Sivrihisar Haberleri

Sivrihisar’dan Dünyaya Açılan Bilim Kapısı

PROF. DR. Mehmet KAPLAN

Adını eteklerine kurulduğu sivri kayalıklardan alan Sivrihisar, tarihi oldukça eskiye dayanan bir yerleşim bölgesidir. Hititler ’den Roma imparatorluğuna, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu tarihsel birikim ve onun oluşturduğu kültürel alt yapı, İlçenin en büyük zenginliği olmuştur. Kybele’nin Büyük Tapınağı, Ağaç Sütunlu Ulu Cami ve onun bir sanat şaheseri geometrik şekilli minberi, Ermeni Kilisesi, Anadolu’daki İlk Bakanlar Kurulunun toplandığı Zaimağa Konağı bu kültürel mirasın sadece bir kaçıdır. Bu tarihi eserler yanında bu topraklardan yetişmiş Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Aziz Mahmud Hüdai, Hızır Bey vd. gibi tarihi şahsiyetleri de unutmamak gerekir.

İşte bu topraklardan, bu kültürden ve bu değerlerden beslenerek ortaya çıkan bir başka şahsiyet ise Türk Edebiyatı’nın önemli araştırmacılarından olan Prof. Dr. Mehmet Kaplan’dır. Kitapta erken Cumhuriyet döneminde; onun çocukluğu ve ilk gençliğinin geçtiği bu kültür abidesi şirin ilçemizde yaşanan sosyal ilişkileri, sözel halk kültürünü, çocuk oyunlarını, şarkı, türkü ve masallarını, yemek kültürünü, Tarihi mekân ve olaylara çocukların bakış açılarını ve bunların oyunlarına yansımalarını bulacaksınız. Kaplan’ın gözünden, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı tanıyacaksınız.

Bu arada siz de çocukluğunuzu, evinizi, sevdiklerinizi, yaşadıklarınızı, üzüntü ve sevinçlerinizi tatlı bir tebessümle hatırlayacaksınız, iyi okumalar dileğiyle.

Doç. Dr. Zafer KOYLU (Editör)

sivrihisar bilim kapisi - Sivrihisar'dan Dünyaya Açılan Bilim Kapısı

ÖNSÖZ YERİNE

2016 yılı biz Sivrihisarlılar için çok ayrı bir anlam taşıyor. Bu yıl birçok yatırımın yanı sıra ilçemizin tarihi ve kültürel değerlerine de el atarak, ulusal ve uluslararası tanıtımımıza büyük önem verdik. Çünkü kültürle ve bilgiyle desteklenmeyen hiçbir iş kalıcı olamaz ve geleceğe kalamaz. Bu nedenle, Sivrihisar’ımızın tarihsel ve kültürel geçmişiyle ilgili çalışmaları sizlerle buluşturduk, bundan sonra da buluşturacağız.

18 Mart 1915’te, yani bundan yüz bir sene önce, Sivrihisar’da doğmuş ve hayatının en önemli devresini -çocukluğunu ve gençliğini- bu topraklarda geçirmiş olan Mehmet Kaplan gösterdiğimiz bu ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Daha açık söylemek gerekirse vefayı, anılmayı, hatırlanmayı hak ediyor. Bunun nedeni çok açık aslında. Mehmet Kaplan yine bu topraklarda doğmuş, bu topraklara bilgi, değer ve incelik katmış büyüklerini, atalarını hiç unutmamış.

Yunus Emre’den bahsetmediği tek yazısı yok hemen hemen onun. Nasrettin Hoca onun ilham kaynaklarından biri olmuş sürekli olarak. Sinan Paşanın kulaklarını sık sık çınlatmış bu Türk edebiyatı âlimi. Geçmişine bu kadar saygılı ve vefalı davranan Mehmet Kaplam, bu toprakların bireyleri olarak tanımak, tanıtmak, bizlerin bir vefa ve gönül borcudur.

Türk edebiyatının tartışmasız en önemli yol açıcı araştırmacı ve eleştirmenlerinden biridir Mehmet Kaplan. Coğrafyamızın yetiştirdiği bu değeri yerel, ulusal ve hatta uluslar arası gündeme taşıyarak Sivrihisar’a ve Sivrihisarlılara kültürel anlamda borcumuzu bir nebze olsun ödemek istiyoruz.

