Mesut Akdağ

Kendimizi Görememe Cahilliği

Kendimizi Görememe Cahilliği

-Yok yok arkadaşım! Bu millet adam olmaz.

-Evet, çok doğru diyorsun bu millet hiç hem de hiç adam olmaz. Yalancılık, dolandırıcılık, hile, düzenbazlık, sahtekarlık, adam kayırmacılık, bir menfaat için kırk yıllık dostunu satmalar, ne ararsan var bu millette.

-Evet, bu milletin suyu çıkmış. İflah olmaz bu millet. Nerede o eski paylaşım, yardımseverlik, insanların birbirine karşı samimiyeti, dürüstlüğü, yardımseverliği? – Çok doğru söylüyorsun. Artık o eski müşteriler de yok. Kırk yıl her türlü kahrını çekersin, paraları olmadığında idare edersin, bir de bakmışsın 3 kuruş ucuz satıyor diye hemen başka dükkana gidivermişler Hal hatır, gönül kalmamış.

-Yazık, çok yazık.
Mahallenin iki esnafı böyle milletin ve toplumun durumundan dert yanıp konuşurken içeriye mahalle çarşı camisinin imamı girer. Dükkan sahibi Hemen hocaya doğru yönelir.

-Ooo! Hoş geldin hocam dükkanımıza. Bizi şereflendirdiniz. Dedikten sonra boş sandalye göstererek “Buyurun, buyurun. Şöyle oturun.” hocaya yer gösterir. Hoca da gösterilen yere oturmadan önce dükkan sahibine ve diğer misafir esnafa selam verir ve her ikisi ile de tokalaşır. Sonra oturur. misafir esnaf da hoca efendiye “Hoş geldiniz hocam. Nasılsınız iyi misiniz?” diyerek hal hatır sorar.

-Elhamdülillah iyiyim. Sizler nasılsınız?

-Elhamdülillah iyiyim hocam.

-Az önce hararetli hararetli ne konuşuyordunuz?

-Hiç sorma hocam. Ne ben anlatayım ne de siz sorun hocam.

-Hayırdır, neymiş böyle sizi çok sıkacak, üzecek sorun olan şey?

-Hocam şu toplumumuzun, milletimizin hali.

-Ne varmış milletimizin, toplumumuzun halinde?

-Daha ne olsun hocam. Eski günlerdeki gibi ahde vefa, dürüstlük, birbirimizin yardımına koşma ve daha ne güzel hasletler toplumumuzda yok oldu gitti hocam.
Diğer esnaf da söze karışır.

-Evet hocam Mehmet usta doğru söylüyor. Toplumumuzun hakikaten tüm ahlaki değerleri yok olmuş. Ne büyüklere saygı, hürmet ne de insanların birbirine karşı saygısı ve tahammülü kalmış.

-Daha dün dükkanda yaşadıklarım toplumumuzun, insanların tamamen çığırından çıktığının en büyük göstergesi yahu!
İmam efendi ve Mehmet Usta dükkan sahibine dünkü yaşadıklarını anlatmasını ister gibi sabırsız halde meraklı meraklı baktılar. Dükkan sahibi de onların bu meraklarını gidermek için kaldığı yerden devam etti.

-Dün öğleden sonra sıralarıydı. Ayıptır söylemesi dükkanımda yemek yiyordum. Tam bu esnada bir müşteri geldi. Tabi müşterimiz vesile-i nimetimiz, hemen kalkıp hoş geldiniz dedim. Fakat müşterinin yaptığına ne buyurursunuz? Mehmet usta heyecanla

-Eee anlat. Ne yaptı müşterin?

-Ne yapacak? Yüzüme bile bakmadan, bir şey demeden dükkanda dolaşmaya başladı. Bir kaç defa buyurun, ne istiyorsunuz? Nasıl yardımcı olabilirim diye sordum. Ama nafile hiç oralı olmadan raflara bakıyor. Karnım aç, yemek soğuyor. Yemek yerken gördüğü halde ne anlayış var ne de selam kelam var. Mehmet Usta sinirlenerek

-Böylelerini alacaksın Samanyolundan çıkartıp uzayın taa derinliklerine hatta kara deliklerden birisine gömeceksin ki bir daha dünyamıza gelmesin. Hem biz esnaflar hem de dünyamız böylelerinden kurtulsun. Dedi.

-Doğru diyorsun azizim. Sonra raflara baktı baktı. Fotoğraf albümü var mı diye sordu. Hemen raftan getirdim. Fiyatını söyleyince. “Çok pahalı, ne yapıyorsunuz böyle? İnsanları kazıklıyorsunuz.” Daha neler neler söyledi bir bilseniz. Alttan aldıkça daha da söylenmeye devam etti. Öyle dedim olmuyor. Böyle dedim olmuyor. Alacağı alt tarafı bir fotoğraf albümü, atla deve değil ki. Sonunda dükkandan kovdum.

-En iyisini yapmışsın. Bunun gibileri insanın tüm sinir sistemini bozuyor.
Böyle kendi aralarında konuşurken kendilerini ziyarete gelen İmam Efendiyi hatırladılar. Mehmet Usta

-Biz kendi derdimize düştük sizi unuttuk hocam. İşte insanlarımız bizi zıvanadan çıkartıyor, bazı şeyleri unutturuyorlar.

