ve yeniden yaratılması da ondan olacaktır.”

Evet her zaman belirttiğim gibi, İslam sadece bir dinin adı değildir. Aynı zamanda kâinattaki yaşamı düzene sokmak için düzenlenmiş bir sistemin adıdır. Şenay Tek

acbuzzeneb sema - Nedir Bu Acbüz-zeneb

Ruhlar öldükten sonra ‘acbü’z-zeneb’den dirileceği rivayet edilir. Kromozomun şemasına baktığımızda, sentromer denilen yerde kromatidler temas eder ve mikrotübüller birleşir. Kromozomların dışında histon adı verilen protein vardır. Bu protein DNA’yı dışarıya karşı korur. Bu koruma Kalkanlı kromozomla insanın öldüğünde evrende yok olmadan kalması mümkün olur.

Mesela dinozorların kemik hücresinden DNA’sını bulup üretmeye çalışan araştırmalar vardır. Kromozomdaki bu olay insanın genetik bilgilerinin muhafaza edilebileceğini gösterir.

Acbü’z-zeneb diye tarif edebileceğimiz yer, DNA’nın manyetik dünya ile bağlantı kurulan kısmı olarak yorumlanabilir. Bu kısım kromotidlerin temas ettiği ve mikrotübüllerin bağlandığı DNA’nın en kritik yeridir, kavşak noktasıdır. Kuyruksokumu diye tarif edilen yer kromozomun bağlantı yeri, kritik noktası olabilir. Bu yer, insanın vücudunda kavşak noktası, sonlanma yeridir. Bilgilerin sonlandığı yerdir.

Burası muhtemelen evrendeki elektromanyetik dalga fonksiyonu bilgisi ile kimyasal bilginin birleştiği yerdir. DNAdaki adenin, guanin, sitozin, timin adlı dört nükleotidin dizilmesi kimyasal dili oluşturur. Kuyruksokumu, kimya dili (madde dili) ile elektromanyetik (teorik fiziğin) dilin konuştuğu yerdir.

İnsan öldüğünde bu bilginin dalga fonksiyonu halinde evrensel arşivde saklanması çok kuvvetli ihtimaldir. Bu şartlar göz önüne alındığında ruhun bekası akla yakın gözükür. Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Nedir Bu Acbüz-zeneb