Bu kitabı elinize aldığınızda yüz sene öncesinin Sivrihisar’ı canlanacak gözünüzün önünde. Kimi büyüklerimiz çocukluklarına dönecek, kimi akranlarımız büyüklerinden dinlediklerini bir kere daha yaşayacaklar. Ya çocuklarımız? Onlar da bu kitaba konu olan hemşerileri Mehmet Kaplandan ilham ve güç alacaklar. Bir örnek belirecek gözlerinin önünde. İçlerine belki de bilimin aydınlığı, çalışmanın ve azmin gölgesi düşecek.

Mehmet Kaplan anı kitabının yazımında yoğun emek harcayan Sayın Doç. Dr. Muharrem Dayanç’ı kutluyor, bu çalışmanın Sivrihisar’dan dünyaya yayılan, dostluk, barış, sevgi, kardeşlik sesi olmasını diliyorum. Ayrıca kitabın basılmasını bize öneren ve editörlüğünü yapan, basım işini takip eden arkadaşım Doç. Dr. Zafer KOYLU ’ya da şükranlarımı sunuyorum.

Sivrihisar Belediye Başkanı, Hamid Yüzügüllü

BAŞLARKEN

Her şehrin yetiştirdiği, hemşerisi olarak gördüğü ve bundan gurur duyduğu insanlar vardır. Konya denince Hz. Mevlana; Kırşehir denince Ahi Evran; Ankara denince Hacı Bayram; Nevşehir denince Hacı Bektaş-ı Veli; Erzurum denince İbrahim Hakkı Hazretleri, Şanlıurfa denince Hz. İbrahim, Bilecik denince Şeyh Edebali, Tekirdağ denince Namık Kemal gelir akla… Gönül toprağı verimli olmayan yerlerin böyle bir şansı yoktur. Dolayısıyla memleketlerini öne çıkarmak için bazen bir “Deniz’i, bazen bir “Dağ’ı, bazen bir “Göl’ü, bazen bir “Festival’i kullanarak kendilerini tanıtmak isterler. Ya Eskişehir?

Yetiştirdiği şahsiyetlerle, belki de en çok dikkat çeken yerlerden biri Eskişehir’dir. Bu şehirde doğan, büyüyen, yaşayan insanları şöyle bir hatırlamaya çalıştığı¬mızda görürüz ki burası sahip olduğu değerler bakımından çok zengindir…

• Dünya ve Türk şiir tarihinin en yalın dille en güzel, en sade ve en derin şiirlerini yazan Yunus Emre,

• Dünya ve Türk mizah tarihinde en seviyeli ve en doğal nükteleriyle kendine çok özel bir yer edinmiş olan halk filozofu Nasrettin Hoca,

• Sivrihisar’da doğup daha sonra Türk edebiyatının önemli yol açıcı araştırmacılarından biri olan Mehmet Kaplan.

Bütün bunlarla birlikte Orhan Keskin Beyefendinin kıymetli çalışmasında bahsettiği Şeyh Abdülvahhab, Seyyid Nurettin, Hızır Bey, Çandarlı Kara Halil, Sinan/ Yakup ve Ahmet Paşalar, Aziz Mahmud Hüdai, Şeyh Baba Yusuf, İhsan Gevrek Babuloğlu, İhsan Sarıkardaşoğlu ise akla gelen diğer zirve şahsiyetlerden. Ayrıca unutmadan Seyyid Battal Gaziyi de bunlara ekleyelim. Ve bunların dışında, burada adını şimdilik zikretmeyeceğimiz daha nicesi…

Böylesine zengin bir geçmişe, böylesine önemli birçok değere sahip olması Eskişehir için çok büyük bir fırsat olmakla birlikte çok büyük bir sorumluluktur da. Bunları tanımak ve tanıtmak bu şehirde yaşayan, görev yapan herkesin ortak görevidir de. Birçoğu evrensel anlamda kıymet olan bu insanların ne kadar farkındayız? Bunları gençlere ve çocuklara ne kadar tanıtabiliyoruz? Eskişehirlilerin bu soruları kendilerine sık sık sormaları gerekir. Şunu unutmamalıyız ki milli/ulusal olmadan evrensel olamayız. Eskişehir’i her anlamda çağdaş ve modern yaşama alanı yaparken duyduğumuz kıvancı; bu şehrin sahip olduğu değerleri dünyaya tanıtırken duymuyorsak bu şehri gerçek anlamda sevmiyoruz demektir. Eskişehir’in değerlerini sevmiyoruz demektir.

Doç. DR. MUHARREM DAYANÇ

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Sivrihisar'dan Dünyaya Açılan Bilim Kapısı