-Estağfurullah, Mehmet abicim.

-Eee sen ne dersin bu toplumun haline.

-Toplum hakkında söyledikleriniz doğru. Fakat eleştirmenizde ise haksızsınız. İkisi çok şaşırmış halde birbirine baktılar. Neden haksızmışız Hocam?

-Çünkü deminden beri yerden yere vurduğunuz toplumun içinde siz de varsınız. Yani bu toplumu oluşturan, içinde yaşayan sizlersiniz. Toplumun böyle dejenere olmasına siz de katkı sağlayanlardan olabilirsiniz. Siz müşterilerinizden, memur halktan, biz cemaatten, halk bizden, esnaftan, memurdan yakınıyor. Halbuki, hepimiz birbirimize muhtacız. Siz benim cemaatim olduğunuz gibi sizin müşteriniz oluyorum.

Siz devlet dairesine gidiyorsunuz memura işiniz düşüyor, orada işinizin uzun sürmesine dayanamayıp homurdanıyorsunuz. Aynı şekilde başka esnafın müşterisi oluyorsunuz. Müşterilerinizin yaptıklarını aynen o esnafa da siz de yapıyorsunuz. Şimdi anladınız mı neden halkı eleştirmekte haksız olduğumuzu? İkisi birden mahcup bir şekilde yüzlerini eğerler. Doğru söylüyorsun Hocam. Fakat ne yapabiliriz ki?

-Aynaya baktınız mı hiç? Şaşırmış şekilde, konunun aynayla ne ilgisi var, der gibi bakarak

-Bakmaz olur muyuz Hocam. Her gün kim bilir kaç defa bakıyoruz.

-Bakıyorsunuz bakmasına ama kendinizi görmüyorsunuz.
İyice şaşırdılar. İmam Efendiye alaylı alaylı bakarak

-Hocam görmez miyiz. Aynaya bakınca kendimizi görürüz, başka kimi göreceğiz ki? Dediler.

-Evet dediğiniz gibi kişi aynaya bakınca kendisini görür. Benim aynadan kastettiğim başka.

-Nasıl başka anlamadık?

-Biz kendi kusurlarımızı görmüyoruz. Başkalarının küçücük bir hatasını büyütüyoruz da büyütüyoruz. Eleştiriyi yaparken kendimize bakmayıp hatta kendi kusurlarımızı başkalarına yükleyip ha babam eleştirip duruyoruz. Aynada kendimizin kusurlarımızı görmeyip başkalarının hatalarını görüyoruz. Mesela siz.

-Nasıl biz Hocam.

-Hani az önce siz de birbirinizin müşterisi oluyorsunuz demiştim ya?

-Eveeet?

-Geçen gün Konfeksiyoncu Halit Abiye gömlek almaya gelmiştin. Hani ben de oradaydım.

-Evet hatırladım.

-O gömleği alırken saatlerce gömlek bakıp neredeyse tüm raftaki gömlekleri aşağıya indirttiniz. En sonunda bir gömlek beğenebildiniz. Halit Abiye illallah çektirerek pazarlık yaptınız. Halit Abi de sizden kurtulmak için dediğiniz fiyata verdi. Siz gittikten sonra Halit Abi sinirinden “Bir de esnaf olacak. Esnaf böyle yaparsa vatandaş ne yapar? ” diye söylenip durdu. Kendisini güç yatıştırdım.

İmam Efendi, onların hatalarını yüzlerine vurunca ne diyeceklerini, ne yapacaklarını bilemeden öylece kalakaldılar. Bir müddet sonra kendilerini topladılar. İmam Efendiye suçluymuş gibi bakarak

-Ne yapalım hocam? Toplumumuz böyle olmuş. Biz ne yapabiliriz?

-Yapacağımız şey, aynada kendimizi görmek. Aynadaki kusurlarımızı düzeltmek. En önemlisi, toplum ve çevremiz ne olursa olsun biz işimizi nasıl yapılması gerekiyorsa öyle yapacağız. Ahlaki değerlerden hiç ödün vermeyeceğiz. Biz ne kadar dürüst olursak işlerimizi düzgün şekilde yaparsak hem kendimize hem de toplumumuza iyilik yapmış oluruz. Biz, bu iyiliğimizle başkalarına da örnek olabiliriz. İşte, o zaman toplumumuzu düzeltebiliriz. Ha ne dersiniz?

İmam Efendi bu sözlerinden sonra saatine baktı.

-Ooo lafa dalmışız neredeyse ezan vaktini kaçıracakmışız. Ben müsaadenizi isteyerek camiye gidiyorum. Hoş çakalın. Diyerek dükkandan çıkar. İki esnaf da arkasından mahcup bir şekilde bakakalırlar.

***

Mesut AKDAĞ

mesut akdag - Kendimizi Görememe Cahilliği

Add Comment

Click here to post a comment

dizi
logo
sivrihisar sehrengizi 1 - Kendimizi Görememe Cahilliği